Dua,Meditasyon ve Tefekkür-Ramtha


Eğer kulağınıza bir ses veya bir fısıltı gelmezse hayal kırıklığı hissetmeyin, çünkü belki en büyük idrak sizin yanıtınızın tutum olarak, duygu olarak ya da üç-boyutlu realite olarak tezahüründe olacaktır. Yanıt daima gelir.
Siz dua etmek ve meditasyon yapmak için sessizleşip durgunlaşmaya çalışıyor, ama onların ne olduğunu bilmiyorsunuz_ Bir duayı düşünmeye ya da kendinizi meditasyon için durgunlaştırmaya çalışmanın yararı nedir?

Eğer siz içinizdeki, dışınızdaki ve her yerdeki mevcudiyetin farkında olmak için Sessizleşip durgunlaşmaya çalışıyorsanız, onu tamamen kaçırabilirsiniz, çünkü o durgun, hareketsiz değildir. Siz neyin farkında olmaya çalışıyorsunuz? Sessizleşip durgunlaşarak dinlediğinizde, neyi duymaya çalışıyorsunuz: Bir trompet sesini mi, yumuşak bir müziği mi, akan suyun sesini mi, parlak ışıkların sesini mi? Onlar ne yapar? Onlar sadece sizin onları düşünmenizi sağlar. Eğer siz gelen yanıtlara kulak asmazsanız, duanın ve meditasyonun yararı nedir? Sizin yanıtlarınız düşüncelerdir.
Tanrı’nın sesinin yabancı bir ses olduğunu mu düşünüyorsunuz? Neyi duymayı bekliyorsunuz, tam bir cümleyi mi? Tanrı’nın sesi düşünce nehridir. Dinlemeye çalıştığınız mevcudiyet, sizin -yargının engellemediği kendi düşünce süreçlerinizdir. Tanrı’nın sesi size gelen düşüncelerdir. Onların nereden geldiğini düşünüyorsunuz? Sizin dinlemeye çalıştığınız yanıtlardır, ama aradığınız yanıtlar sizin dışınızda beliren tanrısal bir varlıktan gelmeyecektir. O yanıtlar günlük düşünce süreçlerinizle sizden, hayatın en önemli değeri olan düşüncelerle gelecektir. Tanrı’nın sesi, meleklerin çaldıkları arpların sesi ya da bulutlardan yayılan bir müzik sesi değildir. 0, tüm bunların meydana gelmesini sağlayan düşüncedir. Tanrı’nın sesi düşünce nehridir. Değişmiş-ego saf düşünceleri değiştirir, yargılar.
Sizin sıradan dediğiniz tüm düşünceleriniz tüm yanıtlarınızın bulunduğu yerdir. Düşüncelerinizi dinlemeye başlayın, sevgili varlıklar, onları dinlemeye başladığınızda sizden daha büyük bir şeyin bulunmadığına inanacaksınız. O zaman kendiniz ve hayatınız için bir anlam ifade etmeye başlayacaksınız ve ilk kez bir anlam ifade eden yanıtlara sahip olacaksınız, çünkü onlar samimi bir varlıktan, sizden size gelmektedir. ‘ Sizi sizden, varlığınızın -bu düşünce süreçlerinin ortaya çıkmasını sağlayan Özü’nden daha çok düşünen dışsal bir mevcudiyet yoktur.

O düşünceler sizin yargılarınızı aşıp, hayatınıza biraz daha mutluluk katabilir. Eğer oturup tüm bu düşüncelerin istedikleri kadar uzun bir süre gelmesine izin verirseniz, sahip olduğunuz her soruna çözüm bulabilirsiniz. Yarınlarınızla ilgili içgörüler edinebilir ve bir varoluş nedenine sahip olabilirsiniz, Ben size bir gerçeği çok direkt ve basit bir biçimde ifade ediyorum. Siz benim bilgimi nereden aldığımı düşünüyorsunuz? Ben, bir kişilik kılığında, o düşünce nehriyim. İnsanlar Tanrı’nın onların varlığında bulunmadığına ilk inandıklarında, çok savunmasız ve tehlikeli bir pozisyona girdiler, çünkü o durumda Tanrı’nın adına konuştuğunu iddia eden varlıklar onlara nasıl yaşayacaklarını, ne yapacaklarını, onu nasıl yapacaklarını, ne zaman yapacaklarını, kısacası her şeyi dikte ettirebilirlerdi. İnsanlar binlerce yıl boyunca Tanrı’ya ya da bilişe erişmenin bir yolunu bulmak için ritüeller yaptılar, insanları ve hayvanları kurban ettiler, bağışlarda bulundular, sahip oldukları her şeyden vazgeçtiler, manastırlara kapandılar.

