Bilinç ve Enerji Anahtar Olarak Realitenin Doğasını Yaratır-RAMTHA-(BEYİN)-12


 “Eğer bilinç ve enerji realiteyi yaratıyorsa, siz beynin yarıkürelerine giren, evet ya da hayır diyen imajdan geçmek zorunda olan her şeyi yargılama emrini bilinçli olarak vermişsinizdir. Aydınlanmaya giden en büyük yol, o yargıcı, o hakemi ortadan kaldırmaktır. ”- Ramtha

Eğer bilinç ve enerji realitenin doğasını yaratıyorsa, o zaman siz ifadenizde, bilinçli olmak yerine, fiziksel olmayı bilinçli olarak  Bir insan olmanın ve Tanrı için bir bedene bürünmenin bedeli budur.

Eğer bilinç ve enerji realiteyi yaratıyorsa, siz beynin yarı-kürelerine giren, evet veya hayır diyen imajdan geçmek zorunda olan her şeyi yargılama emrini bilinçli olarak vermişinizdir. Aydınlanmaya giden en büyük yol, 0 yargıcı, o hakemi ortadan kaldırmaktır. Bu okul hakemin ortadan kaldırılması ve iblisin ele alınmasıyla  Sizin hayatınızda değişimin meydana gelmesi neden çok zordur? Çünkü siz bu kavramı, yani bilinç ve enerjinin realitenin doğasını yarattığını idrak edemezsiniz. Eğer onu idrak edebilseydiniz, o zaman o idrak realitenin gelişmesine yardımcı olurdu. Ama imaj beyinde olup biten şey, onun kendi zevk verici yanıtlarıyla ilgilenmesidir. Gerçeği ifade etmek yerine, o kendi davranışını mazur görür ve hiçbir idrak meydana gelmez. Böylece, öğrenci bunun harika bir Öğreti olduğunu söyler, ama sonra gidip çalan kapı ziline karşılık verir.

Bilinç ve enerji realiteyi, Tanrı’nın yasasını yaratır. Siz ne kadar bilinçlisiniz ve neyi tercih edersiniz? Eğer siz bilgiyi ve uzun düşünceleri benimseseydiniz, sessizlik içinde uzun bir düşürebilseydiniz ve o sizin için esas realite olsaydı, o zaman kendinizi fiziksel realitede yükseltmek yerine, tüm o realitelerin sonradan akla gelen bir düşünce olarak sizi izlediği bir hayatı tezahür ettirmeye başlardınız.

Ben sizin bunu yapmanızı nasıl sağlayabilirim? Ben yıllardır bunu yapmaya çalışıyordum. Bunun için şoku, acıyı, zamanı, yorgunluğu, açlığı, tokluğu denedim. İblisinizi, imajı aşabilmeniz için -sizi uçurumdan aşağı atmanın dışında- bir sürü şey yaptım. İnsan beyni kendi kontrolörüne, kendi hakemine, kendi iblisine sahiptir. O, bilinçaltı zihinde, beyincikte, yani kafanın arka kısmında yaşar. Sürüngen beyin, yani ilkel beyin imajı depolar. O, kafanın ön ve orta kısmında yer alan sol ve sağ yarıkürelere emirler verir.

İmajın işi nedir? İmajın ilkel insan olarak asıl görevi bilinmeyeni bilinir kılmaktı. İmaj zamanda salınım yapma yeteneğine sahipti. O, geçmişin bilgisiyle geleceği tahmin ederek zamanı yarattı. Özlem hayalini kuran imajdır. Bu Büyük Çalışmanın gerçek bir üstadı için, imaj onun realitesindeki katırdır. O, bu katıra biner. O bu katıra istediği her şeyi yükler.

Sizin realitenizde ise bu katır size biner.

İmaj sadece üç-boyutlu yeri işgal edebilir. O, holografik imgeler üretmesi için, beynin iç ve ön kısmına emirler verir. Sağ ve sol yarıkürelerin beynin ön kısmındaki taraflarının sürüngen beynin kimyasal olarak yansıttığı holografik imgeler için ekranlar olduğunu söyleyebiliriz.

