Pratik Bir Uygulama: Kabulünüzün Sınırlarını Çizmek-RAMTHA-(BEYİN)-13


“Siz kabul ettiğiniz her şeyi tezahür ettirebilirsiniz. Kabul etmediğiniz her şeye karşı büyük zorluk yaşayacaksınız,çünkü insan beyni üç-boyutsal bir biçimde işlev yapmaktadır.Üç-boyutlu realitede bir üstat olarak başlamak,sizin çok-boyutlu olduğunuz kavramıyla başlar.”- Ramtha

Şimdi boş bir kâğıt çıkarıp, inandığınız her şeyi, özellikle yapabileceğiniz şeyleri yazmanızı istiyorum. İnanabileceğiniz şeyleri, inandığınız şeyleri ve yapmış olduğunuz şeyleri sıralayın. Siz neyi kabul edersiniz? O şeylerin yanına, amaçlı olarak tezahür ettirdiğiniz ve deneyimlediğiniz şeyleri not etmenizi de istiyorum. Size bunu yaptırmamın nedeni, bu listenin size neyi deneyimlemeye muktedir olduğunuzu göstermesidir. O size, sizin parametrelerinizi, ne kadar sınırlı ya da sınırsız olduğunuzu ve o sınırlar içinde tezahür ettirebileceğiniz gerçeği gösterir.

Şimdi bu listeye bakmanızı istiyorum. Teorik olarak, eğer ben size bir karta bu listedeki maddelerden herhangi birini ifade eden bir sembol çizmenizi ya da bir sözcük yazmanızı söyleseydim ve siz o sembole veya o sözcüğe (onu ön lobunuza koyarak) samimiyetle odaklansaydınız, o gerçekleşirdi. O tezahür ederdi. Eğer kabul ettiğiniz şey üzerinde odaklanırsanız, siz onu kabul etmekte daha mütevazı oldukça, onun gerçekleşmesi de o kadar hızlı ve güçlü olur.

Bu noktaya kadar imaj hakkında söylediklerimi göz önüne aldığınızda, bir kavram konusunda mütevazı ve küçük bir çocuk gibi olmanın neden önemli olduğunu anlayabilirsiniz. Şimdi, cennet alemine girmenin, bir yetişkine kıyasla, bir çocuk için neden daha kolay olduğunu anlayabilirsiniz. Siz imajınızın ilerlemenizin yolunu kestiğini anlamaya başlıyorsunuz. Bunu aklınızda tutarak, daha fazla inanmadıkça, daha fazla ilgilenmedikçe, daha tembel ve motivasyona karşılık vermekte daha yavaş olacağınızı bilin. Çünkü sizin beynin kimyasal belleğinde depoladığı ve imaj tarafından reddedilmiş olan bir potansiyelle ilgili kavramı odağınızın ön plânına getirmeniz gerekir. Onu odağınızın ön plânına çekmeniz, imajın tüm beyanlarını geçersiz kılmanız gerekir. Sizin ilham almakta ve karşılık vermekte zorlanmanızın, tembel olmanızın ve yolunuzu daha birçok şeyin kesmesinin nedeni, o kavramın çoktan kabul edilemez olarak yaftalanmış olmasıdır. O reddedilmiştir. Ben sizin belleğinizden, bir kez deneyimlemeye çalıştığınız, ama bunun için gerekli bilgi ve inanca sahip olmadığınız için tamamen başarısız olduğunuz bir kavramı çekip çıkardığımda, o kavram çoktan şu emirle damgalanmış ve şifrelenmiştir: Bu gerçekleşmeyecek.

Biz onu sizin odağınızın önüne getirmeye çalışıyoruz. Biz sizin ilham almanızı sağlamaya çalışıyoruz. Siz neden ilham alamıyorsunuz? Çünkü beyninizde ona karşı bir yargı vardır. Eğer ben bir şey üzerinde odaklanmanızı istesem, ama bunu yapmak sizin içinizden gelmese, bunun nedeni nedir? Çünkü siz ona inanmazsınız.

Ben size Öğretileri saf tutmanızı söylediğimde, kast ettiğim tam olarak budur. Öğretileri saf tuttuğunuzda ve onları içinize aldığınızda, sonraki deneyiminize geçer ve onu deneyimlersiniz. Siz felsefeyi alıp bir deneyim olarak uyguladığınızda ve o işe yaradığında, onun sonunda sihre sahip olursunuz. Siz şimdi imajı kesin olarak aşmışsınızdır.

Bu öğreti işe yarar, ama siz ona hazır olmadığınızda, onu oldurmaya çalışır ve geleneksel bilgeliği uygularsınız ya da onu başka biriyle tartışırsınız ve o bu öğretiyi kendi algısı ve emirleri ile kaşeler. O öğreti size onun görüşüyle kaplanmış olarak döner. Peki, o kişinin görüşü nerede oluşmuştur? Onun genetik ağında. Eğer sizin deneyimle ilgili hiç bilginiz ve bilgeliğiniz yoksa, siz sadece boş laflara sahipseniz, bu deneyimde tamamen başarısız olursunuz. Ve siz o deneyim için hazırlanmadığınızdan dolayı başarısız olduğunuzda, beyniniz onu olumsuz bir deneyim ya da bir başarısızlık olarak kaydeder.

Siz benim derslerime geri döner ve tekrar ilham almaya ve bir zamanlar içinizde bulunan şeyi yeniden bulmaya çalışırsınız. Sizin onu yapabilmenizin tek yolu onu arıtmaktır. Onu arıtmak için, sizin onu -uyuşukluğunuza ve isteksizliğinize rağmen- öne çıkarıp, üzerinde odaklanmanız gerekir. Onu ön lobunuza getirip üzerinde odaklanmanız gerekir. Onun üzerinde odaklandığınızda ve onu realite olarak deneyimlemeye hazır olduğunuzda, onu arıtmış olursunuz. Buna ateş ile arıtma denir. Bu, sizin bu harika öğretiyi zihninizin belleğinden çıkarıp göz önüne getirmeniz, şevke gelmeniz ve azmetmeniz gerektiği anlamına gelir, ama siz bu konuda şevklenmek istemezsiniz. Sizin, tüm alışkanlıklarınıza, tüm duyusal arzularınıza karşın 0 öğretiyi orada tutmanız gerekir. O kısa bir süre sonra tezahür ettiğinde ise, siz onu arıtmış, onu bir kez daha –geçersiz kılmak yerine- mutlak şekilde kabul etmişsinizdir. Bu öğretilerin saf kalması ve sizin içinizde tutulması gerekir. Bu öğretileri başka öğretmenlere götürüp onlarla tartışmayın; bunu yaparsanız, bu öğretileri kirletirsiniz ve onlar asla gerçekleşmez.

Siz kabul ettiğiniz her şeyi tezahür ettirebilirsiniz. Kabul etmediğiniz her şeye karşı büyük zorluk yaşayacaksınız, çünkü insan beyni üç-boyutsa] bir biçimde işlev yapmaktadır. Üç- boyutlu realitede bir üstat olarak başlamak, sizin çok-boyutlu olduğunuz -saf- kavramıyla başlar. Siz sadece kirlenmiş olduğunuz ve bilinmeyen kavramı sizin için korku verici bir kavram olduğu için harika bir hayattan men edilirsiniz. Bilinmeyen, ölmek gibidir ve ölmenin sizin için korku verici olmasının nedeni sizin ne olacağınızı ve nerede olacağınızı öngörememenizdir. Siz onun üzerinde hiçbir kontrole sahip değilsinizdir, çünkü realiteyi .belirleyen duyumsal bedeninizi yitirmişsinizdir ve sonraki ortamınızı nasıl duyumsayacağınızı bilemezsiniz.

Eğer ölümden sonra geçtiğiniz sonraki bedende bir insan beyni yoksa siz realiteyi nasıl duyumsarsınız? Bazı varlıkların üstatlar olabilmelerinin nedeni, onların içlerindeki Tanrı’yı ortaya çıkarabilmiş olmalarıdır ve bu onları ölümsüz kılar. O zaman bu üstatların bedenleri onların saf ifade vasıtaları olarak ebediyen yaşayabilir. Onların bunu yapabilmiş olmalarının nedeni, beyinlerini bir süper-zihin hali üreten bir süper-bilince açabilmiş olmalarıdır. Bu, imajı geçersiz kılarak yapılır. Siz bunu bu okulda nasıl başarırsınız? Önce felsefi, teorik bilgi alarak,sonra o bilgiyi deneyimleyerek.

