DERİN BİLİNÇALTININ KAPISINI AÇMAK -RAMTHA-(BEYİN)-11


Samimi Öğrencinin Duası: Zihnimin Kapılarını Aç

Sevgili Tanrım,
eğer sen zihnimin kapılarının
gerisinde duruyorsan,
eğer sen geride,
beynimin mağarasında duruyorsan,
senden öne çıkmanı
ve bizi ayıran o bariyeri
yıkmanı istiyorum.
Öyle olsun…

Evrensel Zihne ve Doğaüstü Zekâya Açılan Kapı: Bilinçaltı Zihin

“Bilinçaltı zihnin gerçek değeri, onun evrensel zihni alma ve algılama yeteneğine sahip olmasıdır. ”- Ramtha

Psikologların anladıkları anlamda bir bilinçaltı zihin, bizim burada sözünü ettiğimizden farklı bir bilinçaltı zihin anlamına gelir. Bilinçaltı zihin tabakalar halinde olsa da, çocukluğunuzun uzun anılarının uykuda olması ve beyninizde kalıntı olarak algılanması mümkündür. Beynin beyincik bölümü bir enkarnasyonun bilgisini depolamakla ilgilidir, ama sadece gelişme açısından değerli ve önemli olan anılar depolanır.

Psikologlar, bilinçaltı zihni bir insanın yaşam deneyiminin gizli anıları olarak adlandırırlar. Bilinçaltı zihnin gerçek değeri, onun evrensel zihni alma ve algılama yeteneğine sahip olmasıdır ki bu psikologların ele almaya hazır olmadıkları bir konudur. Bilinçaltı zihin evrensel ya da kolektif bilinçdışı denen şeyi alıp algılayabilir. Kolektif bilinçdışı terimi uygun bir terimdir, çünkü sizler şimdi düşüncenin önemini ve onun nasıl bantlar boyunca yolculuk yaptığım gördüğünüzden, bütün dünyanın kolektif bir bilinç olarak nasıl etkilendiğini hayal edebilirsiniz.  her insan, yeni düşünceler ve fikirler yaratmakta kullanmak için ne tür bilgiye ya da malzemeye sahiptir?

Benim sözünü ettiğim bilinçaltı zihin, yaratıldığı zamandan itibaren, involüsyon yolculuğu boyunca tüm düzeylerde elde edilmiş tüm bilgiye sahip olan bir zihindir. O ayrıca yedi düzeyin her birinde var olan tüm bedenlerin belleğine sahiptir. İnvolüsyon ve evolüsyon yolculuğunun tüm bilgisine ahiptir.* O her şeyi bilir.

Olağanüstü yanıtlara sahip olmaya çalışan bir birey bunu kendi başına yapmaya çalışmaz. Onun yapmaya çalıştığı şey,kendini kısıtlayıcı bağlardan kurtararak, yeterince uzun bir zaman boyunca bir sorun ya da model üzerinde konsantre olmaktır. Eğer o bunu yaparsa, o zaman beynin bu bölümü karşılık verecektir. Bir çocuk emeklemeyi, yürümeyi yemek yemeyi, bağırsaklarım ve mesanesini kontrol etmeyi, sesleri tanımayı, bir dil olarak bir araya getirmeyi, onları yazılı harflere ve sembolleri, fikirleri, doğadaki kavramları temsil eden- sözcüklere dönüştürmeyi nasıl öğrenir? Siz, okulda tarihi anlamayan, geometriye hiç ilgi duymayan, fiziği anlamak istemeyen, yetersiz eğitim görmüş bir çocuğun bir problem üzerinde düşünüp onu dâhice bir matematiksel denklem modeliyle çözmesini nasıl sağlayabilirsiniz? Bu çocuk bunu yapmasını sağlayacak bir eğitime sahip olmadığında, siz onun bunu yapmasını nasıl sağlayabilirsiniz? Çünkü  o bilgi onun kişiliğinden gelmeyecektir.

*İnvolüsyon Yolculuğu, Sıfır Noktasından ve yedinci kattan, en yavaş ve yoğun frekans düzeylerine ve kütleye yapılan yolculuktur. Evolüsyon Yolculuğu ise en yavaş frekans ve kütle düzeyinden, en yüksek bilinç düzeylerine ve Sıfır Noktasına, yani yuvaya geri dönüş yolculuğudur.

O bilgi onun içindeki Tanrı’dan gelir. 0, tüm bilgiden gelir ve o çocuğun yapması gereken tek şey o bilgiye tevazu ile, alçak gönüllülükle erişmektir.

“Tevazu” sözcüğü önemli bir tutumu ortaya koyar. Bazen insanlar her şeyin yanıtım bildiklerini düşünürler. Onlar buna o kadar kuvvetle inanır hale gelirler ki sorulan bir soruya kendi anlayışlarının dışında bir yanıt verilmesine izin verecek kadar mütevazı olamazlar. İşte bu yüzden insanlar iyileşmezler ve işte bu yüzden insanlar savaşırlar. İşte bu yüzden dünyada kıskançlık, haset ve tüm o kast sistemleri vardır, çünkü insanlar sorunları kendi zayıf zihinsel hallerine dayanarak çözmekte ısrar ederler. Onlar böyle yaptıklarında, sadece, uzun ömürlü ve tatmin edici olmayan sorun-çözme fikirleri yaratabilirler.

