Kendi Elinizle Yenilenme ve Tekâmül-Ramtha-(BEYİN)-8


 

Uçma Rüyası ve Kelebek

“Neyin kullanılmadığını belirlemek için, tek bir türün spiritüel ve nöral seçimiyle nöro ekonomiyi karşılamasını sağlamak için bir araya gelebilen ve şifrelenen seçimlerin ve seçeneklerin çokluğu, o türün fiziksel adaptasyonunu gerektirir. Ona tekâmül denir. Ona tırtıl ve kelebek denir.” – Ramtha

Nörojenezde, yeni nöronların büyümesi kavramı onların tarihten büyümelerini içerir. Onlar köprüdür. Bantlarınızda, köprü bilinç denen bir bölge vardır ve o nöronlar oradan büyür. Onların ne yaptıkları, yararları ve önemli olmalarının nedeni budur. Sizin uyguladığınız Mahalle Yürüyüşü* bir hareket, bir değişimdir. Eğer bir mahallenin başlangıç çalışmasına bakarsanız, o başlangıçta parlak bir biçimde ışıldar, ama o kabile ile doludur; o eski mahalle ile doludur; o eski düşünüşle doludur. Daha önce o düşünceler gelirdi ve siz onlara asla bakmazdınız. Onlar çalışmasını yapar, kayıt yapar, kendi nörolojik görüşünü ilan eder ve fırsatı iptal etmeye başlardı.

Siz ancak onlara baktığınızda bu nöron grubunun ateşlendiğini fark edebilirsiniz. O grubun silahları korku, kuşku ve tartışmadır ve onlar içeri kayar. Onlar size, içinizdeki Tanrı’ya gösterilen şeyi yok etmek için ateşlenir. Siz ancak baktığınızda, ne kadar çok baltalandığınızı ya da tarihi nöronların sizi baltalamalarına izin verdiğinizi görebilirsiniz. Onlar sabitleşmiştir (hardwired).” Onlardan kurtulmanın tek yolu, Alzheimer hastalığı, kafaya sert bir darbe yemek ya da onun gibi etkili bazı deneyimlerdir. Onlar sabitleşmiştir ve onlar beyninizdedir. Sizin gelecek olasılığınızı baltalayan grup budur.

Siz ancak ona baktığınızda, birlikte ateşlenenin birbirine bağlandığını, sizin onunla ne yaptığınıza bağlı olarak, umudun ve umutsuzluğun birbirine bağlanabileceğini anlayabilirsiniz.

Şu Örnekleri bilirsiniz: Size iyi gelen acı vericidir; o sadist bağlantıdır. Bu bağlantı, kendinizi beğenmediğinizde, takdir etmediğinizde kurulabilir. Böylece o kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan bir kendini cezalandırmadır, siz soyut bir eylem yüzünden bedeninizi cezalandırırsınız ve işte nöronet (sinir-hücresi ağı) çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik çağı boyunca bu kadar çarpık hale gelebilir. O bu kadar sabitleşebilir.

Nöronetin öyle olduğunu ve nasıl öyle olduğunu anlama sanatı, gelişmiş bir öğrencinin büyük bir geleceğe doğru yaptığı yolculuğun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu çalışmada siz bu iletişim ağlarından birinin ateşlemesini gerçekten gözlemleyebilecek ve onların sadece bir ağ olduğunu anlayabilecek gözlem gücüne de sahipsiniz. Ama siz onların bedenle nasıl bağlantı kurduklarım, onun duygusal olarak karşılık vermesine neden  olduklarım ve böylece onun hayati enerjisini tükettiklerini ve bunun ne kadar otomatik ve bilinçsiz bir biçimde meydana geldiğini de anlarsınız.

Biz, bu okulda yapılan uzaktan-görme çalışmasıyla, Alan-çalışmasıyla ve labirentte tüm engellere rağmen asla pes etmeden yaptığınız yolculukla Gözlemci’nin gücünü kanıtlamıştık. Bu okuldaki o olağanüstü gladyatör anlarım asla unutmayın, çünkü onlar sizin içinizde iradenin dönüşüp olağanüstü oluşunu izleyen bir Tanrı’nın bulunduğunun somut kanıtıdır. O kanıt tüm kuşku, korku ve uyuşukluğa karşı koyar, ama gözetimsiz bırakılırlarsa, bu nöronetler onu tümüyle baltalar, çünkü onların programı budur. Elbette, hiç kuşku yok ki, o program sizi geleceğe değil, sadece geçmişe götürür.

Korku bu sabitleşmiş düşünce süreçlerinden kaynaklanır. Hepiniz ona sahipsiniz, çünkü değişimi önleyen sınırları koruyan odur. O bizim bu okulda yaptığımız şeyi engeller. Dahası, o sizin kuşkulanmanıza yol açar. Eh, elbette kuşkulanmalısınız. Siz ne zaman olağanüstü bir şey yaptınız?  ne zaman cesur gördünüz? Kendinizi ne zaman çok soruyu görüp

kişisel sorunlarınızı üstlendiniz?  ne zaman kişisel olarak sorumlu görüp, kendi dertlerinizle, geçmişinizle, üzüntülerinizle, önyargılarınızla ve yargılarınızla uğraştınız? Ne zaman, ona bağımlı hale geldiğinizi bile fark etmediğiniz acıdan ve ıstıraptan kurtulmanın sorumluluğunu üstlendiniz? Bunu ne zaman yapacaksınız? En son ne zaman cesur davrandınız? Bakın, bu grup zihniyetidir. Grup zihniyeti buraya gelmeye cüret edemez. O, kadim Roma’da Romalıların eğlendirildikleri gibi eğlendirilir. Kadim Roma’da halka sirk gösterileri ve oyunlar sunulur ve insanların kimin kazanacağı, kimin kimi öldüreceği, kaç hayvanın katledileceği konusunda bahse girmeleri sağlanırdı. Siz bunu daha modernize edilmiş bir biçimde yapıyor, örneğin bir adamın ününü ve itibarım yok ediyorsunuz. Bu, insanları bir arenanın ortasında çarmıha gerip yakmaya eşittir.



Herkes bunu yapıyor,  bu güvenli yerdir. Gördüğünüz gibi, bunu sabitleşmiş halde tutan budur. Sabitleşmenin sonuçları sizi, spiritüel sorumluluktan yoksun olduğunuz, psişik olarak deneyimlediğiniz ve genelde görülen realite anlayışını sorgulamanıza yol açan şeylerle ilgili bir pozisyon alamadığınız için bu grupta tutar. Belki siz daha önce yaşadığınız ve tekrar yaşayacağım kavramım benimsemektesinizdir. Eğer benimsiyorsanız, sonraki soru neden yaşadığınız ve yaşayacağınızdır.