Hayatlarını dualara, meditasyonlara, ezoterik bilgiler edinmeye adadılar. Ama bakın, siz kendinizle bağlantı kurmak için bir şeyler yapmanız gerektiğine inandığınız sürece, bunu asla yapamayacağınıza da inanacaksınız. Meditasyon düşünce süreçleriyle gelen düşünceleri almak ve onlara nasıl tepki gösterdiğinizi dinlemektir. O, gerçekten, bir melodiyi dinler gibi kendinizi dinlemektir. Ne yazık ki ve ne iyiki çoğu varlık çok rahatsız olur, çünkü onlar bunu yeterince yapmaz, bu yüzden suçluluk duyar ve Tanrı ile yeterince bağlantı kurmadıkları için duydukları bu suçluluğun esiri olurlar. O zaman kendilerini çok değersiz hissetmeye başlarlar ve bu sürüp gider ve biz başlangıca, içinde Tanrı’yı taşımayan insana geri döneriz. Güzel varlıklar, siz bulunduğunuz yerde -Tanrı olan düşünceyi alıyor ve ona hislerinize göre karşılık veriyorsunuz. Bu günlük duadır. Bu günlük meditasyondur. Bu günlük varoluştur. Bu günlük biliştir.
Sessiz olmak varlığın durgunlaşmasını Ve benliğin benlikle bir olmasını sağlar. Bakın, siz hayatınız boyunca meditasyon yapmamış olsa nız bile, yine de her şeyi doğru yapmış olacaksınız. İnsanın bilmesi gereken şey kendisinin zaten Tanrı olduğu ve kendisi dışında bir varlığa erişmesi, ona erişmek için kendini yakması ya da kurban etmesi gerekmediğidir. Sadece kendiniz olun. 0 sonsuz varlık, yani kendiniz olun, başka kimseyi taklit etmeyin. Eğer siz oturup sessizleşmeye, güzel benliğimizi derin biçimde düşünmeye daha fazla zaman ayırırsanız, bu size kesinlikle daha fazla serüven alanı açacaktır, çünkü siz kimseye değil, kendi ferasetinize hizmet edersiniz. Eğer bunu yaparsanız, daha mutlu bir varlık olacaksınız, çünkü bu sizin kendinize kendinizi deneyimleme fırsatı verdiğiniz anlamına gelir ki burada herkesin buna ihtiyacı vardır, Eğer bir süreliğine dış dünyadan uzaklaşıp kendi iç huzurunuz üzerinde düşünürseniz, orada var olduğunu hiç bilmediğiniz içsel bir değer, içsel bir gerçek, içsel bir rehberlik bulacaksınız. Bu sizin yenilenmenizi, kendinizi toplamanızı, genişlemenizi, ferasete sahip olmanızı sağlayacaktır.
O zaman günlük görevinizi -başkalarının değerlerinin ve görüşlerinin esiri olmadan kendiniz olmanıza izin veren farklı bir görüşle ve farklı bir amaçla yapabilirsiniz. Bir insana özsaygısı kazandıran şey, onun kendi fikrine sahip olmasıdır. Eğer sizin özgüvene ihtiyacınız varsa, yaptığınız şeyi yapmayı bırakın ve bir olma hali içinde ne yapmak isterdiniz, onu düşünün. Fikirler 0 hal içinde doğar, icatlar o hal içinde bulunur, felsefe o hal içinde anlaşılır, sihir o hal içinde yaratılır. Kendiniz üzerinde düşünün. İçinizdeki Tanrı’nın Kaynağı dinlemesine fırsat vererek kendi-değerinizi elde edin. 0 size, bulunduğunuz yerde uygulayabileceğiniz, gittikçe artan bir bilgi, farkındalık, biliş ve değer katar. Sevgili üstatlar, meditasyonun zulmü şudur ki, insan zihnini asla durduramaz, çünkü insan Tanrı’yı asla durduramaz Düşünce prensibi her an sürmekte ve her an genişlemektedir. 0 genişleme anında, tüm bilinçli varlıklardan bilişini toplar.

