ÖLÜMÜN ÖTESİ 8 -DOLORES CANNON


1
1 Paylaş, 1 puan

FARKLI VAROLUŞ DÜZEYLERİ
Farklı varoluş düzeyleriyle ilgili bilgi, bir hipnoz seansında bir kadın deneği geçmişe, iki yaşam arasındaki (ölümden sonraki) hale gönderdiğimde ortaya çıkmaya başladı. Bu kadın spiritüel katlarda bir okula devam ediyordu, ama bu -bazı benzerlikler olsa da- daha önce varlığını öğrendiğim bilgi okulundan farklı bir okul gibi görünmüştü. Kadın bu okulun yedinci düzeyde bulunduğunu söylemişti.

Y: Burada, hayattaki günlük deneyimleri nasıl karşılayıp, onları nasıl yararlı kılabileceğimi,onlardan nasıl zevk alabileceğimi öğreniyorum. Biz burada Dünya’da meydana gelen farklı aşamalar hakkında bir şeyler öğreniyoruz. Ve ileri doğru gerekli adımları atabilmeleri için insanlara bilgi vermeye çalışıyoruz.

S: Yani, bir tür rehberlik mi yapıyorsunuz?
Y: Belli bir dereceye kadar, evet. Daha çok, insanların kendilerini yeni olasılıklara-olanaklara açmalarına yardımcı oluyoruz.

S: Bunu bulunduğunuz yerden yapabiliyor musunuz?
Y: Çoğunlukla buradan yapılıyor. Verebileceğimiz bilgiyi alabileceklerini hissettiğimiz bireylerin dikkatini çekmek için çaba gösteriyoruz. Yedinci düzeydekilere açık olan yalnızca belli sayıda insan vardır. Altıncı düzeydekilere açık olanlar ise daha fazladır. Ama, biz örneğin, spiritüel liderler ya da mucitlerle ilişki kurmaya çalışıyoruz. Ve birçok insanın önemli saymadığı kişilerle ilişki kurmaya çalışıyoruz, çünkü onlar önemli bir şey yapıyorlar. Onlar belki, tanınacak birine babalık ya da bu tür çocuklara rehberlik ve öğretmenlik yapıyorlar.

S: Siz onlarla zihinsel düzeyde mi ilişki kurmaya çalışıyorsunuz?
Y: Evet. Rüyalarında ve benzeri yollarla.
Öyle görünüyor ki bu yedinci düzey icatların, ilham verici müziğin ve yaratıcı etkilerin geldiği yer. Ben daima, dünya hazır olduğunda bu fikirlerin ve ilhamların atmosfer yoluyla yayınlandığını, ve açık olup da bu fikirleri alabilenlerin bu icatların ve eserlerin yaratıcıları olarak ortaya çıktıklarını düşünmüşümdür. Sanırım, spiritüel âlemdekiler, bu fikirleri dünyada kimin gerçekleştireceğini değil, bu fikirlerin zamanı geldiğinde gerçekleştirilmelerini önemsemektedirler. Bu, dünyanın dört bir köşesinden birçok kişinin aynı sırada aynı şey üzerinde çalışıp, onu bitirmek üzere acele etmesinin nedenini açıklayabilir. Birçok ünlü mucit ve besteci, ilhamlarının kendisine, onlara psişik olarak açık olduğu bir tür rüya ya da trans hali sırasında geldiğini söylemiştir.

S: Bu spiritüel katlar ya da düzeyler hakkında açıklama yapabilir misiniz?
Y: Tersine çevrilmiş bir piramidi gözünüzde canlandırın; Tanrı katı bu piramidin tepesinde, yani en uzun kenarında, insanlık ise en altta, yani piramidin sivri ucunda bulunacaktır. Katlar ise bu iki ucun arasında yer alırlar ve sayı olarak yükseldikçe daha spiritüel hale gelirler. Bir varlık bu katlarda yükseldikçe, onun farkındalığı genişler ve Tanrı’ya daha çok yaklaşır. Ancak, bu piramit benzetmesi birkaç yönden yetersiz kalır; bunlardan biri, üst ya da en uzun kenarın sonsuza uzanmasıdır. Tanrı olmak için, o sonsuz olmak zorundadır.