Herkesin çok harika bir öğrenci olduğunu, bu çalışmayı yapmak zorunda olmadığını düşünmeyecek kadar mütevazı olmayı öğrenmesi gerekir. Eğer siz o tutuma sahipseniz, tezahür ettirebileceğiniz tüm şey akli olarak öğrenmiş olduğunuz şey olacaktır. Siz bu okulda sabır ve odaklanma yeteneğinizi aşacak ve alışkanlıklarınızı değiştirecek sınavlarla karşılaşacaksınız. Büyük Çalışmada daha büyük bir gücün, daha derin bir zekanın ortaya çıkmasını gerektirecek durumlar olacaktır; aksi takdirde siz bu çalışmaya devam etmekten vazgeçeceksiniz.

Bir sorunu her nasılsa çözemediğiniz için çıldıracak, hüsrana uğrayacak ve öfkeleneceksiniz. Eğer siz kişiliğinizde o yeteneğe sahip olsaydınız, bugün dünyada Tanrı’ya ya da doğaüstü bir zekâya hiç ihtiyaç olmazdı. Siz bir kişilik olarak doğaüstü zekâya sahip değilsiniz. Siz zaaflara, değişkenliğe ve dönekliğe sahipsiniz. Bir an ikna olur ve kendinizi adarsınız, sonraki anda ise nefret ve intikam duygusuyla dolarsınız. Siz değişkensiniz; beden/zihin bilinciyle bir uçtan öbür uca salınırsınız. Bu, dehanın dayandığı zihin değildir.

Tevazu, siz oturup, fikrinizi ifade eden ve zaman ayırıp üzerinde (ön lobunuzda) odaklanmanızı gerektiren bir sembol çizmek zorunda olduğunuzda gelir. Siz, cumartesi gecesi dışarı çıkıp birileriyle yemek yemek ve yavan sohbetler etmek yerine, oturup yeterince uzun süre konsantre olarak onu yaratırsınız. Eğer bu çalışmayı yapar ve odaklanırsanız, o zaman olağanüstü bir zekâyı oluşturmaya başlayacaksınız, çünkü bir kez bu bilgiyi deneyimlediğinizde, onu hatırlamaya başlarsınız.

O zaman gizli olan ifşa olur ve eğer o ifşa olursa, siz kimliğinizi değiştireceksiniz. Tüm sorunları kendi potansiyel rezervine dayanarak çözmeye çalışan 0 basit küçük kişilik olmayacaksınız. Tanrı olan bir kişilik oluşturmaya başlayacaksınız ve bu okulun hedefi budur.

Sizin bu çalışmayı yapacak kadar mütevazı olmanız, bir çocuk gibi oturup öğrenmeniz gerekir. Eğer öyleyseniz, Tanrı’yı bileceksiniz, çünkü biz sizin fantastik gerçeklik üzerinde odaklanmanızı sağlayacağız. Eğer bunu doğru ve odaklanmış bir biçimde yaparsanız, o tezahür edecektir. 0 tezahürün alıcısı kim olur? Siz. Onu deneyimleyecek olan Sizsiniz. Ben onu çoktan deneyimledim.

Beyin bu basit biçimde çalışır. O bir yapı ustasıdır, bir mimardır ve fikirleri inşa etmek için belirli aletlerle, belirli sıvalarla ve yüzeylerle çalışır. Eğer o fikirleri yeterince uzun bir süre tutabilirse, o zaman o fikirleri -onları tezahür ettirecek enerji kalıbına dökebilir.

İsis ‘in Memelerı’nı’ Emmek ve Ruhun Tekrar Doğuşu

“İsis’in iki memesi, amigdala ve hipokamp, ruhun üretimine ve bedenin negatif ve pozitif enerjiye uyumlanmasına kısmen katılmış olan varlıklardır… Pozitif yük erkek cinstir; ama bu asla, pozitif enerjinin negatif enerjiden üstün olduğu anlamına gelmez. ”- Ramtha

İsis’in iki memesi, amigdala ve hipokamp, ruhun üretimine ve bedenin negatif ve pozitif enerjiye uyumlanmasına kısmen katılmış olan varlıklardır. Eğer beden erkek olarak doğmuşsa, geçici olarak ruh bedene -mühürler vasıtasıyla çalışan pozitif enerji verir. Eğer ruh bir erkek beden üstlenir, ama negatif bir yükle (şarjla) gelirse, o zaman bedende bir mutasyon meydana gelir. Ruh, o ister negatif ister pozitif olsun, bu merkezleri bedendeki enerji devreleri sistemini güçlendirmek için kullanır. Pozitif yük erkek cinstir; ama bu asla, pozitif enerjinin negatif enerjiden üstün olduğu anlamına gelmez. Negatif yük dişidir. O, pozitif enerjiyi alandır ve onun büyük bağrında başka bir yaşam-formu doğar. Pozitif enerji negatif enerji olmadan var olamaz ve negatif enerji de pozitif enerji olmadan var olamaz. Eğer siz sadece erkeklerden oluşan bir dünyaya sahip olsaydınız, çok geçmeden soyunuz tükenirdi, çünkü kendinize ne yaparsanız yapın, kendinizi yeniden yaratamazdınız.

Aynı şekilde, eğer sadece kadınlardan oluşan bir dünyaya sahip olsaydınız, yine çok geçmeden soyunuz tükenirdi. Dünyanın erkekler olmadan daha iyi olacağım düşünen kadınlar, ne kadar erkeksi ya da dişi olmak isterlerse istesinler, yeni bir yaşam-formu yaratamazlardı.