Böylece, bilişin bir parçası olmak, tüm var olanın bir parçası olmaktır. Meditasyon, onların hepsinin -değerlendirme için sizin içinizden akmasına izin verme saatidir. Siz Tanrı’nın zihnini asla durduramazsınız, bu yapılamaz, çünkü eğer bu yapılabilseydi, bu an tüm anların sonuncusu olur’ ve 0 anda hayat, ışık, nefes, rüzgâr, sular, yıldızlar, aylar, gökler ve tüm anlayış yok olurdu. Tanrı’nın zihni düşünce nehridir. Siz düşüncelerinizi kontrol etmezsiniz, onları değerlendirirsiniz. Bir derin düşünme ya da meditasyon halinde, insan harika alıcısından (beyninden) akıp geçen düşünceler üzerinde düşünür. O onlar üzerinde düşünür ve onları değerlendirir. İnsan onları duygu olarak hissetmedikçe, düşünceler onun varlığı için asla bir realite olmazlar.
Düşünce ancak duygu olarak hissedildiğinde bir realite olarak tezahür eder. Meditasyon, bir topluluk içinde oturup herkesin tüm hayatla ilgili görüşlerini dinlemek gibidir. Böylece siz sessizleşip dinlediğinizde, olduğu her şey içinde Tanrı’yı dinliyor olursunuz. Bunun amacı nedir? 0 sizi kısıtlamaların ötesine götürür. Daha önce üzerinde hiç düşünmediğiniz şeyleri düşünmenizi sağlar ve o sırada ruh aradığı yanıtları bulabilir. Yanıtlar, hissedildikten sonra, deneyim için üç-boyutlu dünyada tezahür ederler. Siz Tanrı’yı dinlemektesinizdir. O kimdir? 0 sizdir, sevgili üstatlar. Böylece, siz düşüncelerinizi asla kontrol etmez, onları sadece değerlendirirsiniz. Siz en çirkin ve en güzel düşünceleri işitebilirsiniz, çünkü neyin çirkin neyin güzel olduğunu Siz belirlersiniz. Siz Tanrı’yı, o düşünceleri nasıl dinleyebilirsiniz? Bir yer bulun ve bulduğunuz yeri sevin. Bir sessizlik bulun. Başınızı kuzeye, ayaklarınızı güneye doğru uzatın, böylece kutuplaş. mış olun. Bir kez manyetik alanlar birbiriyle uyum içinde ol duğunda, arzu ettiğiniz şeyi varlığınızın Tanrısı’ndan söyleyin_ Sonra sessiz olun ve bekleyin, daima beklenti içinde olun.
Eğer kulağınıza bir ses veya bir fısıltı gelmezse hayal kırıklığı hissetmeyin, çünkü belki en büyük idrak sizin yanıtınızın tutum olarak, duygu olarak ya da üç-boyutlu realite olarak tezahüründe olacaktır. Yanıt daima gelir.
Sevgili varlıklar, siz bir yanıt ararken, onu almayı bekliyorsunuz demektir. O, beklendiğinde, gelir.—-
Ramtha

Facebook Yorumlar

Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

What's Your Reaction?

İYİ İYİ
0
İYİ
Kötü Kötü
0
Kötü
Harika Harika
0
Harika
Bana aşağıdan bakarsan Tanrıyı, yukarıdan bakarsan delinin tekini, karşımdan bakarsan kendini görürsün.

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Türü Seç
Soru cevap
Konuya dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Yazı
Biçimlendirilmiş Yazı