Kişisel sorumluluk, sizin bağımlılıklarından gerçekten kurtulmaya çalışan erdemli, asil, dürüst bir varlık olma konusundaki ihmalinizi ortaya çıkarmaya başlar. Siz artık güvensiz olmadığınızda, zafer kazandığınızı hissetmeye başlamalısınız. İnsanlar, “Sen bir komplo teorisyenisin” diyebilirler ve sizin yaptığınız tüm şey gülümsemektir, çünkü siz kabileye tekrar zorla sokulamazsınız. Siz sağlam bir kişisel inancın verdiği cesarete sahipsinizdir; kendinizi iyileştirmek için kişisel olarak çalışma cesaretine sahipsinizdir; gerçek inanç dışarıda değil, sizin içinizdedir. Başkalarının ne söyledikleri önemli değildir. Siz onların realitesini değil, kendi realitenizi istersiniz. Ama eğer siz sosyal bir kelebekseniz, kendi realitenize asla sahip olmayacaksınız. Siz köle olacaksınız. Yeni bir çağı görmeyeceksiniz, çünkü kendinizi değiştirmek sağlam bir kişisel inancı gerektirir. İblislerinizle mücadele etmek, bir kurban olma bağımlılığından kurtulmak sağlam bir kişisel inancı gerektirir.

Sorumluluk üstlenin. Eğer tekrar yaşadığınızı kabul ediyorsanız, o zaman siz hayatınızda sizi etkileyen o olayları deneyimlemek için kader doğrultusunda buradasınızdır. Onlar sizinle aynı frekanstadır. Onlar ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun, arada kesinlikle bir bağ vardır. Bu bağı savunun ve kendinizi o çarmıhtan indirin. Kendinizi o ıstırap çarmıhından indirin ve sizi, sadece bağışlamaya değil, anlayışa da götüren büyük bir çalışmaya psişik olarak ve frekans olarak bağlayan bir inanç için yeterince güçlü olun. Siz erdemli olduğunuzda, bağışlama da gelir. O zaman insanların yaptıkları şeyi neden yaptıklarını anlarsınız. Ama erdemli ve bilge olmadıkça, bunu asla yapamazsınız. Istırap ve acıya saplanıp kaldığınız sürece, daima kurban olacaksınız. Bu da dünyayı aydınlatmaz ve size yararlı olmaz.

Siz kendinizi yeneceğinize gerçekten inandığınızda ve bunu yapmaya başladığımda, suçladığınız tüm insanlarla bağınızı koparacak ve onların gitmelerine izin vereceksiniz. Kendinizi tüketip unutmak yerine, yapan biri olmaya başlayacaksınız. Proaktif olmaya başlayacak ve bedeninize -onun cennet âleminin onu kurtarmaya geldiğini düşünmesine neden olacak en mükemmel mesajı göndereceksiniz. İnsanın, ölümsüzlüğü savunmak için, ölümsüzlük anlayışım uygulamaya başlaması gerekir. Sizin, “Eğer ben daha önce de yaşadıysam, tekrar yaşamanın bir nedeni ve sonucu olmalıdır. Ben bu sorumluluğu üstlenmeli ve insanları serbest bırakmaya başlamalıyım.” Demeniz gerekir. Bunu gerçekten yapmanız gerekir. O, olağanüstü bir şeydir. O, Gordion düğümüdür. Siz onu bir kılıçla keserek çözebilirsiniz ya da düğüm düğüm çözebilirsiniz ve sonunda değişirsiniz. Eğer bu yüzsüz insanlar kurgusunda yolunuzu bulamadığınız için umutsuzluğa kapılırsanız ve hâlâ farklı ve özgün olmak isterseniz, sizin içinizde onu isteyen nedir? Çünkü siz ona sahip değilsinizdir.

Siz kendi kendinizin rehberi olduğunuzda, “Ben bu yüzden böyleyim, böyleydim ve bu bana sağlam bir zemin ve momentum verir. Ben kendimi bu ıstıraptan kurtarıp kendimi yenmeye başlamam için gerekli zihinsel aletlere sahibim” dediğinizde, inandığınız şeyi yaşarsınız. Ölümsüzlüğünüzü, neden ve sonuca geri dönüşünüzü yaşarsınız. Bilge olmak için nötrleşmeyi yaşarsınız. Şimdi siz gerçek, dürüst ve görünürsünüzdür. Sizde hiçbir zayıf yan yoktur. Eğer varsa, onların sorumluluğunu üstlenir ve gerekeni yaparsınız. Bunu nasıl yapacağınızı bilirsiniz. Onu güç nefesi uygulamasıyla yok edersiniz. O güne kuvvet ve cesaretle karşı koyar,  sonunda tatlı bir uyku uyursunuz, bedeniniz dinlenir ve Özünüz arafta kalmaz uçar. O sabitleşme bizim burada peşine düştüğümüz şeydir. O sadece bedene bağlı tarihi olan nöronlardır. O tümüyle budur. Yine de, geleceğe ait tüm potansiyeliniz beklemektedir. Yeni nöral faaliyeti içeren nörojenezde, köprü nöronlar vardır. Onlar sizin büyük bilgi elde etmenizi sağlayacak ve kendi sınırlılıklarınızı savunmanızı önleyecektir. Aslında, ordu kendi içine dönüp sınırlılıklarıyla savaşır, çünkü siz şimdi programın hep ne yaptığını görmektesinizdir. Siz onu değiştirecek gözlem gücüne sahipsinizdir.

Bunun olmasını sağlayan, Tanrı’nın ona bakan gözüdür. Eğer Tanrı’nın  niyeti sizin sefil, sınırlı olduğunuzu görmekse, o sabitleşmiş düşünceler geldiğinde Tanrı’nın gözü ona bakar ve niyeti bilirse, Tanrı ondan kurtulur. Ve siz bileceksiniz, çünkü siz her zaman omuzlarınızda bir ağırlıkla dolaştığınızı bilmiyordunuz. Ne kadar ağır olduğunuzun farkında değildiniz. Bunu fark etmediniz, çünkü bedeninizdeki hücresel enerjiyi kaybetmeye duygusal olarak alışıp uyum sağlamıştınız. Sizin normalde her gün, her an zirvede olması gereken enerji performansım bir süreliğine elde etmek için koşmaıuz, egzersiz yapmanız, oynamanız, yani kalp atışlarınızın hızlanmasını ve kaslarınızın güçlenmesini sağlayan tüm o şeyleri yapmanız gerekirdi. Oysa sizin o enerjiye sahip olmak için odanın karşı tarafına bile yürümeniz gerekmezdi; siz ona zaten sahiptiniz. Ona canlılık denir ve o zaten oradadır. Siz ağır bir yükle dolaştığınızın farkında değildiniz. Tanrı’nın gözü o düşüncelerden birine bakana dek, siz bunu bilmiyordunuz. Ancak o zaman, o farkındalıkla ve Mahalle Yürüyüşü gibi bir uygulamayla o kalıbı kırabildiniz.