Parlak beyinlere sahip olan bedenler yaratmayı sürdürmek için, Tanrı’nın yeteneğini pozitif ve negatif biçimde sergilemesine ihtiyacınız vardır. Eğer daha önce pozitif enerjili bir bedenle (erkek olarak) enkarne olmuş olan bir ruh bu kez negatif enerjili bir bedenle (kadın olarak) dünyaya gelirse ve o son enkarnasyonda tam ve doğru biçimde sahip olmadığı bir deneyime tutunuyor ve bir şeye karşı koyması gerekiyorsa, O zaman bu amigdalayı etkileyecektir. Eğer böyle olursa, beyindeki bu küçük torba (amigdala), epifîz salgıbezini etkileyecek ve epifiz de bütün bedendeki salgıbezlerini etkileyecektir. Bu, memeleri, vajinası, rahmi olan bir kadın olsa da, o dişi görünüşü engelleyen bir erkek enerjisi örtüsüne sahip olabilir. Örneğin, memeler fazla gelişmez ya da kalçalar çok geniş olur ve içerideki dişiyi gizler. Böyle olduğunda, bu amaçla kullanılanlar bu iki salgıbezidir (amigdala ve hipokamp). Aynı şey bir erkek için de geçerlidir. O, dişi enerji örtüsüne sahip bir oğlan olabilir ve erkek olsa da, bedeni daha çok dişi bir veçheye sahip olacaktır. Amigdala bu durumdan sorumlu olan salgıbezidir.

Hipofiz ana salgıbezidir ve onun da bir muhafızı vardır. Bedendeki tüm salgıbezleri -aşağı doğru etkiyi başlatan hipofİzle başlayarak- diğer altı bedenle etkileşime girme yeteneğine sahiptirler. Eğer siz morötesi Mavi Beden enerjisi ve o bilinç üzerinde konsantre olsaydınız, bedende o bilinci ve o frekansı sergilemeye başlar ve erkek ile dişi enerjiyi nötrleştirirdiniz. O zaman, omurganın dibinde -yenilenme ve çiftleşme için-çöreklenmiş olan enerji yukarı doğru hareket edecektir. Eğer o hareket ederse, dördüncü mühre çıkacaktır ve dördüncü mühür de bedenin üst bölümündeki mühürlere ulaşmak için bir atlama tahtası olacaktır.

Her iki cinsin de niteliklerine sahip olmak çok güzel bir şeydir. Bununla, örneğin, bir kadın bedeninde baştan çıkarıcı, kadınsı ya da kurnaz olmayan bir Tanrı zekâsına sahip olmayı kast ediyorum. O, zekâya sahiptir, ama bu geniş-zihinli bir zekâdır. Siz onunla konuşurken, cinsiyet zekâyı örtmez, çünkü zekâ o cinsiyete hâkimdir ve ondan üstündür.

Aynı şey, bütün enerji alanı -bilincinden dolayı- bedenindeki farklı bir merkeze çıkmış olan, böylece kadınlarla gerçekten konuşabilen bir erkek için de geçerlidir. 0, çiftleşme veya romantizm ihtiyacı duysa da duymasa da, bu ihtiyaçtan etkilenmez, çünkü onun enerjisi alttaki mühürde değildir. O artık bir erkek değil, bir Tanrı’dır.

Bunlar, daima bilinçli olarak var olmaya devam eden, ölmeyen zekâ varlıklarıdır. Kadınlar asla bilinçli olarak var olmaya devam edemezler. Erkekler asla bilinçli olarak var olmaya devam edemezler.  siz ölümle bedenden ayrıldıktan sonra ışığa (görünür ışık katma) gittiğinizde ve ışıkta yargılandığınızda, orada artık pozitif ve negatif enerjiye sahip olamazsınız. Orada her iki cinsten de arınırsınız. Eğer siz tüm hayatımız boyunca negatif enerjiye karşılık veren, yalnızlığınıza, romantizme, aşka karşılık veren, kadınlara has olan tüm o şeylere karşılık veren bir kadın olmuşsanız, o zaman bilinçli benliğiniz bir atılım yapamaz. Eğer o ışığa giderse dağılacaktır, çünkü o ışıkta yaşayamaz. O, ışıkta bir kadın olamaz ve nötrleştirilecektir.

O zaman bir kadından ya da bir erkekten geriye ne kalır? Sadece, onların hayatlarında kendi çıkarlarını düşünmeden yaptıkları o özverili işler; cinsel ilişki ya da romantizm için değil, sadece Tanrı adına yapılan 0 sevgi ve saygı eylemleri. Onları, koşulsuz olarak, bir ihtiyaç olduğu için yapmış olmak… İşte, ölümden sonra da var olmaya devam eden bu işler ve eylemlerdir. Kişiliğinizin hatırlanmaya ve korunmaya değer veçhesi budur.

Timüs, Koşulsuz Sevgi ve Ölümsüzlük Tohumu

“Eğer sizin enerjiniz timüse çıkarsa, sizin yaşlanmanız durur. Dahası, diğer ruhlar hakkında oldukça dikkate değer bir şey, koşulsuz bir sevgi hissetmeye başlarsınız. Siz değişmeye başlarsınız. Yanaklarınız pembeleşir, gözleriniz ışıldar,teniniz parlar. Kucaklayışınız sıcak, bakışınız kucaklayıcı, kabullenici, izin verici ve sevecen olur. ” – Ramtha