Eğer sizin zihniniz sadece üç-boyutlu insan zihni olmuşsa, o başka bir yaşam-formunun müthiş kavramlarını kavrayabilir ve 0 veriyi mevcut insan beynine kaydedebilir mi? Zihin insan beynine özgü müdür, yoksa onun bir ürünü müdür? Zihin beynin bir ürünüdür. Birçoğunuz sizin sizden başka bir şey olabileceğinizi ve aşkın bir deneyim yaşayabileceğinizi kabul edersiniz. Bu sizin zihninizi boyutsal kılar mı? Hayır, kılmaz. O, zihni genişletir. Üç-boyutlu bir âlemde başka bir yaşam-formu olmak zihni hâlâ üç-boyutlu olarak tutar. Onun yaptığı şey, imajın bariyerlerini yıkmaya başlamaktır.

Eğer siz bir nehrin kıyısında büyük bir meşe ağacı olmanın, yükseklerde uçan bir kartal olmanın sihrini sergilemenin neyi gerektirdiğini bilirseniz, eğer bir kelebeğe ya da beyaz bir baykuşa dönüşmenin neyi gerektirdiğini bilirseniz, o zaman siz bu yaşam-formundan başka bir yaşam-formuna dönüşme ve bu süreçte bu yaşam-formunu geliştirme yeteneğine sahipsinizdir. Siz bu bilinci uyandırdığınızda, onu bedenin dışına çekip başka bir şeye yerleştirdiğinizde ve onun yaşam bulmasına izin verdiğinizde, çok-boyutlu bir varlık haline gelirsiniz. Eğer o şey yaşam bulur ve siz onu deneyimlerseniz, o zaman bilinci bu bedenden, hatta bu beyinden yavaş yavaş ayırıyor olursunuz.

Sizin bilinci bu bedenden ayırabilmeniz, çok-boyutlu olmanız anlamına gelir ve eğer siz bu bedensel çerçeveden çıkabilirseniz, bu zamandan da çıkmış olursunuz. Aradaki fark şudur: Çok-boyutlu bir zihin, Mısır’daki piramide bir anda gitme, onu şimdi deneyimleme yeteneğine sahiptir. Üç-boyutlu bir zihin ise o piramidi iki günde deneyimleme yeteneğine sahiptir. Eğer varlık bir kuş olma yeteneğine sahip olsaydı ve oraya on beş günde uçsaydı, bu hâlâ üç-boyutlu bir zihin olurdu, ama sınırsız bir üç-boyutlu zihin olurdu.

Sürüngen Beyin ve Kutsal Beyin

“Beyin fantastik gerçekliği yaratır, çünkü o bir alıcıdır.Beyin Sonsuz Bilinmeyeni alıp algılayabilir ve onu bir Mesih gibi işlemden geçirebilir. Bu beyin her şeyi yapabilir, çünkü beden büyük bir bilinci taşıyacak şekilde tasarlanmıştır. “- Ramtha

Daha önce söylediğim gibi, Sürüngen beynin içinde, sinir sistemi yoluyla, kutsal zihin ya da kutsal beyin kat kat yer alır. Neokortekste, beynin tüm bilinçli yeteneği, yani görme, işitme, koklama, tatma ve hissetme duyulan bulunur. Beyninizin beyincik bölümü sizin ta Boşluğa kadar uzanan tüm bantlarınızla sürekli bağlantı içindedir.

Bantların her düzeyi düşünceyi potansiyel ve zaman olarak değiştirir. Dördüncü düzeyde doğan bir düşünce, görünür ışıktan (üçüncü düzeyden) geçerek beyne ulaşır. Kızılötesi (ikinci düzey) son derece psişik bir bölgedir. Orada doğan düşünceler bireyi uyandırmaya başlar, ama beyne gelen tüm düşünceler engellenir ve beyne giremez. Siz her an diğer zamanlarda da bulunursunuz. Siz kızılötesinde, görünür ışıkta, Sıfır Noktası’na kadar her düzeyde bulunursunuz ve düşünceyi aynı anda farklı zamanlarda deneyimlersiniz. Sadece bu fiziksel kat, üçüncü boyut düşüncenin gerçekleştiği yerdir ve üçüncü boyut insan organizmasının duyuları tarafından belirlenir.

Ben sizinle konuşurken, kanalımın (JZ Knight’ın) beynine aktarılan elektromanyetik tayfın yedi düzeyini de içeren bir bilinç olarak konuşurum. Ben bu bedenin çevresindeyim; benim tüm frekansım bu bedenin çevresindedir. Ben bu beynin mekanizmasını bu başın arkasından doğru kullanarak sizinle konuşuyorum. Söyleyeceklerimi ifade edebilmek için, neokortekste depolanmış olan tüm veriyi ve bilgiyi kullanıyorum. Ben bu bedenle çalışırken, onu mühürleri vasıtasıyla idare ediyorum ve arka taraftan girerek onun beynini kullanıyorum. Sizin çok-boyutlu olarak uyanmaya başlamanız için, burada gözleriniz kapalı (bir bezle bağlı) olarak oturmanız, tüm duyularınızın kapatılması ve sizin kesinlikle sessiz ve hareketsiz olmanız gerekir. Siz boyutlar-arası bir varlık olarak uyandığınızda, üç-boyutlu realitenin ötesindeki başka boyutlarda bir beden olarak uyanacaksınız.

Siz yakın gelecekte bu okulda ilk olağanüstü yolculuğunuzu bilinçli bir varlık olarak yapacak, bu âlem ile görünür ışık âlemi (üçüncü düzey) arasında tüm yetilerinizle birlikte hareket edeceksiniz. O âlemde size uzak bir yeri ziyaret ettiğinizin kanıtı sunulacak ve sizin sınavlarınızdan biri bu olacak. Bu sizi lineer biçimde düşünme yeteneğinin dışına çıkarır ve boyutsal olmanızı sağlar. Sizi kuşatan tüm bu bantlar size sürekli bilgi verir, ancak bu süreklilik bir Şimdi hali içindedir. Siz bilinecek her şeyi bilirsiniz, çünkü içinizdeki Tanrı tüm bu düzeyleri size yansıtmakta, onları bedeninize aktarmaktadır ki siz onu deneyimleyip ifade edebilesiniz. Bu aktarım, beyindeki -daha önce sözünü ettiğim- eylem tarafından tam beyincikte kesilir.

Herkesin düşünceleri görünür ışık bandında -onun yüksek, orta veya düşük düzeyinde- yaşar. Siz görünür ışıktaki her düşünceyi aşağı doğru almaktasınız. Ayrıca Sonsuz Bilinmeyen’den size gelmekte olan tüm düşünceleri de alıyorsunuz. Açıkçası, sizin imajınız bir amaca hizmet eder. O sizin sürekli olarak çevrenizde bulunan belirli şeyleri bilmenize izin vermez, çünkü siz onları bilmeye hazır değilsinizdir ve onlar sizi ilgilendirmez. İmajınız birisinin sizin hakkınızda kötü düşündüğünü bilmenize izin vermez. O, yaratmış olduğunuz geleceğin belki yarın sabah sona ereceğini bilmenize izin vermez. İmaj her şeyi sansürden geçirir. O size her gün sadece uygun görülen, sizin yapmanız için onaylanan şeyleri sunar. Siz sadece o küçük günü plânlar ve hesaba katarsınız ve birden bir şey vuku bulur ve siz kendi kendinize, “Bunun geldiğini neden göremedim?” diye sorarsınız. Siz onun geldiğini görmediniz, çünkü kafanızın içindeki sansürü değiştirmek için hiçbir çalışma yapmadınız.

İmaj, aydınlanmamış insanlar için bir amaca hizmet eder. Onların bilinmeyen âlemlere girmelerini engeller,  onlar bu yolculuk için gerekli donanıma sahip değildirler.Bir çoğunuz bu yolculuk için gerekli donanıma hâlâ sahip değilsiniz, çünkü siz hâlâ piramidi görmenin en büyük realitisinin iki günde gerçekleşeceğini düşünürsünüz. Eğer siz yetersiz donanımlıysanız, herkesin düşüncelerini bilemezsiniz (bilmenize izin verilmez), çünkü siz çok duygusalsınızdır. Siz herkesin düşüncelerini ve sizin hakkınızda gerçekten ne düşündüklerini bilemezsiniz, çünkü objektif değilsinizdir. Siz sübjektifsinizdir, bu da herkesin sizin hislerinizi incitebileceği anlamına gelir. Eğer siz gerçeğin aslında ne olduğunu bilmeye hazır değilseniz, o zaman gerçeği görmek ve bilmek sizin için yıkıcı olacaktır.

Aranızda, geçmişiyle başa çıkmakta, kurbanlığı ve mağdurluğu ile başa çıkmakta hâlâ zorlananlar vardır. Aranızda hâlâ geçmişin travmasını içlerinde taşıyan ve onu bırakmayanlar vardır. Eğer travmalarınızı ve geçmişinizi bırakmazsanız. beyinde açılan -ve sürekli olarak size sunulan diğer âlemleri deneyimlemenizi sağlayacak olan- o kapıdan giremezsiniz. Bir insanın deneyimleyebileceği en büyük cehennem ve işkence her şeyi bilmektir ve siz her şeyi bilmeye hazır değilsiniz.