Birden kendinizi daha hafif hissettiniz, çünkü daha önce ağır olduğunuzun farkında değildiniz. Birden inanılmaz bir varoluş hafifliği hissettiniz. O, siz bu okulda birkaç adım attığınızda meydana gelmiş olabilir. O, birkaç dakika sürmüş veya tüm bu zaman boyunca  olabilir. Ama o inanılmaz hafiflik beden/zihin bilincinin ağırlığının üzerinizden kalkmış olmasından kaynaklanır.

Bu hafiflik kısa sürmüş olsa bile, bir anda ortaya çıkan o hücresel, enerjisel ödül, açılan bir kapıdan sızan bir ışıktır. O kapıyı kapatmayın. Onu açmaya devam edin; O zaman, hücrelerinizin metabolizması açılan kapıya gittikçe daha çok karşılık verecek ve geçmiş çekip gidecektir. Bu yaratılan ve yenilenen hücreler -sinir hücreleri, nöronlar- sizin bir anda bir deneyime bağlanmanıza yardımcı olmak için gelişen köprüdür. Onlar bunu yapar, sizi bir deneyime bağlarlar. Siz, “Ben daima geleceği (karşıdan) yükledim” diye düşünürsünüz ve onlar gelip sizi o deneyime bağlarlar. Onlar sonra o baltalayıcı nöronların  keserler ve o nöronlar buna uygun karşılık vermeye başlarlar. Onlar esnek ve değişmeye eğilimlidirler. Onlar, siz onun yerine diğer görüşleri geçirene kadar bu deneyimle kalacak, sonra yeni deneyime, yeni görüşe göre hareket edeceklerdir. Buna değişkenlik ve esneklik denir.

Köprü nöronlar oradır ve onlar değişkendirler. Onlar sabitleşmiş değildirler. Onlar size tabloyu değiştirmeniz için bir fırsat vermektedirler. Görebileceğiniz gibi, siz burada yarattığınız kolektif gruplarda zihnin tablosunu genişletmeye başladınız ve meraklı olanlar için bunu imgelemek kolaydı. Siz çekirdek ile başladım ve çekirdek sizin nehre attığınız taştı. Siz Liste* disiplinini uyguladığınızda, dalgalar dışarı doğru yayılmaya başladı. Bu sırada, 0 taş atıldığında, o  nöronlar çekirdekte başladılar. Onlar, eklenen her bir kolektif gruba uzanan köprü bilinçti ve onlar ya 0 gruba katılmak ya da ondan ayrılmak için oradaydılar.

Kırk gün bu deneyimde sürekli Tanrı’nın nefesi olarak yaşadıktan sonra, çekirdek bilgi, öz bilgi, gerçek tarih bir araya geldi. O zaman siz 0 grubu sabitleştirdiniz. Büyük Çalışma’nın bir öğrencisi düşünceyi böyle işlemden geçirir. O bunu bu tarihle, bu nörolojik, mutlak tarihle yapar.

Bu deha kolektif grubunun birleşmeye başlamadığını hayal edin. Onlar dehanın kullanılmamış tarihi olarak orada öylece oturmaktadırlar, hâlâ Tanrı’dan bilgi almaktadırlar, ama orada o bilgiyi kullanacak kimse yoktur.



Kendinizden sorumlu olmak ve Spiritüel çalışmanın, meleklerin çevrede kanat çırpmalarından, yıldız-tozu (sihirli madde) saçmalarından, sizin mor-ışık deneyimleri, kristal sabahlar ve vejetaryen geceler yaşamanızdan çok daha fazla bir şey olduğunu anlamak cesaret gerektirir. Spiritualizm Öz’ün (Spirit) gerçek çalışmasıdır. 0, geçmiş yaşamlarının okumaktan, dilemekten ve istemekten, gong sesi çıkaran şeyler yapmaktan, meditasyon yapmaktan daha fazla bir şeydir. Onlara makyaj işi denir. Onlar sizi büyük kılmaz ve Büyük Çalışma’nın özünü oluşturmaz.

Büyük Çalışma’nın özü sizin ne giydiğinizi, nasıl göründüğünüzü umursamaz. O, şimdi beyinde oturan o enerji küresinin ilgilendiği bir şey değildir. Ona -sizin bu bedeni giyebilmeniz için merkezî sinir sistemini elektriklendiren- beden elektriği denir. 0, bir gülün tohumuna giren ve ona –bûyümesini sağlayan- rüyasını sunan aynı ışık topudur. Şimdi burada, kafanızda olan aynı ışık topu harika şeyler yapabilir, o bu bedeni oluşturmaktadır ve o size yedi bedenini de gösterebilir. Sizin mor renkli giysiler giymeniz yedinci düzeyde bulunan bir varlık olduğunuz anlamına gelmez. Boynunuza kristal kolyeler takmanız size daha net bir spiritüel görüş vermez. Bu Büyük Çalışma’dır, çünkü Öz görülmeyendir ve görülmeyen tahtın ardındaki etkidir ve o sizin beyninizde yer almaktadır. O siz ve bendir. Biz görülmeyiz, ama biz bu frekansta böyle belirdiğimizde siz bizi görürsünüz. Siz bizi bu ışık topu olarak görmeziniz, çünkü öyle görmek istemezsiniz, ama aslında hepimiz ışık toplarıyız.

Spiritüel çalışma, bu okulda öğrendiğiniz tüm bilgiyi deşifre etmeye başlamak ve bazı bilgiler üzerinde uzun yıllar boyunca durmaktır. 0, kişisel kimlik oluşturmak ve programın benliğini içinizde yaşayan tanrısal benlikten ayırmaya başlamaktır. Bu yolculuktaki uzun mekanik çalışma sizin bu makineyi nasıl programladığınızı anlamanızı içerir, ama o sıkıcı ve tekdüze bir çalışma değildir. 0 heyecan vericidir, olasılıkların eşiğindedir; felsefe deneyimle örtüştüğünde, sıradan bir kişi sıra dışı hale gelebilir, sıradan bir kişi Öz’ü iş başında görebilir ve bu çalışma bu okulda daima işe yaramıştır.

Bu konuyu bir süreliğine bırakacak ve daha sonra onu Gözlemci, kuantum fiziği ve tüm zamanın aynı anda var oluşuna götüren realite bandı kavramları ile tanımlamaya başlayacağım. Tüm bu süreçleri gittikçe daha çok öğrenmek sizin spiritüel yolculuğunuzdur. O, bedeninizin nasıl çalıştığını ve işlev yaptığım anlamaktır; onun bahçesinin tohumu olan DNA’sını, o tohumun nasıl ve neden programlandığım anlamaktır. Neyin kullanılmadığını belirlemek için, tek bir türün spiritüel ve nöral seçimler nöro ekonomiyi karşılamasını sağlamak için bir araya gelebilen ve şifrelenen seçimlerin ve seçeneklerin çokluğu, o türün fiziksel adaptasyonunu gerektirir. Ona tekâmül denir. Ona tırtıl ve kelebek denir.