S: Biz bu katlar boyunca nasıl ilerleriz?
Y: Siz kendi katlarınızda şu anda ilerliyorsunuz. Bunun bir yolu enkarne olmaktır.
S: Bu sadece bir ruhsal gelişim meselesi midir?
Y: Ruhsal gelişim, evet. Fiziksel gelişim ise bir başkasıdır.
S: Gelişmek için birden fazla kez enkarne olmak zorundamıyız?
Y: Eğer istemiyorsanız, hiç enkarne olmak zorunda değilsiniz. Ama, bu sizin için daha etkili, daha verimli bir yoldur. Öğrenim deneyimleriniz için. Sadece spiritüel halde kalmaktansa enkarne olmak daha tam bir öğrenim sunar. Nihai hedefe giden kestirme yollar vardır.

S: Nihai hedef nedir?
Y: Tanrı ile bir olmak. Yeniden Tanrı ile birleşip mükemmelliğe erişmek, ve ondan sonra artık geri gelmek zorunda değilsinizdir. Ama, birçok insan dünyanın yollarına saplanıp kalır. Egoları ve kibirleri onların çevresinde bir ağ örer ve onlar varoluşlarının ardındaki ruhsal nedenlerle, derin gerçeklerle teması yitirirler.

S: Eğer enkarne olmasaydık, Tanrı’ya nasıl ulaşabilirdik?
Y: Başka yollarla. Enkarne olmuş varlıklara yardım ederek. Spiritüel katlarda bir rehber, bir öğretmen, bir yardımcı olarak. Birçok farklı yöntem vardır.
S: Eğer bu öbür âlemden de yapılabiliyorsa, bu katlar boyunca fiziksel olarak çalışıp çabalamanın amacı ne?
Y: Bizler yükselen varlıklarız. Biz bir merdiven oluşturuyoruz. Tüm amacı sabit-durağan olan başka varlıklar da vardır. Bu bir maratona katılan insanlara benzer. Bu maraton sırasında belli noktalarda durup, geçen koşuculara su vermekten başka bir şey yapmayan bazı görevliler vardır. Burada o koşucular, baştan sona doğru yükselen varlıklar olarak görülebilirler. Melekler ise yukarılara tırmanmayan, sadece hizmet eden yardımcılardır. Bizim amacımız ise başlangıçtan başlayıp bitiş çizgisine kadar koşmaktır. Ancak, bu yarışta birincilik ya da sonunculuk diye bir şey yoktur. Bitiş çizgisini geçen herkes bu yarışta kazanandır. Ben bu düzeyleri, bu katları merak ediyordum. Konuştuğum varlıklardan kimi on ila on üç, kimi ise sonsuz sayıda düzey ya da kat olduğunu söylüyordu. Ama hepsi de, yukarılara tırmandıkça Tanrı ile bir olmaya daha yaklaştığınız konusunda fikir birliği içindeydi.

S: Bana, farklı düzeyler hakkında bir şeyler söyleyebilir misiniz?
Y: Sizin her katı ya da düzeyi anlamanızı sağlayacak bir açıklama yapamam, çünkü siz onları anlayacak bir deneyime sahip değilsiniz. Ama, yine de biraz bilgi vermeye çalışacağım.
S: Dünya birinci düzey olarak mı kabul ediliyor?
Y: Dünyanın düzeyi beşinci düzey olarak kabul ediliyor. Bunun altında birkaç düzey vardır. Birinci düzeyde ise elementaller bulunur. Bu temel kat, saf duygulardan ve enerjilerden oluşur. Onlar temel bir enerjiden başka bir şey değildir, ve siz o düzeyden başlayarak tekâmül edersiniz. Onlar bireysel kişiliğe sahip olmayan, nasıl insanlar kendi zamanlarını beklemişlerse, onlar da kendi zamanlarını bekleyen kolektif yaşam formlarıdır. Elementaller de gelecekte kişilik kazanacaklardır. Ancak, şu zamanda onlar bekleme dönemindedirler. Onların potansiyelini küçümsemeyin, çünkü onlar çok güçlü olabilirler. Onlara hak ettikleri değeri vermemezlik de yapmayın, çünkü insanlar gibi onlar da çok dikkate değer bir geleceğe sahiptirler.