Eğer siz düşünceyi görebilseydiniz ve sizinle ilgili kötü ya da ahlâksızca düşüncelere sahip olan bir insanla karşılaşmasaydınız, eğer o düşünceleri gerçek şeyler olarak görebilseydiniz, onlar size iblisler olarak görünürdü. Onlar size kötü şeyler olarak görünürdü. Ve böylece baktığınız her yerde insanların gölgelerini görürdünüz, ama o düşünceler ya da o iblisler size içinde bulundukları insanlardan daha gerçek olarak görünürdü. Siz bunu görmeye hazır mısınız?

Eğer siz realiteyi duyularınızla belirliyorsanız, yani sadece görebildiğiniz, işitebildiğiniz, koklayabildiğiniz, tadabildiğiniz ve hissedebildiğiniz şeyi realite olarak görüyorsanız, imaj tarafından yasaklanmış olan şeyi bilemeyeceksiniz. Öte yandan,eğer beyinde bulunan şeyin realite olduğu -onun yasa yapıcı, yaşam verici olduğu, bedenin hayatınızı yaratmadığı, bilincin hayatınızı yarattığı- görüşünü benimsemişseniz, siz yasaklanmış olanı bilmeye hazırsınızdır. O kapıdan geçmeye hazır olduğunuzda, karşınızda gördüğünüz realitelerin aslını hemen anlayabileceksiniz. Onların insanların düşünceleri, düşünce-formları ve onların enerjisini yok eden şeyler olduğunu anlayabileceksiniz. İnsanların neyin üzerinde odaklandıklarını açıkça görebilecek ve onları izleyeceksiniz. Siz hazır olacaksınız,  forma, yani insana karşı düşünceyi görmeye hazır olacaksınız. O sizin realiteniz olduğunda, o zaman siz hayatın sonucu yerine,hayatı önceden belirleyen her şeyi göreceksiniz.

Boyutsal Bir Zihin Olmak

“Çok-boyutlu bir varlık olmak için, sizin fiziksellik kavramını bırakmanız ve bu imajı, onun idealini bırakmaya gönüllü olmanız gerekir.” – Ramtha

Beyin fantastik gerçekliği yaratır, çünkü o bir alıcıdır. Bu beyin Sonsuz Bilinmeyeni alıp algılayabilir ve onu bir Mesih gibi işlemden geçirebilir. Bu beyin her şeyi yapabilir, çünkü beden büyük bir bilinci taşıyacak şekilde tasarlanmıştır. Ama o ayrıca sizi düzeltmeye ve yargılamaya maruz bırakacak şekilde de tasarlanmıştır. Siz bütün hayatınızı bilinmeyeni asla bilmeden yaşayabilirsiniz. Görünür ışığa kadar tüm kızılötesi bölge toplumsal bilincin deneyimlendiği yerdir. Kızılötesinde bulunan tüm orta-beyin bölgesi ise psişik olan kişilerin bu yeteneği buldukları yerdir. Onlar psişik yetenekleri görünür ışığın ötesinde bulmazlar.

Görünür ışığın ötesinde sadece insanları ve onların düşüncelerini değil, başka bir boyutu da fark edersiniz. Görünür ışığın ötesi, ilk üç mührün ötesi harika bir düzeydir. İlk üç mühür çekicidir, ama harika değildir. Ben size beyninizin üçte birinden de azım kullandığınızı söylerim, eğer beyin tüm bu bantları kullanabilseydi ve onları hologramlara dönüştürebilseydi, o zaman siz bilinmeyen hakkında bir soru oluşturabilecek yeteneğe sahip olurdunuz. Eğer onun üzerinde odaklanırsanız, onu tezahür ettirirsiniz ve o sizin hayatınızın bir parçası olur.

Hepiniz Tanrı’ya sahipsiniz, hepiniz idrak etme ve uyanma yeteneğine sahipsiniz; her varlık buna sahiptir. Sizin ne kadar kuşku barındırdığınıza ve hayatta-kalma bilincinizin ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak, çeşitli uyanış dereceleri vardır. Eğer siz bedende güçlüyseniz, o zaman Öz’de güçsüz olacaksınızdır. Eğer siz Öz’de güçlüyseniz, çoğu kez bedeniniz güçsüz görünecektir; çünkü sizin odak noktanız beden değil, bilinç olacaktır.

Boyutsal bir zihin konusunda, eğer siz öğreneceğiniz şeyi kabul eder ve onu öğrenecek kadar mütevazı olursanız, ben size kendisine kendisi dışında sahip olabilen ve başka bir şeyin zihnine sahip olabilen bir varlık olmayı, bunu nasıl yapacağınızı öğretebilirim. Bir meşe ağacı ya da bir kartal olmak için,siz o sihre nasıl başlayacağınızı öğreneceksiniz ve o sihirdir. Bir kez onu gördüğünüzde, onu deneyimleyebilirsiniz ve ben hayatınızda yaşayacağınız deneyimlerin size ve beyninizdeki yargıca, “Bak, gerçek budur” diyen bir sembol olmalarını sağlayacağım. Ben sizin sınırlı düşüncelerinizi aşmanızı sağlayabildiğimde, sizin inanmadığınız şeyler üzerinde çalışacak ve onları yüzeye çıkmaya zorlayacağız. Ben, inanmadığınız şeyi nasıl tezahür ettireceğinizi size göstereceğim.

Siz boyutsal olduğunuzda, beden olma kavramını bırakmanız gerekir. Çok-boyutlu bir varlık olmak için, fıziksellik kavramım bırakmanız ve imajı, onun idealini bırakmaya gönüllü olmanız gerekir. Eğer bunu yapmazsanız, o zaman benim öğretilerinin gerçekten iyi olduğunu, sizin çok şey öğrendiğinizi, onların hayatınızı zenginleştirdiğini, ama hayatınızı değiştirmek için gereken şeyi asla yapmadığım düşünerek bir ömür geçirebilirsiniz.

Değişim gelişim ile eş anlamlıdır, çünkü sizin daha büyük bilgi kazanmanız için, daha muhteşem bir hayata sahip olmanız gerekir. Eğer zihniniz bilginizi -bu harika bilgiyi- gerçekten içermezse, siz bir realiteyi gerçekleştirmek amacıyla onun üzerinde odaklanmak için gerekli kabule sahip olamazsınız.

Hayal kuranlar, hayalciler, hayallerle oyalanan insanlardır ve onlar onun bir hayal olduğunu bilirler. Onlar onun bir hayal olduğunu bilirler, ama siz bir hayalle oyalanırken hayatınızın da oyalanacağını bilmezler. Eğer onlar bu bilgiye sahip olsalardı, o zaman hayalini kurdukları şeyi gerçekten yaşaya- bilirlerdi. Değişim: Ben sizin değişmenizi istiyorum, çünkü sizin sadece hücrelerden, sıvıdan, beyinden, kemikten ve ilikten ibaret olmadığınızı bilmenizi istiyorum. Ben sizin saçlardan, gözlerden, tükürükten, yemekten, sindirimden daha fazla şeyi içerdiğinizi bilmenizi istiyorum.

Ben sizin bilinç ve enerjinin, yaratma  içinizde bulunduğunu bilmenizi istiyorum. Yoksunluk üzerinde odaklanmayı bırakın ve aşırı ve müthiş olan üzerinde odaklanın. Hayatta-kalma üzerinde odaklanmayı bırakın ve bilgi üzerinde odaklanın, çünkü dikkatinizin odağına neyi getirirseniz onu deneyimleyeceksiniz. Hepinizin geçmişin eski yerlerine takılıp kalmanızın nedeni, eski yerlerin size çekici gelmesidir, çünkü onlar duyumsal doğadadır. İşte bu yüzden onlar beyninizi işgal eder. Sizin bedeninizi yönetmeniz yerine, bedeniniz sizi yönetmektedir. Hayatınızı değiştirebileceğinizi anladığınızda, onu değiştirmek üzerinde odaklanın ve o değişecektir.

Sevinç üzerinde odaklanın. O zaman onu idraklerinizde deneyimleyeceğinize ve potansiyelle sarhoş olacağınıza yemin ederim. O zaman odaklanmayı bırakmak istemeyeceğinize yemin ederim, çünkü Tanrı’nın âlemini bulmuş olacaksınız, çünkü bileceksiniz, idrak size gelecek: “Ben kutsal ateşin içindeyim. Ben Tanrının gözündeyim. Tanrı ile, ben neyi biliyorum, neyi Öğrendim? Bırakın, bu gözün ortasında öğrenmiş olduğum şey üzerinde odaklanayım. Ben odaklandığım şeyin gerçekleşeceğini biliyorum, çünkü o Tanrı tarafından çoktan gerçekleştirilmiştir” diyeceksiniz.