Uçma Rüyası ve Kelebek

“O sadece uçma rüyası görür ve onu bir tırtıl yapmış olan, doğuştan sahip olduğu aynı DNA, onun rüya görmesine izin verir. Zaman, mesafe ve yer içermeyen o rüya, bedenin geçmişi eritip yok etmesini ve aerodinamik bir yaratığı şekillendirmesini sağlar. ” – Ramtha

Bir tırtıl -günler boyunca yeşil yaprak yığınlarım yiyip sonunda doyuma ulaştıktan sonra- geçmişten vazgeçtiğinde, kendi yatağını yapar ve güzel desenli kanatlarla uçma rüyasını görür. O rüya, onun hafif veya şiddetli bir rüzgarda uçmak için aerodinamik olarak ihtiyaç duyacağı şekle dönüşmesini içerir.

Onun aerodinamik görünmek için neye ihtiyacı vardır? Onun yeni besini, yeni yakıtı ne olacaktır? Tırtılın yakıtı, yerini kelebeğin yakıtına bırakacaktır. Tırtıl yeşillik yiyip onu şekerlere ayrıştırırken, kelebek Tanrı’nın altın iksirini içecektir, çünkü aerodinamik olarak o bu şekerleri kütle olmadan işlemden geçirebilir. Ve böylece o sadece uçma rüyası görür ve onu bir tırtıl yapmış olan, doğuştan sahip olduğu aynı DNA, onun rüya görmesine izin verir. Zaman, mesafe ve yer içermeyen o rüya, bedenin geçmişi eritip yok etmesini ve aerodinamik bir yaratığı şekillendirmesini sağlar.

Bu, doğada çok yaygın bir şeydir ve siz onu asla görmezsiniz. Eğer bir kelebekle karşılaşmışsanız, onu bir haberci olarak düşünmemişsinizdir. Bu güzel yaratık ne yapmıştır? Sizin merak etmeniz, keşfetmeniz ve sonra kendinize uygulamanız gereken şey budur. Tırtıl yeni bir mahalleye taşınmıştır. Rüyadaki tırtıl, her şekilde birbirine bağlı olan tüm bu grubu çağırmak zorundaydı. Onun rüyasında gördüğü şeyin tarihi -rüyayı, onun işlevini, geleceğini, fırsatını gerçekleştiren tüm nöronlar- rüyayı gerçekleştirmek için tırtılın tüm tarihiyle etkileşime girmek zorundaydı. Pişmanlık tarafından kısıtlanmayan, cezalandırılmayan, işkence edilmeyen o rüya özgürdü ve tam bir başkalaşıma (metamorfoza) izin vermişti.

Eğer tırtılın/kelebeğin Tanrısı en mükemmel Tanrı değilse, ben mükemmel bir Tanrı tanımıyorum. Siz kadim tarihinizdeki tanrılardan, dinî kitaplardaki ilahlardan söz edebilirsiniz, ama ben onların bir tırtılı bir kelebeğe döndürdüklerini görmedim. Bu başkalaşımın Tanrısı gerçekten büyük bir Tanrı’dır, çünkü o doğanın açık kitabıdır. Burada bu doğa mucizesini yaratan Tanrı sizin içinizdeki aynı Tanrı’dır. Sizin içinizdeki, başlangıçta size yüklenmiş olan aynı Tanrı’nın tarihidir ve ona cennet âlemi denir. Böylece herkes bir kelebek olmak istemez, ama herkes onun eşdeğeri olmak ister. Onlar da eşdeğerde bir başkalaşım geçirmek isterler.

Başkalaşım sizin hayatınızda o sınır çizgisinde başlar, siz ne olduğunuzu düşünüyorsanız, o ona göre ileriye ya da geriye doğru gider. Eğer siz ileriye doğru gidiyorsanız, operasyon bağlantısı (birbirine bağlama) gerçekleşecektir. Sizin sadece kırk gün öyle bağlı kalmanız ve bir kelebek olarak yaşamanız, bir kelebek olarak düşünmeniz, bir kelebek olarak muhakeme etmeniz gerekir. Siz bir zamanlar bir tırtıl olduğunuzu düşünemez ve söyleyemezsiniz. Siz sadece bir kelebeksinizdir. Yeni yaşam budur ve tüm bağlantılar yerini alacaktır. O sizin henüz karşılaşmadığınız en harika fırsattır. Siz hâlâ kendinizden en yüksek şekilde sorumlu olmak zorundasınız ve o yolculuğu sürdürüyorsunuz. Hâlâ o yolculuktasınız.

Kendi Zihninizin Bahçıvanı

“Sizin, değişmeye başladığınızda, geleceğe ait olmanız da aynı şekilde doğrudur. Realite, zihin, dalgalanma etkisi, tüm bunların içinizde realite haline gelmesini sağlamak için ileri doğru dalgalanır. ” Ramtha

 

Bu güzel çiçeklerin içinde bulunduğu toprak, zihindir. O da Boşluk’tan gelir ve Boşluğun boşluğunu doldurmaktadır. Bu toprak, zihindir. Onu oluşturan ve verimli bir toprak kılan tüm unsurlar bilgelik ve deneyimlerdir. Daha önce başarılmış olan şeyler size bu toprağı verir. Toprağın verimliliği, eski deneyimlerin çürümesine (ayrışıp dağılmasına) dayanır. Ben doğayı çok severim, çünkü biz doğaya bakarak her şeyi açıklayabiliriz.

Sizin toprağınızda üç fikir vardı: Ben daima sevinç doluydum; ben daima çok sağlıklıydım; ben daima çok zengindim. Sevinçli, sağlıklı, zengin (ya da her ne olmak istiyorsanız); bu, kaç düşüncenin ateşlendiğine bağlıdır. Siz ne olmak istediğiniz üzerinde konsantre olmaya ve onu yeniden tanımlamaya başlarsınız ve bir kez karar verdiğinizde, o sevinç ve deha gruplarının her biri, bir tohum veya bir çiçek soğanı gibi, zihin toprağına ekilir ve bu böyle devam eder.

Bu tohumu beslemek için, ona temel yaşam unsurlarım vermeniz gerekir. Ona su ve belirli bir frekans vermelisiniz. Bu çiçekler ilkbaharın başlangıcıyla aynı frekanstadır, böylece onlar Büyük Çalışma’nın başlangıç Horasıdır. Onlar yazın ya da sonbaharda geri gelmeyecektir. Yazın ve sonbaharda gelen başka rüyalar vardır. Bu çiçekler tümüyle başlangıçlardır. Onların büyümeleri için, onları toprağı nemlendirip geçirgen hale getiren yaşam-verici suyla beslemeniz gerekir ki çiçek soğanı (veya tohum) o suyu içebilsin ve hücresel bölünme sürecinde -tıpkı sizin gibi- enerjisel çalışmasına başlayabilsin. Sizin ona biraz ışık da vermeniz gerekir. Bu ilkbahar çiçekleri sert değil, yumuşak bir ışık ve belirli bir frekans ister.