Öğrenmeniz gereken bir  bilgi var, çünkü bilgi realitenin tohumudur. Sizin öğrenmeyi istemeniz gerekir. Bazılarınızın bantları, aşırı cinsel ilişki yüzünden erkenden zayıf düşmüştür. Bunun rahatsız edici bir konu olduğunu biliyorum. Bu konudan her söz ettiğimde sizin nasıl tepki gösterdiğinizi gözlemliyorum. Ama biliyor musunuz, bugün yüz yaşında ya da daha yaşlı olan insanlar vardır ve onlar bir sürü zorluk yaşarlar,çünkü onlar yeterli bilgiye sahip olmadıkları için, olmaları gerekenden çok daha fazla yaşlanmışlardır. Bunun nedeni, onların enerjilerini belirli yerlerde tutmalarıdır. Onlar böyle yapmaya teşvik edilmişlerdi, çünkü dünya size bunu yapmanın doğal olduğunu söyler, insan doğası size bunu yapmanın doğal olduğunu söyler. Onlar enerjilerini asla köprüye ve başa (dördüncü ve yedinci merkeze), yani olağanüstü bilgiye eriştiremezler, perdeler tarafından engellenirler. Eğer siz perdelerin ötesine geçemezseniz, cahil ve batıl inançlı kalırsınız.

Dördüncü merkez açılana dek sevgi gerçekten doğamaz. Bugün bu dünyada yaşayan insanların hiçbiri kundalini enerjisini dördüncü merkeze bile eriştirememiştir. Bunun nedeni şudur: Doktorlar size timüsün, ruhun bulunduğu dördüncü merkezde yer alan salgıbezinin yaşlandıkça büzüldüğünü söyleyebilirler. O gittikçe küçülür. Çocuklukta ve ergenlikte size ebedî gençlik vermiş, cildinize esneklik vermiş, tüm gün boyunca gülmenizi sağlamış olan bu salgıbezidir. O sizin koşmanızı, oynamanızı ve sonra tatlı rüyalara dalmanızı sağlamıştır. O size muazzam miktarda enerji vermiş ve sizi masum tutmuştur.

Siz sperminizi saçtığınızda veya ilk âdetinizi gördüğünüzde bu salgıbezi  başlamıştır,  enerji o merkezi terk etmiştir ve terk etmeye ve birinci merkeze inmeye devam etmektedir. Aslında, on iki yaşındaki bir çocuğun -on dokuz, yirmi beş ya da otuz yaşına kadar- büyüme sürecini izlerken timüsün küçülme  de izleyebilirsiniz. Varlığın büyüyüp cinsel olgunluğa erişmesi için timüsün mutasyona uğraması gerekir.

Cinsel olgunluk sürecinde, genç insanlar kontrol edemedikleri değişken ve düzensiz bir enerjiye sahip olurlar. Onlar bir yetişkin bedeninde yaşamaktadırlar, ama çocuksu bir zihniyete (düşünme biçimine) sahiptirler ve onunla ne yapacaklarını bilmezler. Ama onlar yirmi üç yaşına eriştiklerinde düşüşe geçerler,  orada bulunan -ve onların koşup kucağınıza oturmalarının, boynunuza sarılıp sizi sevmelerini sağlayan- tüm enerji azalmıştır. O, cinsel merkezde azalmıştır. Bu, yirmi yaşlarına erişen bir insanın hayatta düşüş sürecine girdiği ve yaşlanmaya başladığı anlamına gelir. Timüs büzülüp küçülmeye başlar, çünkü orada hiç enerji yoktur. Eğer enerji oraya erişirse, timüs gelişecek ve tekrar çalışmaya başlayacaktır.

Bilimciler (hormon iğneleriyle)  salgıbezine kendi hormonlarını aşılayarak onu tekrar şişirirler. Bu bir süre işe yarar, ama sonra hormon düzeyi azalır ve timüs yine küçülür. Dünyadaki kimi elit tabaka ölümden böyle kaçabilmiştir; bu tabakadan olmayan sizler ise işte bu yüzden yaşlanır ve enerjinizi kaybedersiniz.

Bu okulda, siz sevmeyi öğrenmek istediğinizi söylersiniz, ama sizin koşulsuz olarak sevmeyi öğrenmeniz gerekir. Bu sizin başka bir kişiyi sırf güzel gözlere sahip diye sevemeyeceğiniz anlamına gelir. O, sizin cinselliğinizin, o bedenle üreme ihtiyacınızın  Sizin çekildiğiniz şey odur. Sizin karşı cinsin bedenine çekilmenizin nedeni üreme ve kendi tohumunuzla başka bir canlı organizma üretme gerekliliğidir. Tohumlarını önemsemeyen ve önüne gelen herkesle cinsel ilişki kuranlar,yaşadıkları zevkin ürünü olarak bu dünyaya çocuk getirdiklerinde, onlar mutsuz çocuklar olurlar, çünkü ebeveynleri üremek için cinsel ilişki kurmamaktadırlar. Ben size ahlâkî bir ders vermiyorum. Ben sizin cehaletinizi bilişe dönüştürmeye, bu enerjinin nasıl hareket ettiğini ve sizin neden yaşlandığınızı anlamanızı sağlamaya çalışıyorum.

Enerjiyi yavaş yavaş dördüncü mühre çıkaran bir üstat, karşısındaki kişiyi -genç ya da yaşlı olduğu için değil- sırf var olduğu için sever. Bazen, birlikte olan ve aralarında büyük yaş farkı bulunan insanlar, birisi cinsel olarak çekici olduğu ve diğeri başka değerli niteliklere sahip olduğu için birlikte değildirler. Onlar ruhları birlikte olmayı özlediği için birliktedirler ve formun ne olduğu önemli değildir. Bu sevgidir, dördüncü merkeze erişmiş olan enerjidir. 0 enerji aşağıda, birinci mühürde kaldığı sürece, siz koşulsuz olarak sevemezsiniz.