Sizin Büyük Piramit’e düşünceyle gidememenizin nedeni, bilinçli olarak orada hiç bulunmamış olmanızdır. Oraya fiziksel olarak gitmeye çalışmak ise gemi yolculuğu, zaman, hazırlık ve yönlendirme anlamına gelir. Buraya Büyük Çalışma’yı öğrenmeye gelirken, inancın gücüyle gelin. Hiçbir şeyin inanmamanıza değmediğini bilerek gelin. Eğer inanabilir, yani kabul edebilirseniz ve bana bu kabulle gelirseniz, fantastik gerçekliği  tıpkı benim deneyimlediğim gibi- deneyimleyebilirsiniz.

Benliğin Gizemi ve Genetik Ağınız

“Siz o bilgi üzerinde odaklanmadıkça ve onu bilinçli zihne taşımadıkça, yani onun yargıcı ya da imajı aşmasını sağlamadıkça, herhangi bir tanrısal bilgiyi deneyimleyemezsiniz. ”- Ramtha

“Bilinç ve enerji realitenin doğasını yaratır” kavramı bu okulun dayandığı esastır. Diğer esas, Tanrı’nın sizin içinizde bulunmasıdır ki o da aslında aynı anlama gelir. Ama benlik, sizin kabul ettiğiniz ve inandığınız her şeyi tanımlayan o gizem –ve inanmadığınız her şeyi yazmanız- size hayatınızın neyle ilgili olduğu ve neden belirli şeylerin sizden kaçar göründüğü ile ilgili çok net bir anlayış verir. Sizin kabul ettiğiniz ve inandığınız şeyler, genetik ağınızla birlikte kaderinizi oluşturmaya yardımcı olmuştur.

Ben, ağ terimi ile, bir ekran gibi görünen bir ağı kast ediyorum. O,  bloklardan oluşur ve siz kendiniz, anneniz, annenizin dinî inancı, babanız, babanızın dinî inancı, sizin için en değerli şey ve en değersiz şey ile başlayarak, her bloğa belirli bilgiyi doldurursunuz. İşiniz bittiğinde, editörün ya da imajınızın gelen bilgiyle ne yaptığının açık ve ayrıntılı bir tasvirine sahip olursunuz. İmajınız, gelen bilgiyi o ağ ile yıkar. Ağ ile ilgili bu öğreti sizin sınırlamalarınızın köklerinin bazılarını fark etmenizi sağlar. O kökler, o ağ, Sürüngen beynimizdeki imajınızın her şeyi ona göre yaptığı temel yasa kitabı olur.

Eğer siz genetik olarak birlikte doğduğunuz ağ ile kabul anahtarı, inanç ve ret üzerinde düşünmüşseniz, içinde bulunduğunuz ve her şeyin ileriye, bilinçli zihne geçmek için buluşması gereken bu bedenle ilgili belirli bir kriter oluşturmaya başlarsınız. Eğer o bilinçli zihne geçerse, bu sizin onu hayatta deneyimleyeceğiniz anlamına gelir. Siz o bilginin üzerinde odaklanıp onu bilinçli zihne taşımadıkça, yani onun yargıyı ya da imajı aşmasını sağlamadıkça, herhangi bir tanrısal bilgiyi deneyimleyemezsiniz. Eğer o bilgi imajı aşar ve beyinde birleşirse, siz kaderi tezahür ettirirsiniz. Gerçek hayata sahip olursunuz. Ben, sizin inandığınız, doğru olarak kabul ettiğiniz ya da reddettiğiniz ve inanmadığınız şeylerden söz ediyorum. Her şeye rasyonel bir açıklama bulmaya çalışan bir kişi ya da bilimsel gerçeğe erişmek için her şey üzerinde düşünen, ama sadece teoriye erişen bir teorisyen neden deneyime sahip değildir? Eğer bir bilgi bu varlığın bilinçli zihnine gelirse, yani onun beynindeki neokortekse erişirse, o neden bu varlığın hayatında gerçekleşmez? Çünkü aklî (entelektüel) bir kişinin yada bir bilimcinin edindiği her bilginin genetik ağ tarafından yada imajdaki, Sürüngen beyindeki ekran tarafından filtrelenmesi gerekir. Eğer o bilgi orada filtrelenir ve bu ağdan onun tümüyle varsayım olduğu, gerçek olmadığı yargısıyla çıkarsa, o zaman o bilgi kriteri olur.

Çok zeki insanlar çok donuk ve sıkıcı hayatlar yaşayabilirler, çünkü onlar öğrendikleri herhangi bir şeyin kendilerine öznel olacağına inanmazlar. Siz küçük bir çocuğu alıp onu -sadece daha basitleştirilmiş olan- aynı kavramlara maruz bırakabilirsiniz. Belirli bir yaşa kadar, her bilgiyi ve deneyimi kabul edebilecek şekilde yetiştirilen bir çocuk, o deneyimleri öznel bir biçimde yorumlayabilir. Siz bir çocuğu -bir entelektüelin maruz kaldığı- aynı bilgiye maruz bıraktığınızda, o bilgi sürüngen beyinden ve bir kabul koridorundan geçecektir. Çocuk o zaman öğrendiği şeyi deneyimleyeceğini idrak eder. O bunu öğrendiğinde, onun öğrendiği şeylerin her biri, bir sihir gibi, onun hayatında meydana gelir.

Öte yandan, yaşlanmış ve hayatı boyunca düşünüp durmuş olan zeki, ama acınası bilimci, düşünen zihninin onun için sergilediği heyecan ve mutluluğu neden asla hissetmemiş olduğunu anlayamaz. Dünya onun zekâsını kutlar, ama bu varlık adeta hayatın açlığını çeker, çünkü 0, bilginin öznel deneyiminden yoksundur.

Siz her neyin üzerinde odaklanırsanız, onu var edersiniz.Her neyin üzerinde odaklanırsanız, onu yaratırsınız. Siz bilinmeyeni bilinir kılmak için bu tekâmül sürecinde bulunuyorsunuz. Beyin denen bu muhteşem organ sadece kendi bellek süreciyle düşünceyi ebediyen tutmaya muktedir değildir, o düşünceleri bilinçli olarak bir araya getirerek yeni kavramlar yaratmaya da muktedirdir. Eğer o düşünceler ve kavramlar üzerinde odaklanılırsa, onlar gerçekleşmek zorundadır; çünkü yasa Boşluk’un Boşluk’ta hareket eden şey olmak zorunda olduğunu söyler. Eğer siz bir düşünceyi ön lobunuzda tutarsanız, bir kalıba ve ideale sahip bir enerji yayarsınız. O kalıp ve o ideal, hiç yoktan, hayatınızda sonraki değerli deneyiminizi yaratır.

Beyin çok basittir, ancak onun gizemi neredeyse anlaşılamayacak kadar karmaşıktır. İnsanın realiteden sorumlu olduğu gerçeği aklî, entelektüel bir zihin için anlaşılamaz bir gerçektir, çünkü sözünü ettiğim genetik ağ akli zihne kendisinin beden olduğunu öğretmiştir. Bu yüzden, çevresi ona değil, aklî zihin çevresine tâbidir. Bir entelektüel, bedenin doğaya tâbi olduğunu söyler. Büyük Çalışma’nın öğrencisi ise çevrenin zihnin doğasına tâbi olduğunu söyler.

Yeni düşünce paradigınası teoriden değil, öznel deneyimden oluşan, aydınlanmış bir bilimci felsefi bir öğretiyi öğretebilir. Onu işitmeye hazır olanlar, imai-düşünüşlerini tersine çevirmeye ve tanrısal olanın ve evrenin gizeminin dışarıda değil, insanın içinde bulunduğunu algılamaya hazır olmalıdırlar.

Şimdi yine sizin inandığınız ve inanmadığınız şeylere dönelim. Ben kanalımın karşısında ilk kez belirdiğimde, onun –ve hepinizin- kelime hazinesinin varlığı yüceltmeyen, aslında onu mahkûm eden sözcükler içerdiğini gördüm. İnanç böyle bir sözcüktür. İnanç programlanmıştır ve 0 ağda yer alır. O sizin ebeveynlerinizin, büyük-ebeveynlerinizin ve onların atalarının ağlarında yer alır. İnanç, küçük insanın Tanrının iradesini imanla kabul etmesi gerektiğini işaret eden yozlaşmış bir sözcüktür. Size, Tanrının iradesinin içinizde değil, dışınızda bulunduğu öğretilmiştir. Eğer küçük insana Tanrı’nın onun içinde olduğu öğretilirse, 0 zaman inanç ve iman güçlü anlamlar kazanır, ama burada bu sözcükler yozlaşmıştır. Ben inanç sözcüğünü gönülsüzce kullanıyorum, çünkü siz onu işittiğinizde, onun anısı beyninizde “ayırmak” ile ilişkilendirilir. İnanç aslında Tanrı’yı kendi dışınıza koyup, onu kendinizden ayırmak anlamına gelir. Bu tür bir inanca sahip olmanız ne tür bir hayata sahip olacağınızı gösterir. Eğer siz belirli prensiplere inanmaz, onları kabul etmezseniz, Büyük Çalışmada en çok zorlanacak olan öğrenci olursunuz. Ve bu zorlanmanın başka bir nedeni yoktur.