Başka bir deyişle, onlar değişimin başlangıcıdır, bu yüzden çok hassas ve kırılgandır. Öyleyse başlangıçta, su, yumuşak ışık ve doğru ısıyla, hepsi yeni mahallenin başlaması gibi olur. Her gün, siz sabah kalkar, toprağı anlarsınız ve bu basitçe ne olduğunuzu ilan etmektir. Yaşam suyu odur. Gün boyunca siz ilan ettiğiniz şey olurken, ışığın bu bahçeyi aydınlatması da Tanrı’nın ona tüm gün boyunca bakması anlamına gelir. Bu, her ne olursa olsun, sizin “Ben daima çok mutluydum, ben daima çok sağlıklıydım, ben daima çok zengindim. O benim frekansımdır” diye düşünmeniz ve söylemeniz anlamına gelir.

Işığın bahçeyi aydınlatması, Tanrı’nın ona bakması benzetmesi bu anlama gelir. Doğadan gelen besin, önemli olanın en saf yaratıcısı ile gelir. Önemli olan, tabloyu yaratmak ve Tanrı’nın ona bakmasına izin vermektir. Tüm bunlar, yani su ve ışık, besindir. Çiçek büyümeye başladığında, o fotosentezden dönüştürdüğü kendi içselleştirilmiş enerjisiyle büyümektedir. Burada Gözlemci devreye girer; siz zihninizin toprağına ektiğiniz o küçük fikirlere tüm gün boyunca bakacak, onları gözeteceksinizdir. Onlar büyümeye, güçlenmeye ve ortaya çıkmaya başladığında siz çok sevinirsiniz, çünkü ilk fırsatınız gelmektedir. Topraktan o yeşil filizin çıkışını nasıl açıklayabilirsiniz? Yeşil renk orada neredeydi? O kendinden geldi, çünkü o gelişme yeteneğine sahiptir ve siz çok sevinirsiniz. Şimdi birbirine bağlamakta olduğunuz soyut bir listenin deneyim üretmeye başladığım görmeye başlarsınız. O olmaya başlamaktadır ve o daha fazla oldukça, daha fazla su gelir, daha fazla odaklanma gelir, daha fazla sevinç gelir ve bu gövde büyümeye başlar.

Bitkinin iyice olgunlaşıp çiçek açması, o sevinç, sağlık, zenginlik fikrinin kusursuz hale gelmesidir. Dört gün içinde, iki hafta, üç hafta içinde o her şeye nüfuz etmeye başlar. Bu nüfuz etme, sizin söylediğiniz şey haline gelmeniz, sabitleşme, çiçeğin güzel kokusudur. Bu güzel koku sevinç olmanın saf kokusu, başarının  saf kokusu, bir düşüncenin maddeye dönüşmesinin saf kokusudur. O, sabah uyandığınızda kendinizi harika hissetme deneyimidir, çünkü siz bir süredir hücrelerinizi sürekli olarak beslemiş, enerjiyle doldurmuşsunuzdur. Onlar şimdi şifreyi almakta ve hücresel bir düzeyde enerji yaratmaktadırlar ki bütün için o enerjisel fotosentezdir. Siz uyanır ve kendinizi iyi hissedersiniz. Hastalıklarınız gerilemekte ve siz kuvvet kazanmaktasınızdır. Sizin bir şey yapmanız gerekmez, o içinizden gelmektedir. Çok geçmeden, ilkbaharda yeni düşünce çiçekleriniz açar, güzel kokularıyla her ortamı doldurur ve böyle bir bahçıvanın frekansı da aynı şeyi yapar. O çiçek açtığında, bahçenin diğer veçheleri gitmeye başlayacaktır. Siz ne kadar çok gerçek varlığınız haline gelir ve öyle olduğunuzu söylerseniz, o gerçekleşecektir. Sizin bahçenize ektiğiniz tohumlar, çiçek soğanları işini yapmış ve sizi sabitleştirmiş olacaktır. Sonra o çiçek solacak ve tüm enerji onun tohumuna geri çekilecektir. O, uykuya dalacak ve sonraki ilkbaharı bekleyecektir.

Siz tüm bunları bir saksıya koyduğunuzda, sadece o çiçekleri istediğinizi imgelersiniz. Siz hiç durup bir eylemin kaderi, bu çiçek soğanının kaderi hakkında düşündünüz mü? Siz, “Eğer ben her şeyi doğru yaparsam, o topraktan çıkacak ve bize güzel kokulu güzel bir çiçek sunacaktır” dersiniz. Bu doğrudur, ama siz bundan daha derine gitmezsiniz. Bu çiçek bu yeri işgal eder, ama o topraktayken, o yerde hiçbir şey yoktu. O, zihnini bu yerde genişletti ve onu tamamen doldurdu. Siz güzel çalılara, ağaçlara, fundalıklara ve çiçeklere sahipsiniz. Eğer bilge bir kişiyseniz onları ekersiniz. Bahçenize ektiğiniz güllerin rüyasının ne kadar sihirli olduğunu ve güllerden oluşan çalılığın tüm o yeri işgal edeceğini hayal edin. Bu onun kaderidir. Sizin, değişmeye başladığınızda, geleceğe ait olmanız da aynı şekilde doğrudur. Realite, zihin, dalgalanma etkisi, tüm bunların içinizde realite haline gelmesini sağlamak için ileri doğru dalgalanır.

Siz, “Ben daima Tanrı’nın sevgisiyle doluydum” ve “Ben daima geleceği (karşıdan) yükledim. Ben daima bu yeteneğe sahiptim. Bu gün ben geleceği yüklüyorum” dersiniz. Siz orada nasıl mevcut olursunuz? Siz, Tanrınız -mecazî olarak güneş- sizin ne dediğinize bakarken, söylediğiniz şeye aykırı olan her şeyi kendinizden uzak tuttuğunuzda, orada mevcutsunuzdur. Siz mevcut olduğunuzda ve onu söylediğinizde, zihin toprağının yüce bir geleceğe doğru dalgalanmasına neden olursunuz. Dalgalanma (daire şeklinde yayılan dalga) bir gelecek yaratmaktadır. Ve o gelecek aslında buradadır. Sizin önünüzde, söylediğiniz şeyin çiçek açacağı verimli bir toprak uzanmaktadır ve bu çiçeklenme süreci siz onu saksıya ektiğiniz gün, yeni onu söylediğiniz gün başlar.