Sizinkinden farklı olan bir toplumda rahatsız edilmeden yaşayan küçük çocuklar herkesi açıkça sevebilirler ve herkes tarafından kabul edilebilirlerdi. İnsanlar o çocukları hayallerine kavuşturabilir, onların çevresindeki gökyüzünde kaleler inşa edebilirlerdi. İnsanlar o çocukları idol olarak alır, çok sever ve onların resimlerini çizerlerdi. Bugün çocuklar cinsel sapkınlığın nesneleridir, ama bunun böyle olmadığı bir zaman vardı.

İnsanlar daha cinsel hale geldikçe, bu durum değişti. Yusuf oğlu İsa size cennete girebilmek için küçük bir çocuk gibi olmanızı öğütlemişti. Bu, gerçekte, çiftleşen bir hayvan olmayı bırakıp dördüncü merkeze çıkmak anlamına gelir. Ve üstatlar daima dördüncü merkeze çıkarlar.

Yüz yılı aşkın yaşayan ve anormal bir şekilde yaşlanmış olan insanlar saplantılı bir biçimde baştan çıkarıcı olabilirler. Onlar bu saplantıyı bırakamazlar, çünkü o çok ayartıcıdır ve onların bunun için birçok nedeni vardır. Onlar arzularını tatmin etmek için ayartma güçlerini kullanabilirler. Ne kadar yaşlı oldukları önemli değildir, onlar bunu başka biçimlerde yaparlar. Ve zeki olmalarına, istedikleri şeyi tezahür ettirebilecek olmalarına rağmen, kendi faaliyetlerine  belirli bilgi düzeylerine hapsolurlar.

Eğer kundalini enerjiniz  çıkarsa, sizin yaşlanmanız durur. Dahası, diğer ruhlar hakkında oldukça dikkate değer bir şey, koşulsuz bir sevgi hissetmeye başlarsınız. Bu, bu küçük salgıbezinin şimdi enerjiye sahip olduğu ve karşılık vermeye, üretmeye başladığı ve sizin değişmeye başladığınız anlamına gelir. Yanaklarınız pembeleşir, gözleriniz ışıldar, teniniz parlar.

Kucaklayışınız sıcak, bakışınız kucaklayıcı, kabullenici, izin verici ve sevecen olur.

Öğrencilerini seven bir öğretmen sevgisini bazı öğrencilerine açıkça gösterecek, bazılarına ise hiç göstermeyecektir, çünkü bu sevgi bazıları tarafından, sadece sevgi ve şefkat olarak değil, cinsel olarak yorumlanabilir.

Tanrı’nın Arka Kapısından, Odaklanmanın On Tarafına Doğru Büyük Çalışma

“Bir fikir zihninize daha uzun süre hâkim olduğunda, siz o fikri özlemle düşünüp durduğunuzda, içinizdeki Tanrı onu sizin için mucizevi bir biçimde tezahür ettirecektir. ” – Ramtha

Siz odaklanma içinde daha fazla kaldıkça, daha yüce düşüncelere sahip olur ve bu çalışmayı daha harika bulursunuz.

Eğer Tanrı denen gizem sizin zihninize harika, güzel görüntüler sunar ve onlar gözlerinizin yaşlarla dolmasına neden olursa, o zaman siz Tanrı’ya karşı gizli bir tutkuya ve sevgiye sahipsinizdir. Siz müthiş şeyler üzerinde daha fazla düşündükçe ve beyniniz ve belleğinizle bunu yapamayacağınıza, ama Tanrı ile her şeyi yapabileceğinize ikna olduğunuzda, o sizin için daha çok mümkün kılınacaktır; siz buna daha çok inandığınızda, Tanrı hayatınıza daha fazla girecek ve onu yapacaktır.

Tanrınız sizin hayatınıza arka kapıdan (beyincikten) girecek ve istediğiniz şeyi tezahür ettirmek için ön lobu kullanacaktır.

Bizim bu kadim okulda yaptığımız şey, size –kişiliğinizin onu zihinle analiz edebilmesi için- bilgi vermek değildir. Birçok kişi bu okuldan ayrılıp öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Onlar, zihinsel bilgiye sahip olmalarının kendilerini o bilgiyi öğretmeye lâyık kıldığım düşünürler. Hayır, bu onları o bilgiyi öğretmeye lâyık kılmaz, çünkü onların yaptıkları tüm şey o sözleri bir hatip gibi cahil insanlara aktarmaktır. O zavallı insanlar o sözleri ezberler, ama onlarla ne yapacaklarını bilmezler. Hiç kimse kadim bir kitapla ne yapacağım bilmez. O tamamen bir alegoridir. O inanlar o bilgiyi anlamaz, böylece onunla hiç ilgilenmezler.

Sizin burada öğrenmekte olduğunuz şey -onu zihinsel olarak sergilemek için değil; modeller, fikirler oluşturmak ve sonra onları Tanrı’ya sunmak için- hatırlamak amacıyla bilgi kazanmaktır. Odaklanma ne kadar uzun olursa, model o kadar harika olacaktır. Bir fikir zihninize daha uzun süre hâkim olduğunda, siz o fikri özlemle düşünüp durduğunuzda, içinizdeki Tanrı onu sizin için mucizevi bir biçimde tezahür ettirecektir. O zaman bu bir büyü olur. Bu mistik varlık hayatınızı mucizelerle doldurur, çünkü siz sadece isteme kapasiteniz tarafından sınırlandırılırsınız. 0 kadar. Bilgi 0 kapasiteyi genişletir.