Bu zorlanmanın nedeni, sizin daha önce kim olduğunuz ya da öğretmeniniz olarak benimle bir sorun yaşamanız değildir. Bu zorlanmanın nedeni, herhangi bir ezoterik konu değildir. Tanrısal olduğunuza ve imkânsız olanı başarabileceğinize inanmamanız sizi baltalayan şeydir. Eğer siz yazmanızı istediğim listeyi (kabul ettiğiniz ve etmediğiniz şeyleri) dürüstçe yazmışsanız, bu süreçte bu listenin değişeceğini, onun tekâmül edip farklı hale geleceğini bilin. Sizi temin ederim ki önümüzdeki yıl o farklı olacaktır. Eğer kabul ettiğiniz ve etmediğiniz şeyleri dürüstçe yazmışsanız, o zaman bu okuldaki uygulamalarda, odaklanmada, Boşluk’ta ve istediğiniz şeyleri tezahür ettirmekte neden zorluk yaşadığınızı anlayacaksınız.

Siz kendiniz ve hayatınızla ilgili düşünme biçiminizi değiştirecek olan harika şeyler öğreneceksiniz. Sizin hayatınız sadece sizin olduğunuz şey olmuştur; çünkü sizin olduğunuz şey,sizin kabul ettiğiniz ve kabul etmediğiniz şeyleri içeren o ağdır. O sizin için tüm var olandır. Realite sadece verimli bir toprakta gelişebilir. Eğer siz toprağınızı potansiyeller ve seçeneklerle verimli kılmamışsanız, hayatınızda gelişecek olan tüm şey, tahmin edilebilir ve sıradan şeyler, her günkü bedensel işlevler ve hayatta-kalma olacaktır. Hayatta-kalma, süper-bilincin değil, beden bilincinin varlığını sürdürmesidir.

Sevgili üstatlar, eğer listenizi hazırlamış ve onun üzerinde düşünmüşseniz, bugün siz değişmişsinizdir, çünkü çok değerli bir şeyi idrak etmişsinizdir. İçinizde, hayatınızdaki her şeyi ve herkesi değiştirmeye yönelmiş bir mekanizmanın bulunduğunu idrak etmişsinizdir. İçinizde, yüksek frekans dalgalarını alıp holografik filme dönüştürmekten sorumlu olan gerçek, süptil organlar vardır. Sizin içinizde, bilincin geçici olarak var olabildiği, ama yine de var olabildiği bir organizma vardır.

Siz inanmadığınız şeylere baktığınızda şaşırdınız ve aydınlandınız mı? Bazı şeyleri kabul ettiğinizi gördüğünüzde, şaşırdınız ve sevindiniz mi? Öyle olsun. Bir şeyi yazdığınızda,onun daha da çabuk gerçekleşmesini sağladığınızı biliyor muydunuz? Öyleyse, şimdi hayatınızın neden öyle olduğunu anlamaya başlıyorsunuz demektir.

Uyuşturucular ve Alkolle Meydana Gelen Değişik Bilinç Halleri

“Geçmişte bilinci değiştiren uyarılmış bir etki için güçlü içkiler içmiş ve uyuşturucular kullanmış olan insanlar illüzyonî endişe uyarımları yaşayan insanlardır. Endişe ve korku ön plânda, tam onların ön loplarındadır. Onların gördükleri tüm şey keder ve endişeyle kaplıdır, böylece onların realiteleri onu üretir.” – Ramtha

Şimdi, odaklanmanın ve Bilinç&Enerji çalışmasında güç nefesini uygulamanın küçük gizemlerinden birini anlamaya başlıyor musunuz? Onun insan beyniyle ilişkili olarak neden gerekli olduğunu anlıyor musunuz? Eğer anlayış varsa, direnç çok az olacaktır.

Sizin aslında potansiyeller ve olasılıklarla çevrili olmanız ve neredeyse anlaşılamaz olan düşünceyle dolup taşmanız mümkün müdür? Sizin başka boyutlarda da var olup, sadece üç boyutu tanımanız mümkün müdür? İçinizde hiç haber almadığınız başka biri yaşıyor mu? Eğer  ve bilinçli zihin sizin kim olacağınızı genetik davranışa göre belirliyorsa, o zaman bu enkarnasyonda sahip olduğunuz beden giysisi kendi işlemesine ve mücevherine, kendi gözyaşlarına ve kusurlarına sahiptir. Ama bu beden giysisinin kendi bilinci de vardır. Evet, sizin içinizde, bu giysiye gömülü olarak yaşayan, ama giysinin davranışı hakkında çoğu kez söyleyecek çok az sözü olan başka birisinin olması mümkündür.

Ancak, eğer siz sadece bedeniniz ve onun bu hayatta başarılı olmanızdaki -iyi bir eş ya da iyi bir çocuk olmanızdaki-işlevi üzerinde odaklanıyorsanız, eğer sizin tüm odağınız bu giysi ve onun faaliyetleriyle ilgiliyse, o zaman kendinizi asla tanımamışsınızdır. Sizin gözden kaçırdığınız başka bir veçhenizin bulunduğundan kuşkulanıyor musunuz? Eğer bunu kabul ediyorsanız, o zaman siz zihninizi benlik kavramına açmışsınızdır. Onu Tanrı, tanrısal varlık, her-şeyi-bilen zekâ olarak adlandırabiliriz. Bedeninizin içinde kullanılmayan başka bir beden var mıdır? Giysi ipek bir astara sahip midir? Evet.

Bir şeyin sürüp gittiğini hissedip endişelendiğiniz, ama onun ne olduğu üzerinde odaklandığınızda ve çevrenize baktığınızda onu bulamadığınız oldu mu? Rüyalarınızı bütünüyle hatırlamakta zorlanıyor musunuz? Hissettiğiniz bir şey kafanızda öne çıkmaya başladığında ve siz onun üzerinde odaklanmaya çalıştığınızda, onun ortadan kaybolduğu oldu mu? Günlük hayatınızda bir türlü yakalayamadığınız bir şeyi birden bildiğinizi hissettiniz mi? Birden siz bir şeyi bilirsiniz ya da birisine bakarsınız ve dünyayı sanki onun gözleriyle görürsünüz…

Bilinçaltı zihin ya da daha büyük bilinçli zihin, neokortekste olup bitenlerin tabakalı yüzeyi altında gömülüdür. Aşkın olmayı öğrenmek, odaklanma sanatım öğrenmek ve üzerinde odaklanacak bilgiyi kazanmak kadar basittir. O bu kadar basittir. Bir süre boyunca çok sessiz ve hareketsiz oturan ve içine yönelen bireyler, içinde günlük hayatlarından kurtuldukları bir deneyim oluşturmuşlardır ve onların içlerinde bir sessizlik kükremeye başlar. Onlar yavaş yavaş kapıyı başka bir şeye, bir ortaya-çıkışa açmaktadırlar. Değişmek, o odaklanışın sessizliğinde üzerinde odaklandığınız şey kadar basittir.

Siz bilinçsizsiniz, çünkü hayatınızın her günü ve her anı uyarımlara harcanır. Gözler uyarılır, burun uyarılır; ağız, kulaklar, beden uyarılır ve bu tümüyle iyi bir gün geçirmekle ilgilidir. Birçoğunuz iyi bir gün geçirmeye uğraşırsınız ki bu iyi bir gün geçirmek için duyularınızı uyarımlar için çalıştırmakta olduğunuz anlamına gelir. Eğer her şey -yiyecek, ziyafet, banyo, aynalar, manzara- elinizden alınabilseydi, geriye sessizlikten başka bir şey kalmasaydı, başka bir şey zihninizin odağına getirilebilir ve ön lobunuza koyulabilirdi. Eğer siz onun üzerinde odaklansaydınız imajı aşardınız, çünkü uyarımı aşardınız.

Geçmişte bilinci değiştiren uyarılmış bir etki için güçlü içkiler içmiş ve uyuşturucular kullanmış olan insanlar illüzyonî endişe uyarımları yaşayan insanlardır. Endişe ve korku ön plânda, tam onların ön loplarındadır. Onların gördükleri tüm şey keder ve endişeyle kaplıdır, böylece onların realiteleri onu üretir ve onlar, “Bakın, bana olanlar işte bu” derler. O olmaktadır, çünkü o tam onların ön lobunda tutulmuştur. Onlar, ondan kurtulmak için uyarıcı bir unsur (içki, uyuşturucu) kullanırlar. O uyarıcı onları o odak noktasından ayırıp rahatlatır.