Siz o çiçeği, Tanrı’nın onu görmesine izin vererek, kim olduğunuzu söyleyerek, güneşin onun üzerinde parlamasına izin vererek ve onu yaşayarak besleyen mükemmel bir bahçıvan olmalısınız. Soma o çiçek gelişip  ve sizin gibi bir Tanrı’nın büyüklüğüyle kıyaslandığında mütevazı olan bir çiçek ortaya çıkar. Sizin olduğunuzu söylediğiniz şey tezahür eder -o zihin toprağı o kadar yücedir- ve sizin yapmanız gereken tüm şey bir saksı alıp 0 tohumları, 0 çiçek soğanlarını ona ekmek, onu toprakla örtüp, “Çiçek nerede? O henüz açmadı. O nerede çiçek açacak? O saksının dışına çıkacak. Onun kaderi bu olacak” demektir.

Çiçek orada açacaktır. Aynı şey siz kelebekler için de geçerlidir.

Yeni Realite Dalgası ve Sonraki Zaman Değişikliği Sizden Gelmelidir

“Sevinç bir varoluş halidir. Siz içsel sevinci gerçekleştirmeye başlayacak yeterli zamana sahipsiniz, çünkü gerekli çalışmayı yapıyorsunuz. Siz geleceği (karşıdan) yüklemek için yeterli zamana sahipsiniz. Bu çalışmaya başlamak için yeterli zamana sahipsiniz. ”- Ramtha

Ben bir resim çizseydim, bir insan resmi çizer ve “Bu sizsiniz, bunlar da sizin bantları ve onlar sizin geleceğinizi oluşturur” derdim. Sonra, “Sizin istediğiniz şeyler buradaki potansiyellerdir, ama siz sadece bu bantların içinde yer alan ve sizinle aynı frekansta olan realitenize erişiyorsunuz” derdim. Siz sonsuz bir potansiyeller denizinde yüzüyorsunuz ve siz değiştiğiniz anda, bu bantlar burada gerekli zihni yaratır, bu fırsatlar ortaya çıkar ve sizin realiteniz ona göre gelişir. Şimdi siz geleceğe ve öteye doğru ilerlemektesinizdir. O böyle görünür. Bununla o saksı arasındaki fark nedir? Onlar aynı şeydir, değil mi? Çoğu insan realite dalgasının onların başına gelmesini ister, ama o sizden gelmelidir.

Son olarak da şunu söylemek istiyorum: Ben sizin kalkıp bunu yapmanızı sağlayamam. Uyuşukluk, Öz’ün hastalığı ve yıkımıdır. Uyuşukluk bir sürü mazeret kategorisine girer: Siz, “Bu çalışma yeterince heyecan verici değil” dersiniz, ona inanmazsınız, “Bu işe yaramayacak” dersiniz, ondan kuşku duyarsınız. Tüm bu mazeretler sabitleşmiş nöronlar kategorisinde yer alır.

Bu, Mikelanj’ın “Adem’in Yaratılışı” tablosu gibidir; o tabloda Tanrı’nın insana uzandığını, ama insanın parmağını ona uzatamayacak kadar yorgun olduğunu görürsünüz. Sizin parmağınızı uzatmak için yapmanız gereken tüm şey doğru görmektir. Ben bunu yapmanızı sağlayamam. Ben sizin bir şeyi analiz etmenizi sağlamaya, kibrinizi kırıp sizi -benim hayatımda yapmış olduğum gibi- derin düşünmek zorunda olacağınız bir yere koymaya çalışabilirim. Sizin gerçekte ne olduğunuzu doğanın açısından görmenizi sağlamaya çalışabilirim.



Siz iki gruptan birine ait olabilirsiniz. Dünyanın kaderi onu sahiplenenler tarafından oluşturulur. Yıllar önce size o numarayı, tiranların bedeninize yerleştirmek istedikleri o çipi alamayacağınızı söyledim. Bunu yapamazsınız. 0 noktada siz ruhsuz olursunuz. Onlar size o realiteyi göstermek için geçmişten gelip geleceğe uzanan sözlerdir. Siz onu yapamazsınız.

Siz, “Ama ben bunu yapmak istiyorum” diyebilirsiniz. Onu yapabilirsiniz, ama o zaman bireysel irade ve egemenlik gerçekten hapsolacaktır. Size sahip olunduğunda, sizin rüyayı görmeniz, bu çalışmayı yapmanız daha zor olacaktır ki onlar şimdiden size büyük ölçüde sahip olmuşlardır. Şimdi tembel olmama zamanıdır. Şimdi tembelliğinizi ve mazeretlerinizi aşıp, yeni nörolojik değişim süreçlerini başlatmanın zamanıdır.

Birçoğunuz şimdiden mutluluktan geleceğe, sağlığa doğru ilerlediniz, o değişimleri yaptınız ve topraktan çıkan filizleri görmeye başladınız. Onu izlemenin heyecanı, kendi içinde kendi enerjisidir ve tüm hücreler onun ardındadır. O kendi enerji makinesini üretmektedir. Bir kez siz ne kadar olağanüstü olduğunuzun sonuçlarım görmeye başladığınızda, o yayılmaya başIar. Belirli bir zaman geldiğinde, siz bunu nasıl yapacağınızı, her şeyi nasıl bir araya getirip birleştireceğinizi o kadar iyi bilir hale gelirsiniz ki kendiniz için teknolojinin sonraki düzeyini -ve sonraki zaman değişimini oluşturabilirsiniz.

Sizinle, kendilerini yenen üstatlar arasındaki fark, onların içsel olarak özsaygısına sahip olmaları, sorumluluk üstlenmeIeri ve değişimler yapmalarıdır. Bu, içsel mutluluğa ve sevince götürür. Onları zamanı geçersiz kılacak bir yolculuğa çıkarmak çaba gerektirmeyecektir, çünkü onlar her şeyin bilgiye sahip enerji olduğunu anlayacaklardır. Bu varlıklar zamanda ileri gidebilir, her şeyi atlayabilir ve buraya gelenden farklı bir realitede yaşayabilirler, çünkü onlar bunu yapacak -tüm birleştirmeleri yapacak- şekilde donanmışlardır.

Siz ne zaman bunu yapacak, onu bu çekirdekte başlatacak ve ileri doğru gitmeye başlayacaksınız? Siz size düşen adil paydan daha zengin olmak için epey zamana sahipsiniz. Şimdi yirmi, otuz, elli, altmış yıllık kötü yaşamı bedeninizde tersine çevirmek ve bedeninizin enerjiyle şakımasını sağlamak için epey zamana sahipsiniz. Mutlu olmak için yeterli zamana sahipsiniz. Sevinç, mutluluk bir varoluş halidir. Siz içsel mutluluğu gerçekleştirmeye başlayacak yeterli zamana sahipsiniz, çünkü gerekli çalışmayı yapıyorsunuz. Siz geleceği (karşıdan) yüklemek için yeterli zamana sahipsiniz. Bu çalışmaya başlamak için yeterli zamana  Ama bunu kırk gün boyunca yapmak size çok zor gelir, öyle değil mi?