Yedi günü benimle birlikte, kimseyle cinsel ilişkiye girmeyi düşünmeden, sadece Tanrı’yı düşünerek geçirdiğinizi hayal edin. O yedi günde siz çok şey yapabilirdiniz.

İnisiyasyon sizi Tanrı’ya takdim etmenin bir yoludur. Siz önünüzdeki sınavları tek başınıza başaramazsınız. Ama onu içinizdeki bu güce bıraktığınızda, o bu sınavı devralacak ve onu çok kolayca başaracaktır. O zaman varlığınızın bu olağanüstü bölümü varlığınızın bir faseti haline gelecektir. İşte o zaman enerjiniz dördüncü merkeze çıkmaya başlayacaktır.

Zihnin Engin Boyutları, Altıncı His ve Algı Kapısı

“Boyutsal bir realite halini deneyimlemek için, onun ne olduğunu bilmeniz gerekir, böylece onu kabul edebilir ve ondan kuşkulanmazsınız. ”- Ramtha

Ben boyutsal zihinden söz ederken, boyutsal terimler neyi kastederim? Ben boyutsal olarak uzamsal olan şeylerden öz ederim. Zamandan ve zihinden söz ederim. Ama bu gizemler nedir? Bu gizemlerle ilgili bilgiye sahip olmak önemlidir. Ben bilinçli zihin derken -ki o imaj zihnidir- beyin tarafından üretilen ve tüm varsayımlarım ve öngörülerini bedenin zamandaki deneyiminin realitesine dayandıran bir zihinden söz etmekteyimdir. Siz realiteyi tüm duyularınızla belirlersiniz ve bunu belirli bir dereceye kadar öğrenmişsinizdir. Siz bilinçli bir varlıksınız, bir imaj varlığısınız ve sizin bu okula gelmeden önceki bilinciniz sadece üç boyutla sınırlıydı.

Gerçekten başka boyutlar, bu bedenin içinde ve diğer zaman-akışlarında bulunan başka bedenler var mıdır ve siz şimdi, gelecekte ve geçmişte paralel realiteler yaşıyor olabilir misiniz? Evet. Bunlar sizin için varsayımsal şeylerdir, çünkü şimdiye kadar siz, bilinçli insanlar olsanız da, sadece üç boyutta bilinçliydiniz.

Siz diğer boyutu kavrayamazsınız, çünkü o boyutu kavramak için görme, işitme, tatma, koklama, hissetme gibi bir duyuya sahip değilsiniz. Zaman diğer boyuttur, ama sizin o boyutu koklamanızın, tatmanızın, görmenizin ya da algılamanızın bir yolu yoktur. Siz algılama sözcüğünü kullanırsınız. Bana kanallık eden bu varlık (JZ Knight) için “algılamak” büyük bir sözcüktür, çünkü o beni algılar. Algı ve algı kapısı altıncı his olarak adlandırılabilir.

Siz boyutsal bir zihnin ne olduğunu öğrenmek için bu derse gelirken, boyutsal sözcüğünün ve zihin sözcüğünün ne anlama geldiğini bildiğinizi düşünerek geldiniz. Siz buraya bir gizemi ve bir anlayışı anlamak için  Ultra-boyutsal bir hali deneyimleyebilmek için, onun var olduğunu bilmeniz gerekir.

Sizin kabul ettiğiniz koşullarda o nasıl var olabilir ve siz onu her gün bilinçli olarak yarattığınız bir realiteye nasıl uydurabilirsiniz? Bu çok yüce bir incelemedir ve ben size bu bilgiyi öğretmeye çalışacağım. Boyutsal bir realite halini deneyimlemek için, onun ne olduğunu bilmeniz gerekir, böylece onu kabul edebilir ve ondan kuşkulanmazsınız. Bu yüzden, birlikte geçireceğimiz bu anlar bilgiye ve öğrenmeye adanmıştır.

Beklenmedik değişiklik şudur: Ben beyin için Latince ve Yunanca’da belirlenmiş olan tüm sözde-tıbbi terimleri kullanmayacağım, çünkü siz kendi dilinizde bile “boyutsal” teriminin ne anlama geldiğini bilmiyorsunuz. Bu durumda siz beyne, yani evrende yaratılmış olan en harika organizmaya atfedilmiş sözcükleri nasıl anlayabilirdiniz? Ben beyinden üst ve alt beyin bağlamında söz edeceğim. Ben sizin anlamadığınız ağır sözcükler yerine, ilkel beyinden, kullanılmayan beyinden, gelecekteki beyinden söz edeceğim. Sizin beyni bu şekilde öğrenmeniz önemlidir, çünkü siz -daha ileriye gitmeden- beyni öğrenebileceğinizden zaten kuşku duyuyorsunuz.

Ben boyutsal bir zihnin ne olduğunu size basit bir biçimde öğreteceğim. Siz felsefi olarak bazı bilgileri edindiğinizde ve onları ifade edebildiğinizde, biz boyutsal zihne girişle ilgili bazı deneyler yapacağız. Siz onu sözlerle ifade ederken, onu değiştirmeye başlarsınız, çünkü onu söylerken birden bilgi size gelir ve siz ona katkıda bulunursunuz.