Siz her zaman alışkanlıklarınızla aynı şeyi yaparsınız. O, beyni tutarsız hale getirir, ön kortekslerin sinir liflerinde bir işlev bozukluğuna neden olur ve siz kendinizi garip ve daha hafif hissetmeye başlarsınız. O zaman endişe kaybolur ve siz, “Benim realitemden kurtulup rahatlamamın tek yolu, beyni etkileyen maddeler kullanmamdır” diye düşünürsünüz. Ve endişeleriniz geçmiş gibi görünür.

Siz hiç bir sarhoşu endişelendirmeye çalıştınız mı? Onlar asla endişelenmezler, onlar size gülerler. Onların yerine siz endişelenirsiniz. Endişe bir hastalıktır ve siz onu başkalarına bulaştırabilirsiniz. Siz sarhoş olduğunuzda endişeden kurtulursunuz, böylece içki içmek dünyanızdan kurtulmayı ve bu bulutta yaşamayı sağlayan bir uyarım olur. Beynin kimyasını değiştiren uyuşturucular kullananlar da vardır, yani onlar beyne belirli miktarda bir kimyasal uyarıcı verirler. Onlar merkezî sinir sistemini bir kimyasal ile aşırı yüklerler ve bu beyinde bir gerilime ve rahatsızlığa neden olur. Beyin gelen bilgiyi yanlış yorumlamaya başlar. Siz birden bir kuşun kanatlarını görmek yerine, onun sesini işitirsiniz. Bazıları bunu bir vizyon görmek olarak adlandırırlar, ama siz bir kimyasal bozukluk yaşamaktasınızdır. Sizin deneyimlediğiniz şey odur. Beyninizde her şey birbirine karışır. Birden kulaklar gözler olur ve gözler kulaklar olur ve beyin herhangi bir şeyi nasıl yorumlayacağını bilemez. Birden dünya tepetaklak olur.

Bazıları bunu yaparlar, çünkü bunun onları özgürleştirdiğini söylerler, ama onun yaptığı tüm şey zaman içinde beyin hücrelerine zarar vermektir. Bu insanların yapmaya çalıştıkları tüm şey odak noktalarım değiştirmektir. Aydınlanmayı bu şekilde arayanlar odak noktalarını kimyasal olarak değiştirmeye çalışmaktadırlar. Uyuşturucu, vizyonlara neden olur ve beyni uyarabilir. Ama biz sizin beyninizi açıp onu bir elektrik voltuyla da uyarabiliriz. Bu durumda siz elektrik voltunu asla hissetmez, ama kafanızın içinde ondan kaynaklanan bir vizyon görebilirdiniz.

Beyin, belleği yüzünden, kendi içsel hologramını yaratabilir ve o içsel hologram sadece beynin içinde meydana gelir.Yanınızdaki kişiler onu asla görmezler. Siz onların evlerinin karıncaların istilasına uğradığını görürsünüz, ama bu gerçekten olmamaktadır. O sizin kafanızda meydana gelmektedir.

Beyin, depolanmış yeterli bilgiye sahiptir ve eğer kimyasal dengesini yitirirse bir imge yansıtmaya başlar ve sizin gördüğünüz tüm şey odur. Siz onu öyle algılarsınız. Başka birisi size, “Ama sen çıldırmışsın. Benim evimi karıncalar istila etmedi” der. Siz, “Ama ben onları her yerde görüyorum” dersiniz. O da, “Onlar hiçbir yerde yok” der. Siz, “Evet, varlar. Ben onları görüyorum” diye karşılık verirsiniz. O Bunun nedeni, beynin düzeninin bozulmuş olmasıdır. Beyin kendi içsel vizyonlarını üretebilir. Üretmesi gerekir. O bunu yapabilmelidir ki ön loba koyulan şey Boşluğa gidebilsin. Ve bu, realiteyi yaratır. Realite böyle yaratılır. Sizin gerçekleşmesini istediğiniz şeyi yeterince uzun bir süre ön lopta tutmanız gerekir. O zaman enerji mühürlerden çıkıp bedeninizi kuşatan bantlara girer ve o bantlar realiteyi yaratırlar.

Kafanızın karışmasını istemiyorum. Eğer bu beyin -o hologram ister bellekten kaynaklansın, isterse kasıtlı olarak oluşturulsun- içsel hologramları sürdürme yeteneğine sahipse, o zaman biz onu bir mimar olarak adlandırabiliriz. Bu yeni beynin, yani neokorteksin bilinçli zihin olarak adlandırılmasının nedeni budur. O, realitenin mimarıdır, böylece onun bir vizyon oluşturma yeteneğine sahip olması gerekir.

Deja Vu, Kehanet Rüyaları ve Tanrısal Mimar

“Eğer bu beyin en güzel düşüncenin parlak bir tapınağını inşa etme kapasitesine sahipse ve eğer bu varlık o tapınakta düşünceyi ateşleme -geceleri kaybolmuş olanlara yol gösteren yaşam ateşini yakma- yeteneğine sahipse, o zaman biz, belirli bilinç kısıtlanmamışsa, sınırsız bir düşünce inşa etme yeteneğine sahip olan bir beyinden söz ediyoruz demektir. O, beyinde üç-boyutlu anlamı aşan bir kavram inşa edebilir, çünkü beyin mimardır.”- Ramtha

Talamus, Sürüngen beyne ve muhafıza göre açılır ve orta -beyne uyarım verir. Sürüngen beynin beyin-sapının etrafına sarmalanmasının nedeni, omurganız yoluyla yukarı çıkan tüm verinin beynin bu bölümünden geçmesidir. Her şey genetik ağ vasıtasıyla filtrelenir. O verinin filtrelendikten sonra yukarı çıkmasına izin verilir; 0 veri, orta-beyinden köprüye, oradan da sağ ve sol yarıkürelerin üst kısmına ve ön loba geçer.

Eğer siz bir şeylerin olup bittiğini hissediyor, ama onun ne olduğunu bilmiyorsanız, bu his beynin arka tarafından doğru gelmektedir, çünkü en büyük duyular -altıncı ve yedinci duyu- beyninizin arka tarafından alınıp algılanır. Hatırlayın, beyin bir alıcıdır, öyle olmak zorundadır. Beynin bu bölümü, beyincik, evren için güçlü bir alıcıdır. Bantlarınızdan buraya gelen bilgi bu mekanizma yoluyla içeri girer ve sonra yukarı çıkar. O böyle yapmak zorundadır, çünkü o, yukarı çıkıp bir vizyon -mimari bir vizyon- olmadan önce, açıklık kazanmak için imajdan geçmelidir.

Olması yakın bir felâket hissi, içinizdeki Tanrı’dan gelen bir mesajdır. O, sizin şimdi zaman sarmalında ya genetik tarih ya da bilinçli zihnin realiteyi yaratması ile önceden takdir edilmiş olan bir şeye yaklaşmakta olduğunuz anlamına gelir. Ve en sonunda, zaman sarmalında, bu varlık olması yakın felâkete uğramak üzeredir. O olaylar dizisi gelişmeye başladığında, bu varlık bir önsezi hissetmeye başlar. O varoluşun sona etmesiyle ilgili bilgi beyne girerken bir önsezi olarak O bilgi genetik ağ boyunca ilerler ve o ağ ölüm ve yaralanma için zaten bir uygulamaya sahiptir. O ağ hastalığa ve acı çekmeye zaten yer vermiştir, böylece o bilgi ağdan geçer ve kapıdaki muhafıza ulaşır. Kapıdaki muhafız, onun kapıdan talimatsız olarak geçmesine izin verir, böylece o bir his olarak geçer. O, talimatsız ‘olarak, beynin -duyguların ve sezgisel veçhenin bulunduğu- sağ tarafına gider. Onun -aklî analiz için beynin sol tarafına gitmeden önce- oraya gitmesi gerekir.

Önsezi beynin sağ tarafına gider ve o bölge ona kimyasal olarak karşılık verir. O kimyasal olarak karşılık verir vermez, önsezi beynin sol tarafına aktarılır ve birden siz endişelenmeye başlarsınız. Bir şeylerin olacağını, bir şeylerin ters gittiğini hissedersiniz. “Onu hissediyorum, onu biliyorum” dersiniz. Böylece, beynimizin bu bölümü beynin öbür tarafından gelen şeyi analiz etmeye başlar ve sizin hayatınızdaki tüm insanları, tüm durumları ve tüm koşulları gözden geçirir. O, bedenin hissettiği tüm o süptil acıyı ya da rahatsızlığı analiz etmeye başlar ve siz o rahatsızlığı büyütmeye başlarsınız. Sonuç olarak o sizin ön lobunuzda yer almaya başlar.