Bellek herhangi bir bölgede yer almaz. Bellek, tüm anılar,beynin her hücresinde bulunur. Zaman içinde, imgeleri üreten Sürüngen beyin, fiziksel bedendeki duyulan yönetmeye başlamıştır. Başka bir deyişle, o gözleri, kulakları, ağzı, burnu, hissetme duyusunu yöneten hakemdir. Sürüngen beyin, merkezî sinir sistemine, kalp-damar sistemine hakemlik eder, kalbin atmaya devam etmesini sağlar. o, genetik olarak sizin bilinçli zihninizi üretmiş olduğundan, siz realitenin bir düşünce meselesi değil, bir duyumsal ifade meselesi olduğunu kabul eden bir toplumda yetişmişsinizdir ve bu zamanla ilgilidir. Şimdi sizden, durup şu ana kadar beyin hakkında söylediklerim üzerinde düşünmenizi istiyorum.

İnsanın, hiçbir dış uyarım olmadan, kendi hatırladığı anıları içinde kendi kendine yeterli olması mümkün müdür? Başka bir deyişle, bir kişinin bilimsel kanıtın sunduğundan başka tüm fenomenlere inanmayı reddedecek ve dolayısıyla kapıyı diğer olasılıklara kapatacak kadar akli, entelektüel olarak gelişebilmesi mümkün müdür? Bir kişinin sadece bir beden/zihin insanı olarak yaşaması mümkün müdür? Evet, hem de her gün.

Sizden bunun üzerinde düşünmenizi istiyorum. Sizin başınızın arka kısmında oturan bir yargıç vardır. Siz onu hissedemezsiniz, ama o benim sizinle konuştuğumu işitir. O sizin bu sözleri işittiğinizi inkâr edemez ve ben size onun ne olduğunu söylüyorum. O bir yargıç, bir kontrolördür. Eğer bu açıklamayı reddederseniz, o zaman size söyleyeceğim başka hiçbir şeyi kabul etmezsiniz, böylece kendinizi korumak için kendi kendine yeten hale gelirsiniz. Kontrolörün tüm ihtiyacı bir bedendir. O, beden/zihin bilincidir. O, tüm serebral korteksi, yani sizin ne gördüğünüzü, onu nasıl gördüğünüzü, ne kokladığınızı ve onu nasıl kokladığınızı (onun iyi mi kötü mü olacağını) kontrol eder. O sizin ne işittiğinizi, o sesin yüksek mi alçak mı olacağını, hüzün mü neşe mi vereceğini, iyi mi kötü mü geleceğini kontrol eder. Kontrolör sizin her zaman kendinizi iyi hissetmeniz için çalışmaktadır, böylece o kendinizi kötü hissetmenize neden olan her şeyi reddeder. Sizin bir çoğunluk kuralına sahip olmanız gerekir; duyularınızın en az üçü kendini iyi hissetmelidir.

Bu kontrolör bir sürü bilgiyi ezberleyebilir. Hatırlayın, bellek kimyasaldır ve ayrışıp dağılabilir. Beyin kimyasal bir bellek içerir. Bir kişinin kendini içindeki Tanrı’dan ve bilinçaltı zihninden tamamen ayırması (uzak tutması) mümkündür. Kapıları kapatıp üç-boyutsal bir zihnin içinde kalmak ve o kapılan hiçbir gelişime açmamak mümkündür. Bu dünyadaki -en zekisinden en cahiline kadar- birçok insan bu şekilde kendi kendine yetmektedir. Var olan tek imkânsızlık kapalı bir zihindir. Bu, onları harekete geçiren yegâne şeyin onların duyulan olduğu anlamına gelir. Onlar aklî olarak uyarılırlar. Eski kavramları uzun uzadıya  ve onları başka eski kavramlarla birbirine örmeye çalışırlar. Bu zihniyete sahip olan bireyler hayatta-kalma bilincindedirler. Hatırlayın, bilinç ve enerji realitenin doğasını yaratır.