Bu okulun temel deneyimleri Tanrı’nın kutlanmasıyla ilgilidir. İçinizdeki Tanrı bilinçli bir zihinle sınırlı değildir, o bütün evrene ve evrene form vermiş olan her şeye erişime sahiptir, böylece bu okul zaten çok-boyutludur. Bu okulda uyguladığınız tüm disiplinler, örneğin, alanda kartınızı bulmak, realiteyi yaratmak için bir sembol kullanmak çok-boyutludur. Şimdi bu konuyu ayrıntılı olarak ele alacağız ve ben size bu bilgiyi öğreteceğim için memnunum. Bu dersin sonunda, bu boyutsal zihnin sizi nasıl etkileyeceğiyle ilgili tüm potansiyeller geniş bir yelpazeye sahip olacaktır.

Bu bilgi, mutlak bir teslimiyetle uygulandığında, sizin realitenizde büyük bir açıklık oluşturacaktır. 0 açıklık bir rahim gibidir ve o zaman sizin başınıza ürkütücü şeyler -geçmişten ve gelecekten varlıklar- gelmeye başlayacaktır; düşündüğünüz her şey karışıp görünür hale gelecektir. Burada size harika, garip, bilinmeyen şeyler sunulacaktır, böylece siz bu dersin sonunda mutlak bir şaşkınlık noktasına yükselebilir ya da uzun bir çalışma gününden sonra çok yorulup en düşük noktaya inebilirsiniz; “Ramtha yüce bir öğreti sundu. Bu harika bir öğretiydi ve o benim hakkımda ve başka şeyler hakkında çok şey açıkladı. Bu çok açık bir öğretiydi” diyebilir ve sonra gidip çalan kapı ziline karşılık verirsiniz. Sonuç olarak siz dehayı ve bilgiyi alkışlayabilirsiniz, ama sizin sergileyebileceğiniz en düşük potansiyel, onun büyük bir öğreti olduğunu düşünüp de sonra onu hiç uygulamamak olacaktır.

Büyük Çalışma’nın bu okuldan mezun olacak olan öğrencisi, öğretilen tüm bilginin prensiplerini uygulayan, o düşüncelere gerçekten odaklanan ve onları deneyimlemeyi gerçekten bekleyen biri olacaktır. Bu, kendinden kuşku duymayan ve hayatıyla ilgili -bu deneyime katılmasına izin vermeyen- mazeretler bulmayan bir öğrencidir. Benim en  öğrencilerim, kimsenin dikkatini çekmeyecek kadar sıradan görünen, ama bilinci tamamen bu öğretilerle meşgul olanlardır. Onlar, akıllarına adi düşünceler geldiğinde, o düşünceleri hemen zihinlerinden atar ve yüce bir düşünce üzerinde konsantre olurlar ve bu onların hayatlarında yüce bir realiteyi sürdürür. Onlar bilgiyi içen ve deneyime hazır olanlardır ve kendilerini kendi hapishanelerinin insan-ürünü zincirleri ve suçluluk duygusuyla engellemezler.

Ben burada samimiyeti öğretmek için bulunuyorum, böylece günün sonunda siz şöyle söyleyebilirsiniz: “Ben hazır olarak geldim, teslim oldum, kazandım, deneyimledim, şimdi o benim hayatımda vuku buluyor. Ben zihnimi işgal eden uzun düşüncelere sahibim ve onları kıskançlıkla koruyorum ki kesintiye uğramasınlar. Ben o uzun düşünceyi sürüyorum, çünkü o küheylanı daha çok sürdükçe, daha büyük bir mesafe kat ediyorum, böylece sonunda daha harika bir yere erişeceğim.”

Zihin mi Büyüktür, Kişilik mi ? Giza’ya Zihin Yolculuğu Benzetimi

“Ben bilinçli zihninizin sadece üç boyutu kavradığını söylediğimde, size büyük bir gerçeği ifade ediyorum. ” – Ramtha

Sizden zihin sözcüğünü tanımlamanızı ve yorumlamanızı istiyorum. O kişilik tanımıyla aynı anlama mı gelir? Zihin ile kişilik arasındaki fark nedir? Siz hangisiyle en çok tanınırsınız, harika kişiliğinizle mi, yoksa farkındalığınızla mı? Kendinizi bir zihin olarak mı, yoksa bir kişilik olarak mı görüyorsunuz?

Size bir soru sormak istiyorum: Hangisi daha büyük realiteye sahiptir? Eğer şu anda buradan ayrılıp Mısır’daki Büyük Piramit’e gidecek, onun tepesine tırmanacak olsaydım, oraya ulaşmanız yaklaşık olarak ne kadar zaman alırdı?

Aranızdan kaçınız yarın sabah gemi biletini satın alıp oraya gidebilir? Sizin buradan o piramidin tepesine ulaşmanız ne kadar zaman alır? İki, üç ya da dört gün mü? Peki, bir düşünceyle o piramide gitmek, onun tepesine çıkmak ne kadar zaman alır? Gözlerinizi kapayın ve bunu şimdi yapın. Orada mısınız?

Öyleyse orada gökyüzünün nasıl göründüğünü bana söyleyin.

Bu yolculuk ile oraya gemiyle, yani fiziksel olarak gitmek arasındaki fark neydi? Bu yolculuklardan hangisi en büyük gerçekliği arz eder, birincisi mi, yoksa ikincisi mi? Başka bir deyişle, eğer ben sizi bu gece Mısır’a götürür ve Büyük Piramit’in tepesine koyarsam, bu sizin oraya bir gemiyle gitmeniz kadar iyi olur mu?