Siz son kırk gündür ne yaptınız? “Seyahat ettim, epey ağladım, insanlarla konuştum, akşam yemeğine çıktım.” Onların herhangi biri sizi ileri doğru götürecek midir? Öyleyse siz son kırk gündür ne yaptınız? o fırsatları aramak yerine, neden kırk gün boyunca bu birleştirmeyi yapamadınız; bir kavramı beyninizde sabitleştirip, sonra fırsatların önünüzde bir çiçek gibi açmasını sağlayamadınız?

Siz hâlâ zamana sahipsiniz. Siz çok parlak bir frekansta işlev yapan bir zihne sahip olup da, onun herkesi  aptallaştırmış olan gri-adamlar kadar düşüncesiz varlıklar tarafından esir edilmesine izin veremezsiniz. Bu ikisi birbirine karışmaz.

Bu parlak frekansta işlev yapan zihin, aptallık ağına düşmeyecektir. Aradaki zamanda, doğa -sergileyeceği felaketlerle- birçok biçimde sizin kahramanınız olacaktır. Gri-adamlar tüm bunlara katkıda bulunmuşlardır, hatta onlar doğayı kontrol etmeye çalışmaktadırlar. Bunların hiçbiri işe yaramaz. Yakın gelecekte buzullar erimiş olacaktır. Siz nerede yaşıyorsunuz, suya ne kadar yakın yaşıyorsunuz? Doğa tüm bunların icabına bakacaktır, bakması gerekmektedir ve bu zaman binlerce yıldır gelecekle ilgili vizyonlarda görülmüştür. Eğer siz kaynaklarınızı tüketmeyi  yeni enerji kaynaklarım dâhice yaratmayı reddederseniz, savaşların sürmesine izin vermiş olursunuz. Sizin petrol tanklarınız yüzünden ne kadar çok insanın öldüğünü biliyor musunuz? Siz bu konuda düşünmek istemezsiniz, ama düşünmelisiniz. Siz meyvelerinizin tadını çıkarabilesiniz diye plantasyonlarından vazgeçmeleri gerektiği için ne kadar çok insanın öldüğünü biliyor musunuz? Siz bunu dünya çapında organizasyon olarak adlandırırsınız.

Onlar, dünyada petrol çıkarabilecekleri yeni bir delik açabildikleri sürece, yeni bir teknolojinin –o teknoloji geliyor olsa da- ortaya çıkmasına izin vermeyeceklerdir. Ama kim hangisini isteyecek? Bazen sizin radikal bir biçimde düşünmeniz ve davranmanız gerekir. Onlar size yeterli güneş ışığının olmadığını, hidrojen yakıt hücreleri için yeterli teknolojinin olmadığım ve tek çözümün petrol olduğunu söylerler. Çünkü onlar tüm petrole sahiptirler. Onlar sizin araçlarınıza benzin doldurmak ve onların gitmeye devam etmesini sağlamak için birçok insanı ortadan kaldırmışlardır, çünkü siz bunu istersiniz ve siz bu konuda hiçbir şey yapmadınız. Ama bunun sonuçları vardır. Bakın, nükleer yakıta her köşede karşı koymak gerekir. Siz -Dünya’nın lavlarının onu arıtacağım düşünerek- fay hatlarına ve volkanların içine nükleer atık varilleri atan bu insanlarla mantıktan söz edemezsiniz. Hayır, bu böyle olmaz.

Tüm çevrenizde bedava enerji vardır. Fransa’da icat edilen ve sadece basınçlı (sıkıştırılmış) havayla çalışan bir araba vardır ve siz onu sadece bir hava pompasıyla doldurursunuz. Peki, bir hava pompasını çalıştıracak enerjiyi nereden elde edebilirsiniz? Güneşten. Bu ne kadar zordur? “Ama o iyi görünmeyecektir.” Öyleyse, onun iyi görünmesi için, savaşa geri dönüp insanları öldürmeli misiniz? Tüm bunlar elbette korkunç seçimlerdir. Dünya canlı bir organizmadır. Siz, buzulların erimesine, Dünya’nın geçirmekte olduğu değişime rağmen buna devam edeceğiz diyemezsiniz. Buzulların erimeyeceğini, böylece eskisi gibi devam edeceğinizi söyleyemezsiniz. Doğanın 0 hareketi ve uzun bir zamandır çok başarılı olmuş olan bu kötü-kurulmuş plân çarpışacaktır. O zaman başka (dünya-dışı, gelişmiş) uygarlıklar tabloya girecektir.

Ben çok uzun bir zamandır sizden, sizin hâlâ tırtıllar olduğunuzu bilerek, bu zaman için hazırlanmanızı istedim. Ben size, egemen olmanız, doğanın gazabına -yakında patlayan bir volkana bile dayanabilecek bir yerde bir ev inşa etmeniz için çok uzun bir zaman verdim. Size, orada yiyecek, içme suyu ve enerji açısından kendi kendinize yeterli hale gelmenizi ve denizden uzak durmanızı söyledim. Ovalara, deniz veya nehir kıyısına ev inşa etmemenizi söyledim. Yerin gümbürdemesine hazır olmanızı söyledim. Yiyecek (tohumlar) depolamanızı söyledim. Bu sizin çok zengin bir insan olmanız gerektiği anlamına gelmiyordu. Bu sizin tüm bu hazırlıkları yapmaya yirmi yıl önce başlamanız anlamına geliyordu. Bu, sağduyulu, öngörülü ve ihtiyatlı olmaktır.

Bu hazırlığa başlamış olan birçoğunuz, daha sonra, “Gelecek Günler gelmiyor. Onlar gelmedi” diyerek bu çabadan vazgeçti. Evet, onlar geliyor. Bir zamanlar bu konuda sadece ben konuşuyordum, ama şimdi herkes ondan söz ediyor. Çok güzel, ben bundan çok memnunum. Söylenenlerin bir kısmı yanlıştır, ama yine de 0 bir kuramsal düşünmedir. Benim öğrencilerim onlardan istediğim şeyi yaptılar, o konuda çalıştılar ve bu yüzden başkalarının kötü muamelesine maruz kaldılar. Şimdi ise benim yapmanızı tavsiye ettiğim şeyler herhangi bir kişinin yapabileceği en bilgece şeylerdir ve artık bu birçok kişi tarafından insanlara söylenmektedir. Bir zamanlar sizin tüm bu çalışmayı yapmanız ve bu arada kendinizle ilgili her şeyi öğrenmeniz gereken bir nokta vardı ve böylece bugüne erişebildiniz. Sınırlılıklarınızı çok fazla savunmadan, siz gerçekten ve işlevsel olarak bu okuldaki çalışmaya uyumlanabilir, dikkatinizi verebilir, gerekeni idrak edebilir ve kendi üzerinizde çalışmaya gönüllü olabilirdiniz. Bu daha önce her zaman mümkün değildi. Şimdi siz hazırsınız ve tüm realitenin ondan aktığı beyninizde hazırlandınız.