S: Elementallerin “cin çarpması” dediğimiz şeyle bir ilgileri var mıdır?
Y: Genel anlamda değil. Cin çarpması bir gerçektir; ancak, elementaller insanlar tarafından cezbedilirler, onlar saldırmaz ya da tecavüz etmezler. Elementaller çok kolayca etki altına alınıp şu ya da bu biçimde yönlendirilebilirler.
S: Diğer düzeyler hakkında ne söyleyeceksiniz?
Y: İkinci düzeyde, ağaçların ve tepelerin koruyucuları bulunur. Onlar birbirlerinden farklıdır. Elementaller çoğunlukla belli yerlerle ilgilidirler. Oysa, ağaçları koruyanların her biri bir ağaca ya da kendi tipinde bir bitkiye sahiptir. Antik Yunanlılar bu sprite’lardan ve driad’lardan (bir tür perilerden) ve bu tür şeylerden söz etmişlerdir. Bunlar bu anlayış düzeyinin varlıklarıdır.

S: Onlar belli bir zekâya sahip midir?
Y: Onlar temelde çok iyi kalpli olmalarına rağmen, zekâdan çok, yaramazlığa sahip varlıklardır. Bu bir ilerleme meselesidir. Sizin fiziksel düzeyiniz bir başka enerji düzeyidir. Bu sadece, en rahat olduğunuz idrak meselesidir. Bu sizin hangi düzeyde enkarne olacağınızı belirler. Bazı insanlar tekrar fairy (peri) ya da leprechaun olarak geri gelirler, çünkü onların rahatça algıladıkları düzey budur. S: Bunu yapabilirler mi?
Y: Evet. Çoğunlukla, onlar sizin dilinizde “küçük insanlar” denen varlıklar olarak enkarne olurlar. Onlar spiritüel düzeyle daha uyum içindedirler, çünkü onlar enerjilerin ve onları nasıl yönlendireceklerinin farkındadırlar.

S: O halde, böyle varlıklar gerçekten vardır, öyle mi? Y: Evet, onlar vardır, ama onlar fiziksel olarak tezahür etmez, spiritüel âlemde var olurlar. Ama, fiziksel bir tezahür olarak görünebilirler. Bu çok önemlidir. Onlar görünebilirler. Onların ruhları da, tıpkı sizinkiler gibi, mükemmelliğe doğru gelişirler. Onlar, ormanlardaki bitkiler ve hayvanlar ve ayrıca deniz ve hava üzerinde güce sahiptirler. Onlar bu bölgelerdeki şeylerin ardındaki hareket ettiricilerdir. Ama, onlar tezahür ettiklerinde, kırsal bölgelerde insanımsı yaratıklar olarak tezahür ederler. Bu yüzden bizim leprechaun’lar, fairy’ler, elfler hakkında mitolojik denen öykülerimiz vardır.

S: Normal hallerinde onlar bir ruh gibidir, ama onlar küçük yaratıklar olarak tezahür edebilirler, öyle mi? Peki, neden böyle olağandışı bir formda tezahür ederler?

Y: Bu plânın bir parçasıdır. Onlar doğayı nasıl koruyacaklarını öğrenme konusunda sınanırlar. Bunu yapmayı öğrendiklerinde, o zaman artık başlarının çaresine bakabilirler.

S: Yani, o zaman onlar tekâmül edip en sonunda insan olarak enkarne mi olurlar?

Y: Siz de daha önceki yaşamlarınızda periler olarak enkarne olmuştunuz. Gelişiminizin bu aşamasında siz ruhun tekâmülü hakkında gerçekten çok fazla konuşamazsınız. Sizin bunu kavramanız zordur. Ama, biz nasıl basamakları tırmanıyorsak, onlar da öyle basamakları tırmanıyorlar.

S: İnsanlar bu şeyleri bu yüzden mi çok çekici buluyorlar?

Y: Belki aynı düzeyden geçtikleri için, evet. Onlar da bu periler olmuşlardı, özellikle Yerküre ile çok uyum içinde olan insanlar… Onlar hâlâ, dünyada bu tip yaratıklar olarak bulundukları enkarnasyonlarının anılarını hatırlıyorlar.

S: Folklorumuza göre, onların sihirli güçlere sahip olmaları gerekiyor. Bu doğru mu? Onlar gerçekten de böyle güçlere sahipler mi?

Y: Bu sadece folklor. Onlar şaşırtıcı yeteneklere sahiptir. Ama, onlar tezahür ettiklerinde, spiritüel âlemin farkında olmayan cahil insanlar onları fiziksel bir yaşam formundan çok, bir ruh olarak görmüşlerdir. Onlar yine de, spiritüel anlamda bir yaşama sahiptirler.

S: Onları önce bir ruh, sonra da bir fiziksel tezahüre dönüşürken görmek bizim için zor…

Y: Gerektiğinde bunu yapmalarına izin verilmiştir. Bu yüzden onlar insanlara pek sık olarak görünmezler. Eğer siz bir duru görü medyumu iseniz, tüm doğanın onun sonsuz görevlerini yerine getiren ruhlara sahip olduğunu görebilirsiniz.