Siz oraya düşünce yoluyla gitmenin daha iyi olacağım söylersiniz, ama bu soruda sizin hangi yolculuğu gerçek olarak kabul ettiğiniz sorulmaktadır. Gelişiminizin bu aşamasında, sizin için en gerçek olan birinci, yani fiziksel yolculuktur. Siz bilinci yolculuğu sadece bir düşünce olarak addedersiniz. Sizin realiteniz tamamen lineer zaman projeksiyonuna dayanır. Bu realiteye göre, siz bir yere fiziksel olarak ulaşana kadar gerçekten orada olmazsınız ve bu bizi sizin gelişiminizde ilginç bir noktaya getirir. Ben bilinçli zihninizin sadece üç boyutu kavradığım söylediğimde, size büyük bir gerçeği ifade ediyorum. Eğer siz ikinci yolculuğu gerçek olarak benimseseydiniz, bir şeyi bu kadar çok istemek zorunda kalmaz ve bir şeyi deneyimlemek istediğiniz her seferinde yolunuzun dışına çıkmak zorunda kalmazdınız.

Üç Boyutlu Realitede Bir Mahkûm Olmaya Önceden Programlanmış

“Siz üç-boyutlu bir realiteye saplanıp kalmışsınız, çünkü beyniniz, belleği ve sosyal yapısı içinde,

lineer zamanı oluşturan realiteden başka her realiteyi reddetmeye uyumlanmıştır. ”

– Ramtha

Boyutsal zihin ikinci yolculuğu gerçek olarak benimser. Siz üç-boyutlu bir realiteye saplanıp kalmışsınız, çünkü beyniniz, belleği ve sosyal yapısı içinde, lineer zamanı oluşturan realiteden başka her realiteyi reddetmeye uyumlanmıştır. Siz bir şeyi göremez, işitemez, koklayamaz, tadamaz ve hissedemezseniz, onun gerçek olduğunu düşünmezsiniz. Bu, sizin bu dünyaya saplanıp kaldığınızı, kendi iradenizle bedeninizin mahkûmu olduğunuzu ve gerçeğin sadece fiziksel beden tarafından duyumsal olarak yaşanabileceğine karar verdiğinizi gösterir. Siz onu bedeninizde duyumsal olarak deneyimlemedikçe, o sizin için gerçek değildir. Sizin bir şeyin gerçek olduğuna karar vermeniz için, onu fiziksel duygularınızla görmeniz, işitmeniz, koklamanız, tatmanız ve hissetmeniz gerekir.

Eğer siz realitenizin düzenleyicisi, hayatınıza neyin gireceğinin belirleyicisi iseniz, o zaman sizin beyninizde oluşturulmuş olan -ve günün her anı kendisini çok boyutlu deneyim olarak sunan her potansiyel olasılığı reddeden- çok karmaşık bir sisteme sahip olmanız gerekir. Eğer o sizinle konuşmaya çalışsa, siz içinizdeki Tanrı’yı bile tanımazdınız, çünkü zihninizde imajınız onu -fiziksel olarak hissetmediği için- tümüyle reddetmiştir. Bir öğrencinin sahip olduğu en büyük’ iblis, onun kuralları oluşturmuş ve beyinde bir muhafız yaratmış olmasıdır. Sürüngen beyin kesinlikle imaj beyindir, ama merkezi sinir sistemini kapsayan beyincik tanrısal beyindir ve bu iki beyin birbirine bağlıdır.

İçinizdeki Tanrı size ışık-beden, morötesi beden denen büyük bedeninizle bilgi iletmektedir. Beyniniz büyük bir radyo alıcısı gibidir ve bantlarda sunulan düşünceleri size aktarır. Beyin, o düşüncelerle tüm bedeni -merkezî sinir sistemi yoluyla etkiler ve bir idrakle doldurur. Bir idrak sizin sınırlamalarınızı yarıp geçen ve tüm merkezî sinir sistemini kaplayan bir düşüncedir. O aslında imajı aşar. O bir biçimde size ulaşır; belki siz uzun bir çalışma yapmış, en sonunda vazgeçmiş, hiçbir şeyi umursamaz hale gelmişsinizdir ve bu düşünce o sırada geçmiştir.

Beyincik, her şeyi bilen zekâyı lineer biçimde değil, sabit olarak almaktadır. Ama imajınız o bilgiyi ve o dürtüleri beyne sızdırmayı reddeder, dolayısıyla bilinçli zihniniz kısırdır; bu yüzden o kendini anılarla meşgul eder. O bir şeyi hatırlar; aydınlanma yerine, sadece hatırlar. O gerçekten aydınlanmaz, sadece hatırlar. Çoğu kez, sizin idrakleriniz olduğunu düşündüğünüz şeyler bir araya getirilmiş ve kabul edilmiş anılardan başka bir şey değildir, çünkü bilinçli zihniniz gerçeğin gelmesine imajınız vasıtasıyla izin vermez, böylece siz gerçeği yeniden kurmuşsunuzdur. Beyninizde yer alan en büyük yargıç, birinci realiteyi ikincisine (Mısır’a fiziksel yolculuğu düşünceyle yolculuğa) tercih etmiştir. Ve o beden/zihin bilincidir.

DEVAMI…..

Facebook Yorumlar

Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

What's Your Reaction?

İYİ İYİ
3
İYİ
Kötü Kötü
0
Kötü
Harika Harika
7
Harika
Bana aşağıdan bakarsan Tanrıyı, yukarıdan bakarsan delinin tekini, karşımdan bakarsan kendini görürsün.

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Türü Seç
Soru cevap
Konuya dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Yazı
Biçimlendirilmiş Yazı