Aydınlanmış Varlık Ramtha olarak, ben hayatın sonsuza dek devam ettiğini zaten biliyorum. Ama bunu buradaki tutucu gruba söylersem, onlar hiçbir şey yapmayacaklar. Her nasılsa, siz gerçekten güçlü olduğunuza, her şeyi bildiğinize inanırsınız, ama o bilişi uygulama gücüyle birleştirmemişsinizdir. O sadece depolanmış bilgidir. Her nasılsa, siz hiçbir şey yapmak zorunda olmadığınızı düşünür ve yapmazsınız. Bu sadece, başka bir zamana ait olan ve size büyük bir alemin ve büyük uygarlıkların ortaya çıkacağını söyleyen bir sestir. Sizin onları görmek için hayatta kalmanız gerekir. Geleceği ve teknolojileri (karşıdan) yükleme süreci, zihninizin burada başlayan, hızla ortadan kaybolan ve manzaranın tamamen farklı  bir zaman çerçevesinde tekrar beliren altın bir ışık gibi olmasını sağlar. 0 şimdiden on yıl, yirmi yıl sonrasıdır. Bu altın ışık o çerçevede belirir. 0 sizin zihninizdir. 0, toprağa tohumlar ekmektedir. Siz şimdi on yıl sonraki 0 ışıktan bu yere uzanan bir çizgiye sahipsinizdir.

Bir kadere -ve genişleyip büyüyecek yere- sahipsinizdir. Siz geleceği ziyaret ederken ve onu karşıdan yüklerken, yeni teknolojiye erişimi de yüklemeniz gerekir. Kendinizi, buradan çok uzaktaki (gelecekteki), yaratıcılar olan insanlarla birlikte bir kazanma pozisyonuna sokmanız gerekir. Kendinizi onlarla aynı frekansa getirin. Bu onları kullanmak değildir, bu onlardan biri olmaktır. Bunun üzerinde çalışmaya başlayın. Siz herhangi bir şeyi nasıl bir araya getireceğinizi bilmeyebilirsiniz; bilmeniz de gerekmez. Sahip olduğunuz, tüm bu dehayla birlikte karşıdan yüklenen nöronlar yerini alacak ve ateşlemeye başlayacaktır ve siz gelecekteki-Şimdi’den -tüm bunları nasıl yapacağını bilen- insanlarla karşılaşacak, onun ayrılmaz bir parçası olacak ve onu anlayacak şekilde tekâmül edeceksiniz.

Siz alınası mümkün görülmeyen olasılıklara böyle erişirsiniz. 0, gerçek ve samimi odaklanmayla burada başlar. Burada herhangi bir şeyi başlatın, ama onu beslemeniz gerekir. Siz onu sadece söyleyemezsiniz; o sadece sizin felsefeniz olamaz. Onun sizden bir ışık gibi en yüksek şekilde yayılması gerekir.

Kapanış Sözleri: Doğa ve Gelecekteki Benliğiniz
“Sizin yeni benliğinizin mimarisi üzerinde çalışmanızı istiyorum. Sizin kendi kurtuluşunun, kendi spiritüel gelişiminize katılmanızı, böylece içsel olarak sorumlu olabilmenizi ve sonra onu kullanmanızı istiyorum. ”- Ramtha

Son olarak size şunu söylemek istiyorum: Bu bilgiler -aksi takdirde bunu asla yapmayacak olan› bazılarınızın kalbini ve zihnini değiştirdiğimi biliyorum. Sevgili varlıklar, siz bu çalışmaya umut ve umutsuzlukla başladınız. Çalışmaya başladınız ve umut ve sevinç buldunuz. Şimdi gittikçe daha çok umuda sahip oluyorsunuz. Tekrar buluşana dek, yeni benliğinizin  üzerinde çalışmanızı istiyorum. Kendi kurtuluşunuza, spiritüel gelişiminize katılmanızı, böylece içsel olarak sorumlu olabilmenizi ve sonra onu kullanmanızı istiyorum. Sonunda bazı birleştirmeleri yapacak kadar uzun bir süre onun parametreleri, programı içinde çalışın. O her zaman biraz değiştirilebilir, ama işe başlayın. Sabah kalkıp gününüzü yarattığınızda, yeni mimarın yaratacağınız günün temelini oluşturmasına izin verin; 0, onu yoksunluktan değil, zenginlik tohumunu çoktan ekmiş olduğunuz için, zenginlikten oluşturacaktır. Siz gününüzü o değişim mimarına göre yaratırsınız ve hepinizin bunu yapması gerekir.

Öğretmeniniz olarak, bu parlak günü geride bırakıp evinize gittiğinizde, orada neyin ekili olduğunu belki çok iyi bildiğiniz bir yer -bir çalılık, bir ağaç, çıplak bir toprak- bulmanızı tavsiye ederim. Siz yasemin ya da gül çalılığının neye benzediğini çok iyi bilirsiniz. Oturan ve bir süre toprağa ya da o çalılığa bakın ve onun bu yıl ne kadar büyüyeceğini, kaç tane güzel kokulu çiçek açacağım imgeleyin. Ona bakın ve geveze arkadaşlarınızla konuşmayın. Sadece, “Ben içimdeki’ Tanrı’nın buna bakmasını istiyorum. Bunu ilk kez görmek istiyorum” deyin. Kendi realitenizin gerçek bir tılsımını oluşturun. O çalı nasıl büyüyecek ve nasıl beslenecek? Sizden böyle tatlı ve güzel bir umut kaynaklanacaktır. “Doğada nasılsa, ben de öyleyim. Ve ben kelebek olarak çalışmaya başlıyorum” diyen bir kuşkusuzluk, bir eminlik gelecektir.

Bunu Büyük Çalışma’nın büyük öğrencisi olarak yapın. Dünyanızı değiştirin. Siz değişene kadar dünyayı değiştiremezsiniz. Eğer mutlu değilseniz, mutlu olmayanı mutlu edemezsiniz. Siz realitenizin merkezindesiniz. Bugün sizden doğaya gerçekten bakmanızı ve ondan tatlılıkla öğrenmenizi istiyorum.

Bu parlak bir sabahtır ve ben bugün sizinle yapacağım çalışmayı tamamlamış bulunuyorum.

Geleceğe!

DEVAMI….

Facebook Yorumlar

Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

What's Your Reaction?

İYİ İYİ
0
İYİ
Kötü Kötü
0
Kötü
Harika Harika
2
Harika
Bana aşağıdan bakarsan Tanrıyı, yukarıdan bakarsan delinin tekini, karşımdan bakarsan kendini görürsün.

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Türü Seç
Soru cevap
Konuya dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Yazı
Biçimlendirilmiş Yazı