S: Onlar da bizim gibi ölümü deneyimler mi?

Y: Hayır, onlar ölümü deneyimlemezler. Onlar sadece daha çok bireyleşirler. Onlar grup ruhundan çıkıp daha göze çarpan bir bireyselliğe kavuşurlar, böylece karmik kaderleri üzerinde çalışabilirler.

S: Toplumlarda öyle uzun zamandır süregelen bir folklor var ki bu bir gerçekliğe sahip olmalı diye düşünüyor insan. Peki, insanların bu varlıkları elfler, fairy ‘ler, gnome ‘lar gibi farklı biçimlerde görmelerinin bir nedeni var mı?

Y: Bu varlıklardan bazıları göllerin ve suların yaratıklarını koruyup gözetirler. Diğerleri ormanın yaratıklarını gözetirler. Diğerleri ise Yerküre’nin halısının, yani, çayırların, çimenlerin yaratıklarını gözetirler.

S: Demek bu yüzden onlar farklı görünüyorlar, farklı şekillere, kişiliklere vs. sahipler… Peki, bu yaratıklar hiç olumsuz bir şey yaratırlar mı?

Y: Hayır, çünkü bunu yapmamak üzere programlanmışlardır.

S: Eh, aklıma bazı folklorik öyküler geldi de… Y: Evet. Çünkü bu varlıkların kılığına bürünen ifritler vardır. Bunlar, çoğunlukla, dünyada yaşamış ve tekrar enkarne olamadıkları için canları sıkılan olumsuz astral varlıklardır. Bunlar sorunlara neden olabilirler. Bu geçmişte daha çok vuku bulmuştur. Gördüğünüz gibi, insanoğlu teknolojik gelişimi yüzünden bu ruhları artık bilmezlikten gelmektedir. Bu ifritler, insanlara peri ya da hayvan kılığına bürünerek işkence ederlerdi. Ama, insanlar tarımsal bir yaşam tarzından teknolojik bir yaşam tarzına geçtiklerinden beri bu artık o kadar sık bir biçimde vuku bulmamaktadır.

S: Peki, insanlar bu varlıkları birbirlerinden nasıl ayırabilirler?

Y: Bu konuda tasalanmayın. Doğa ruhları ölümlü insanlara o kadar sık bir biçimde görünmezler. Ama göründüklerinde, bunu önemli bir nedenden ötürü yaparlar. Çoğunlukla, bu o toprakla ya da doğanın kendisiyle ilgili bir nedendir. Örneğin, belki insanlar o ruhlar için kutsal olan o toprağa zarar vermek üzeredirler. O zaman bu ruhlar o insanlara, “Lütfen bu toprağa zarar vermeyin,” demek için, o insanlarla uykuda ya da uyanıkken temas kurmaya çalışacaklardır.

S: Bu duyduğumuz bazı Kızılderili kadim bilgilerine benziyor. Ama, onlar artık eskisi gibi sık sık tezahür etmiyorlar demek…

Y: Hayır. Ama, onlar gözetimleri altındaki bitkilerin ve hayvanların yararına olacak bazı şeyler yaparlar.

S: Bir şeyi merak ediyorum. Her bitki ve hayvanın ayrı bir koruyucusu var mıdır?

Y: Hayır, çünkü bitkiler ve hayvanlar bir grup ruhuna sahiptirler. Ve bu grup ruhlarını sizin leprechaun’lar ve fairy ‘ler dediğiniz ruhlar gözetirler. Grup ruhlarını gözetip koruyan bireysel ruhlar vardır. Ve bu bireysel ruhlar elf ler, fairy ‘ler vs’dir.

S: Bu anlaşılması zor bir şey. Ben tüm bitkileri gözeten bir grup ruhu olduğunu, ve sonra bu ruhun bireyleştiğini düşünmüştüm.

Y: Onlar ayrı varlıklardır, çünkü grup ruhu bir yardımcı ruh kadar gelişmiş değildir.

S: Bu bizim rehberlerimiz ve koruyucularımızın bize yardım etmelerine benziyor.