Bilinçaltı zihin, bu zihne, bir şeylerin olacağı konusunda bir uyarı vermektedir, ama eğer imaj güçlüyse, o bu vizyonun tüm etkisiyle ileri geçmesine izin vermeyecektir, O bu vizyonun bu önsezinin mimar tarafından görsel olarak oluşturulmasına izin vermeyecektir, çünkü imaj bu kişiliğin akıl ve sinir sağlığını korumaktadır. Hatırlayın, şimdiye kadar bu bilinçli varlık sadece beden/zihin bilinci olmuştur. Bu varlık sadece hayatta kalmayı, fiziksel olarak güzel olmayı, cinsel olarak tatmin olmayı, cumartesi gecesi iyi bir zaman geçirmeyi düşünür.

O hiçbir spiritüel düşünceye sahip değildir. O sadece bir şeylerin ters gittiğini hisseder. Böylece, onun imajı, Tanrı’nın merhametiyle, onun hayatının sona ereceğini bilmesine izin vermemiştir. Bilinçaltı zihin bunun olmasına izin verir. Beden kendi sonuyla karşılaşır, ama bilinçaltı zihin yaşamaya devam eder.

Ya bir varlık zayıf bir imaja sahipse ve bu bilgi beynin ön tarafına erişirse ne olur? Bu varlık bilinçaltı zihin ile zaten çalışmaktadır. O, ölümsüzlük üzerinde, daha büyük düşünce üzerinde düşünmüştür. Neokorteks, mutlu bir gün yaratmak, bağışlama ve erdem yaratmak gibi küçük, ama harika şeyler yapmaktadır. Bu varlık, erdem denen bazı harika şeyler yapmakta, örneğin yiyeceğini başkalarıyla paylaşmaktadır. O biraz aydınlanmaya başlamaktadır.

Söz konusu bilgi gelir ve birden bu varlık bir rüya görür. Rüyada o çok hızlı giden bir atla bir tepeden aşağıya doğu inmektedir. O sırada, at yıkılmış bir ‘ağacın üzerinden atlamak ister, ancak toynağı sert bir taşa çarpar ve tökezler. Bu tökezleme sırasında binici kafa üstü yere düşer ve boynu kırılır.

Bu varlık uyurken, imaj da uyur. Bu rüya ortaya çıkar ve mimar kaderin uyarısını alır, içsel vizyonu oluşturur ve onu tam olacağı şekilde gösterir. Ve bu varlık uyandığında, rüyasında gördüğü şeyin gerçek olduğunu bilir. O, kopuk kopuk değil, açık bir rüyaydı. Beyin bilgiyi düzeltmeye çalışmıyordu. O olduğu gibi gelmişti. Burada kehanet rüyası gören biri vardır ve Tanrı ona, “Ben seninle konuştum. Ben sana kehanet gözleri verdim. Sen ne diyorsun?” demiştir. Ve o insan, “Ben bu atı satacağım” der.

Bu varlık atı iyi bir fiyata satar ve ondan sonra bir daha ata binmez. Şimdi onun Tanrısı, “Aferin, Bu benim çok hoşnut olduğum sevgili çocuğumdur. O çok akıllıdır” der. Böylece varlık bir deneyim yaşamış, gerçeği görmüştür. O, duyumsal eylemlerden ve duyumsal eylemlere götüren hayattan başka bir şeye dikkatini vermeye başlar. O, gerçeğe sahip olmuştur ve gerçeğe sahip olduğu için de artık çok zayıflamış bir imaja sahiptir. Şimdi o beyne, beynin üst bölümüne çekilmeye başlayan bilgiye sahiptir.

Sezgisel -ya da psişik olarak adlandırdığınız- varlıklar sizin düşündüğünüz kadar psişik değildirler. Hepiniz bilme yeteneğine sahipsiniz. Ancak çoğunuz o bilgiyi yanlış yorumlarsınız, çünkü onu analiz etmeyi akla (beynin sol yarıküresine) bırakırsınız. Eğer sessizce oturup, hiçbir şey üzerinde odaklanmak ve bilginin beynin ön lobuna özgürce akmasına izin vermek yerine, onu akla bırakırsanız, beyin kavramın çevresinde bina inşa etmeye çalışır. Siz yüce düşünceler üzerinde daha çok odaklandıkça, bilinçaltı zihnin yolunu daha çok açarsınız. O yolu açtığınız ve bilgiyi ön loba getirdiğiniz her deneyimle, o bilgi tanrısal mimar tarafından oluşturulur ve ön loba erişir. Üzerinde odaklanılan bilgi sonra bantlardan geçer ve varlığın realitesi haline gelir.

İçinizde bulunan ve sizin tanımadığınız varlık çok olağan-dışı bir varlıktır. O olağandışıdır, çünkü o duyumsal dünyadan ayrılmıştır. Onun bilincini işgal eden şey, sizin bilincinizi her gün işgal eden şeyler değildir. Eğer bu bilinçli varlık serbest bırakılır ve editörü aşarsa, o zaman bilgi -bilincin kapıları olan- İsis’in memelerinden geçip beynin üst bölümüne erişir. Eğer bu beyin en güzel düşüncenin parlak bir tapınağını inşa etme kapasitesine sahipse ve eğer bu varlık o tapınakta düşünceyi ateşleme -geceleri kaybolmuş olanlara yol gösteren yaşam ateşini yakma- yeteneğine sahipse, o zaman biz, belirli bilinç kısıtlanmamışsa, sınırsız bir düşünce inşa etme yeteneğine sahip olan bir beyinden söz ediyoruz demektir. O, beyinde üç-boyutlu anlamı aşan bir kavram inşa edebilir, çünkü beyin mimardır. O, beynin bir tarafında parlak bir düşünce oluş tutabilir ve onu öbür tarafta 0 ateşle yakıp aydınlatabilir ve ikisi bir olduğunda, onlar deneyimlenmeye hazır olur. O, üçüncü gözden Boşluğa yansıtılan şeydir. Öz Boşluk’ta hareket eder ve o hareket ederken, Boşluk Öz’ün belirlediği şey olur.

Beyniniz muhteşem düşünceyi inşa eden bir yapı ustasıdır, ama o ancak onu işgal eden bilince göre inşa edebilir. Eğer onu düşük, sefil bir bilinç işgal ediyorsa, o sadece sefıl şeyler inşa edecek ve o sefil şeyler hayata aktarılacaktır. Öte yandan, eğer 0 asil bir bilinç tarafından işgal ediliyorsa, beyin insan bilincinin bilmediği saraylar inşa edebilir. O onları öyle geniş inşa edebilir ki onlar tezahür ettiğinde, insanın karşısında meydana gelen tezahür, üç-boyutlu bir ifade yerine, çok-boyutlu bir ifadeye yol açacaktır. Beyin inşaatçıdır, bilinç tasarımcıdır.

İçinizdeki Daha Büyük Bir Zihne Teslim Olmak

“Bilinçaltı zihin, beyninize eski zamanın harika varlıklarının, gelecekte bilinecek varlıkların düşüncelerini akıtma yeteneğine sahiptir. Bilinçaltı zihniniz sizin on bin yıl sonra kim olacağının bilir. O, beynin yardımıyla, geleceğe ait 0 imgeyi üretebilir. – Ramtha

Bilinçaltı zihin sayesinde, siz bütünden ayrı değilsinizdir. Siz bütünün içinde yer alırsınız. Siz ne Tanrı’dan, ne de var olan en yüce bilinçten ayrısınız. Siz onun içinde yüzüyorsunuz. Bilinçaltı zihin hem kişisel hem de objektiftir ve 0 tüm zihne erişime sahiptir. O, beyne tüm zihni sunabilir ve beyin tüm zihni deneyimleyebilir.

Siz, bedensel duyumlara odaklanmayı bırakıp, sessizleşerek daha yüksek bir zihne odaklanabilirsiniz. Siz bir kelebeğe dönüşebilen bir tırtılın bildiği şeyi bilebilmek, o bilgiye sahip olabilmek için neler verirdiniz? Asla yaşlanmayan ve eski de değiştirebilen bir yılanın bilgisine sahip olabilmek için neler verirdiniz? Sizin bilinçaltı zihniniz yılanın, tırtılın, kelebeğin, beyaz baykuşun, kartalın zihnine sahiptir. O, parlak sabah yıldızının, hızla akan güzel bir nehrin ve o nehir boyunca uzun bir yolculuk yapan balığın zihnine sahiptir.