Y: Evet. Şu farkla ki onlar hayvanlar ve bitkiler âlemine yardım ederler. Leprechaun’lar ya da elf ler insan olarak enkarne olmaya doğru tekâmül eden farklı bir ruh-tipidir. Onlar gelecekte bu fırsata sahip olacaklardır. Aslında, biz de çok önceki yaşamlarımızda bu tip bir enerjiydik, ama şimdi bir insan rolünü üstlendik. Bu ruhlar, grup ruhlarına sahip hayvanlara ve kuşlara hizmet ederler. Hayvanların bireysel ruhları olmadığı için, onlar bu yaratıklara yardım ederler.

Hayvanlar yaşamı üreme olarak görür, varlıklarını böyle sürdürürler.Bu söylenenlerin çoğu, bizim batıl inanç “safsatası” diye reddettiğimiz folklor ve mitolojiye benziyordu. Belki kadim insanlar doğaya daha yakın yaşadıkları için, onlar bu temel prensipleri daha çok anlıyorlardı. Bu onlar için çok açık bir şeydi, ama aynı zamanda onları korkutuyorduda. Ve doğaya duydukları saygıdan ötürü, onlar öyküler uydurmuş ve bu öyküleri, bu farklı tiplerde yaratıklarla süslemişlerdi ve bunlar da günümüze kadar folklor ve mitler sayesinde gelebilmişti. Öyle görünüyor ki bu onların, bizim makineleşmiş ve karmaşıklaşmış toplumumuzda bilmezlikten gelmeyi seçtiğimiz bu ruh âlemini anlama çabalarından kaynaklanmıştı.

S: O halde, bu ruhlar tekâmül ederek en sonunda insan haline geliyorlar.

Y: Evet. Onlar tüm insanlığa ve tüm doğaya karşı sevgi dolular, ama özellikle doğaya karşı. Yerkürenin ekseni kaydıktan, kutuplar değiştikten sonra onlar tekâmül skalasında bir üst düzeye çıkacaklar, çünkü o zaman fiziksel bedenlerde enkarne olmaya başlayacaklar. Onlar halen Dünya’yı bu kutup kaymasına hazırlıyorlar. İşte bu yüzden, insanlar yaşamak üzere kırsal kesimin belli bölgelerine yönlendiriliyorlar. Bu ruhlar insan olarak enkarne oldukları zaman, dünya düşük bir gezegensel titreşim sisteminden yüksek bir gezegensel titreşim sistemine geçmiş olacak, ve bu onların ışığını ve yaşamlarını yansıtacak. Onların birçoğu operasyona katılıp enkarne olarak, dünyanın yeniden inşa edilmesine, yiyecek üretilmesine ve kutup değişimi yüzünden travma geçiren hayvanların yeniden uyum sağlamalarına yardımcı olacaklar.

S: Peki, bizim tipte ruhlara ne olacak ?

Y: Kutup kayması meydana geldikten sonra, ruh grupları farklı değişimler yaşayacaklar. Bizler daha yüksek bir bilinç düzeyine doğru bir gelişim geçireceğiz.

S: O zaman Dünya’da enkarne olmak istemeyecek miyiz?

Y: O zaman sadece karma duygumuzu tamamlayıp bitirmek için Dünya’da enkarne olacağız. Ama, o zaman Dün-ya’ya çoğunlukla ruhen gelişmiş insanlar gelecek. Tüm daha az gelişmiş varlıklar ise kozmik yolculuklarına yeniden başlamak üzere başka gezegenlere gönderilecekler.

(Dünyanın ekseninin kayması ve bunun mekanizması Nostradamus ile Konuşmalar adlı kitaplarımda daha ayrıntılı bir biçimde anlatılmaktadır.)*

S: Peki, hayvanlar hakkında ne diyeceksiniz? Onların bireysel ruhlara sahip olmadıklarını söylemiştiniz.

* Çeşitli medyumlar, kâhinler ve bazı bilim adamları, iki bin yılı civarında bazı gezegenlerin gökyüzünde hizalanışları sonucunda dünyanın bir kutup kayması geçireceğini bildirmekle birlikte, çeşitli kaynaklar da, insanlığın gerçekleştirmekte olduğu bilinç yükselişi ve spiritüel hiyerarşinin dünyayı koruyucu bir hologram içine alması sonucunda bunun travmatik bir biçimde yaşanmayacağını ileri sürmektedir. (Ç.N.)

Y: Hayır. Hayvanların ruhları insanlarınkinden farklıdır. Onlar grup ruhlarına sahiptirler, ve bunları diğer ele-mentaller gözetirler. İnekler ve atlar gibi bazı hayvanlar bir grup ruhu olarak kolayca tanımlanabilir bir sürü eğilimine sahiptirler. Ama, hayvan ruhları insanlar gibi bir kişiliğe sahip değildir. Bununla birlikte, onlar yaşam güçleridir ve bedenlerde –hayvan bedenlerinde- enkarne olurlar.



S: Onlar da aynen insanlar gibi enkarnasyonlara sahip midir1?

Y: Bu enkarnasyondur, evet. Burada fiziksel beden bir yaşam gücü ile doldurulduğundan, buna enkarnasyon denebilir.

S: Peki, bir hayvan ruhu bir insan olarak enkarne olur mu?

Y: Evet, en sonunda olur. Bu onun ruhsal gelişiminin bir parçasıdır. Siz nasıl daha yüksek düzeylere doğru gelişecekseniz, bir hayvanın ruhu da grup ruhundan ayrılıp bireysel bir ruh haline gelir ve ruhsal olarak gelişme sürecine başlar. Dünyadaki insanların birçoğu, çok uzun zaman önce başka gezegenlerde hayvan olarak yaşamıştır.

S: Ve bu tekâmülün bir parçasıydı. Ben tekâmüle nereden başladığımızı merak ediyorum. İlk başladığımızda biz ne tip bir enerjiydik?

Y: Biz tüm gelişim dizisinden geçmeliyiz: gaz, madde, bitki, hayvan, ruh, tanrısal-olan.

S: Bir hayvan, grup ruhundan nasıl ayrılıp bireyleşe-bilir?

Y: Bu sevgi sayesinde gerçekleşir. Bir hayvana sevgi gösteren insanlar, ona bir benlik bilinci, bir kişilik kazandırırlar. Sevgi onun bağlı olduğu hayvan ruhundan ayrılmasına yardımcı olur ve onu daha bireysel kılar. Bu o hayvanın bilincini yükseltir. İşte bu yüzden, tüm yaratıklara karşı daima sevecen olmalısınız.

S: Hayvan ruhları hangi düzeyde bulunuyorlar?

Y: Bazıları ikinci, bazıları üçüncü, bazıları da bu ikisinin arasında bir düzeyde bulunuyorlar. Örneğin, bir karınca, çok-sevilen bir köpek ya da attan farklı bir düzeyde olacaktır. Tabii, bu düzeyleri her zaman kesin bir biçimde ayıramazsınız. Ayrıca, insan formunda bulunduğu halde bu düşük düzeylerde olanlar da vardır. Onların bu düzeylerini yükseltecekleri umuduyla bunu yapmalarına izin verilmiştir. Bazı insanlar enkarne olduktan sonra bile üçüncü düzeyde bulunurlar. Bunlar vicdanları henüz hiç gelişmemiş insanlardır. Onlar sadece var olurlar, gerçek bir yaşam sürmezler.

S: Ne demek istediniz? Yani, onlar kötüler mi, yoksa hiçbir ilgi mi duymuyorlar?

Y: Onlar iyi ya da kötü olmak için gerekli zekâya sahip değiller. Ve böyle çok az insan vardır. Dünyada şu anda üçüncü-düzey varlıklarından çok, dördüncü-düzey varlıkları enkarne haldedir. Sizin bir sosyopat diyeceğiniz biri, bir dördüncü-düzey bireyidir. Yine, bunların da hiç vicdanı yoktur, ama onlar bunu başkalarına karşı nasıl kullanacaklarını bilecek zekâya sahiptirler.

S: Katiller ve suçlular, üçüncü ve dördüncü düzeyde bulunan bu antisosyal varlıklar arasındanmı çıkar?

Y: Evet, büyük bir bölümü. Bunlar ya o düzeye kadar düşmüş ya da henüz bir üst düzeye çıkamamış varlıklardır. Bunlarda vicdan gelişmemiştir. Bundan sonra, günlük varoluşunuz olan beşinci düzey gelir. Ayrıca, altıncı düzeyden bu dünya katına gelmiş varlıklar da bulunur.

DEVAMI….

Facebook Yorumlar

Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

1
1 Paylaş, 1 puan

What's Your Reaction?

İYİ İYİ
2
İYİ
Kötü Kötü
0
Kötü
Harika Harika
0
Harika
Bana aşağıdan bakarsan Tanrıyı, yukarıdan bakarsan delinin tekini, karşımdan bakarsan kendini görürsün.

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Türü Seç
Soru cevap
Konuya dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Yazı
Biçimlendirilmiş Yazı