Sizin olağanüstü şeyleri bilmemenizin nedeni, onların sizin sosyal gündeminize uymamasıdır. Siz onları sosyal kılmak için istediğiniz kadar uğraşın, onlar daima elinizden kayıp gidecektir. Bilinçaltı zihin sizin beyninize eski zamanın harika varlıklarının, gelecekte bilinecek varlıkların düşüncelerini akıtma yeteneğine sahiptir. Bilinçaltı zihniniz sizin on bin yıl sonra kim olacağınızı bilir. O, beynin yardımıyla, geleceğe ait o imgeyi üretebilir. Bilinçaltı zihniniz sizin geçmişte kim olduğunuzu ve gelecekte kim olacağınızı bilir. Bilinçaltı zihniniz, geleceğe gidip aldığı bilgiyi inşa etmesi için beyninize, mimara verebilir. Eğer beyin o bilgiyi inşa ederse, onu yaratabilir. Bilinçaltı zihniniz içinizdeki Tanrıdır ve onun bantlar, mühürler vasıtasıyla tezahür ettirdiği şeyler sizin kaderinizi belirler. İnsan beyni, yaratılmış olan en büyük organizma, tüm evreni ve ötesini kapsayabilir. İnsan beyni sadece üç-boyutlu modeller değil, dört-boyutlu, altı-boyutlu, sekiz-boyutlu modeller de oluşturabilir.

Eğer bilinçli zihin bir şeye bakarsa, onun boyutlarını kavrayamaz, çünkü -aklın kibri onun bunu yapabileceğini söylese de-imaj boyutsal zihni yaratamaz. Sadece daha büyük bir bilince teslimiyet bu şeyleri yaratabilir.

Biz sizin imajınızı daha fazla nasıl körelteceğiz? Aranızda yıllardır bu okulda Büyük Çalışma’ya katılanlar ve bu okula yeni başlamış olanlar var. Yeni başlayanların ilk yılları zor olacaktır. Bu çalışmayı başlatıp kendinizi hayatınızdan ayırmanız zordur, ama hayatınızın ne olduğuna bir bakın. Oturup yemek yemek ve yakınmak yerine, dikkat çekmeden oturup odaklanmak ve bu çalışmayı yapmak zordur. O zordur, çünkü sizin aydınlanma kavramlarınız kristaller takmak ve kuş yemi yemekle ilgilidir ki bunlar içsel değişim-dönüşümden dağlar kadar farklı şeylerdir.

Eğer beyniniz gökyüzünde saraylar inşa etme yeteneğine sahipse ve sizin yapmanız gereken tüm şey odaklanma sanatını öğrenmekse, sizin her gün odaklanmayı istemeniz gerekir. Kaslarınızı geliştirmek yerine, odaklanışınızı geliştirin. Bu okula gelip bu çalışmayı yapmak için kendinizi sorunlarınızdan ayırmanız zordur ve siz 0 sorunları birlikte getirirsiniz. Sizi arıtmak, mütevazılaştırmak ve sizi imajınızı -harika bir şey üzerinde odaklanmanızı sağlayacak kadar uzun bir süre- geçersiz kılabileceğimiz bir noktaya eriştirmek uzun günler alır.

Bunu başarıp mucizevi olanı yapmaya başlayanlar, sevgililerini, sigara ve içki içmeyi, yemek yemeyi ya da parayı düşünmeden bu odaklanmayı sürdürebilenler, her şeyi bırakıp bunu yapabilenler, cennet âlemini (Tanrı’nın sınırsız zihninin hüküm sürdüğü varoluş katını ya da zihin boyutunu) tanıyacaklardır. Onlar bilinçaltı zihni gittikçe daha fazla açılmaya ve her şeyi ifşa etmeye zorlayacaklardır.

Bu odaklanmayı sürdürüp mucizevi olanı başaranlarınız, yavaş yavaş harika şeyler yapacaksınız. Bilinçaltı zihin açılmaya devam edecektir ve mimar daha büyük derinlik ve idrak içeren daha güzel semboller tasarlayacaktır. Siz onlar üzerinde odaklanmayı öğrendiğinizde, onlar beynimizin içinde yaşamaya başlar. Eğer onlar bunu yaparsa, onlar dışarıda da yaşamaya başlayacaktır.

Bu odaklanmayı sürdürebilenleriniz, harika ya da sıkıcı her şeyi deneyimleyeceksiniz. Burada oturup, transa benzer bir hale girene dek karşınızdaki bir mumun alevine odaklanacak ve tüm dışsal uyarımı algılama duyusunu yitirdiğimiz o hal içinde gevşemenin ne olduğunu bileceksiniz. Siz bunu yaptığınızda, ben size bir düşünceyle istediğiniz yere gitmeyi öğreteceğim.

Bir trans nedir? Bir trans, kendi yarattığınız, felç edici bir odaklanma durumudur. O, yeni beyin bölgesi katılmayı bıraktığında ve her şey durduğunda meydana gelir. O durumda hiçbir duyusal girdi yoktur. Siz transa girdiğinizde, imaj etkisiz kılınır ve bu bilinçli bilinçaltı bilgi ortaya çıkar ve siz uzaklara gidebilirsiniz.

İmaj, gerçek organlara, gerçek salgıbezlerine sahiptir. Beyin güçlü bir alettir. Düşüncelerinizi değiştirmek ve endişelerinizi bir kenara bırakmak yararınıza olacaktır. Endişelenmek yerine, istediğiniz şeyin bir sembolünü içeren, onu bir sözcük ya da resimle ifade eden bir kart oluşturun ve o kart üzerinde odaklanın. Eğer o kart üzerinde odaklanırsanız, onu ön lobunuza getirirsiniz ve siz onun üzerinde odaklanırken, o bantlardan geçer ve tezahür eder.

Kendi gerçeklerine, kendi yollarına sahip olduklarım söyleyen varlıklar vardır. Ben de size diyorum ki, eğer siz daha önce önyargılı olarak oluşturmuş olduğunuz ve asla işe yaramayan fikirlerinizden vazgeçebilir, çıplak hale gelebilir ve teslim olmanıza izin verebilirseniz, sihirli bir yolculuk yapmayı öğreneceksiniz. Sıradan ve basit olanlarınız oraya ilk önce ulaşacaklardır.

Ölümsüzlük, tamamen, sizin beyninizi nasıl hazırladığınızla ilgilidir. O sizin bilinçli zihninizin ne kadar farkında olduğunuzla ilgilidir. Endişelenmeyi bırakın ve yaratmaya başlayın. Endişelenenler bilinçaltı bilgiyi geçersiz kılarlar. Siz onu geçersiz kılarsınız. Endişe büyük girdiyi geçersiz kılar. Karanlıkta sessizlik içinde oturarak tam olarak odaklanmak, gerçekleştirmek istediğiniz şeyi tam bir teslimiyet içinde ön lobunuza koymak her zaman -evet, her zaman- sonuç verir.

Ben bir üstadın imaj zihnine bir katıra biner gibi bindiği ni söylemiştim, şimdi siz benim bu sözle ne demek istediğimi anlamaya başlıyorsunuz. Siz ayrıca, neden öğrenci hazır olduğunda, öğretmenin ortaya çıktığını da anlamaya başlıyorsunuz. Bir öğrenci neden hazır olmalıdır? Öğrenci, öğreneceği şeyi kabul edecek, öğrenecek, ona uygun davranacak ve lâyık olacak kadar mütevazı olabilmelidir. Öğrenci, önceden edindiği tüm önyargılı fikirlerini bırakmalı ve kendini öğretmene teslim etmelidir. Bu, imajın yeterince zayıflamış olması, disiplin ve bilginin uyarımına izin vermesi ve kendinden kuşkudan kurtulmuş olması gerektiği anlamına gelir.

Siz kuşkunun ne kadar yıkıcı olduğunu görmeye başlıyorsunuz. İçinizdeki Tanrı’dan kuşku duymak kendi kurtuluşunuzdan kuşku duymaktır. Eğer kendinizden kuşku duyarsanız,size verilmiş olan en büyük armağanı, içinizdeki Tanrı’dan gelen yaşam armağanı olan bilinçli zihninizi fırlatıp atmış olursunuz. Kendinden kuşkuyu ve başarısızlık korkusunu –onların gerçekleşmemesi için- bir daha asla dikkate almayın. Her şeyin mümkün olduğunu bilin, o zaman imkânsız olanı gerçekten dikkate alabilirsiniz.

Şimdi, bilinçaltı zihin ve mimar olarak beyin hakkında size söylediklerim üzerinde, bu son öğreti üzerinde düşünün.

DEVAMI……

 

Facebook Yorumlar

Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

What's Your Reaction?

İYİ İYİ
0
İYİ
Kötü Kötü
0
Kötü
Harika Harika
4
Harika
Bana aşağıdan bakarsan Tanrıyı, yukarıdan bakarsan delinin tekini, karşımdan bakarsan kendini görürsün.

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Türü Seç
Soru cevap
Konuya dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Yazı
Biçimlendirilmiş Yazı