Açık Zihinlilik ve Beyninizdeki Esas Kontrolörü Ortaya Çıkarmak

“Sizin imajınız muhteşem-olanın kontrolörüdür. Uyanmaya neden olan şey, sizin imajı bir biçimde, bilinçaltı zihnin kendisine sunulan her şeyi ileriye doğru akıtacağı derecede dağıtabilmenizdir. ” Ramtha

Kritik ve acıklı olan da budur. Her insan hayatı yüce bir zekâ tarafından giyilen kusursuz bir giysi ve organizmadır, ancak her bir hayatta bu giysi asla araştırıp keşfetmesi için değil, hoşnut etmesi için giyilir. Siz giysilerinizi asla kirletmek istemezsiniz. Beyninizin içindeki kontrolör de bedeninizi aynı şekilde görür. O, bedenin kirlenmesini, bedenin deneyimlemesini istemez. Onun kendi kendine yetmesini, onun iyi görünmesini ve “politik olarak doğru” olmasını ister.

Her enkarnasyonda siz aynı eski bilince sahip olursunuz ve o genetik olarak çocuklarınıza aktarılır. Böylece, kendi üzerine çökmekte olan bir bilinç uygarlığına sahip olursunuz. Bugün dünyanızda en önemli duyumsal eylem cinsel ilişkidir. O, bugün daha önce olduğundan daha fazla vurgulanmaktadır. Ben birinci mühürden söz ediyorum. Bilinç, rönesansından itibaren aşağı doğru sarmal çizmiştir. Bugün zekâ bile orgazmın daha iyi yollarını bulmaya indirgenmiştir. Zekâ, insanın içsel bilincini araştırmak yerine, fiziksel güzelliği korumaya ve onu daha kusursuz bir beden, daha kusursuz bir yüz ve daha kusursuz bir cinsel organ yapmak için araştırmaya adanmıştır. Bilim bugün tekâmül görüşünü yitirmiştir ve bu yüzden kendi üzerine çökmektedir.

Enerji nerededir? O, rönesansına ulaşmıştır ve şimdi aşağı doğru gitmektedir. Uygarlığın yargıcı, hakemi neyi reddetmektedir? Açık-zihinliliği. Eğer ana tema fiziksellik ise, o zaman sizin yargıcınız, imajınız açık-zihinliliği reddedecek ve değişimle savaşacaktır.

Sizden şunu yapmanızı istiyorum: Boş bir kâğıt çıkarıp, inanmadığınız, şiddetle reddettiğiniz şeyleri yazın. Kendinize karşı dürüst olmalısınız. Kendinizi daha iyi göstermeye, imajınızı daha iyi göstermeye çalışmayın. Sizin inanmadığınız şey nedir? Siz (fiziksel yolculuk ve düşünceyle yolculuk örneğindeki gibi) ikinci realitenin birinci realiteden daha büyük olduğuna inanmazsınız. İnanmadığınız birinci şey budur. Sizin inanmadığınız ikinci şey de -her şeyin potansiyel olarak bulunduğu, ama maddesel olarak bulunmadığı engin bir hiçlik olan- O değişmez Boşluk’tur ve siz ebediyete de inanmazsınız.

Ben “inanmak” sözcüğünü kabaca kullanıyorum. Aslında beyninizdeki o yargıç, o hakem olan bilinç bazı şeyleri reddeder ve diğerlerine izin verir. Öyleyse sizin reddettiğiniz ve inanmadığınız şey nedir? Siz Boşluğa inanmazsınız, çünkü Büyük Piramit’e fiziksel yolculuğun düşünceyle yolculuktan daha gerçek olduğu sonucuna varmışsınızdır. Sizin Boşluğa inanmadığınızı söylememin nedeni, Boşluk’ta lineer zamanın bulunmamasıdır. Siz o yolculuğu ne kadar çabuk düşündünüz? Bir anda.

Lineer zamanı doğurmuş olan Ana/Baba Prensibi’dir. Sizin beyniniz Şimdi’ye erişir, ama onu lineer parçalara ayırır. İmajınız Boşluğu reddeder. 0, hiçlik kavramını reddeder.

Siz havaya yükselebileceğinize inanıyor musunuz? Bunu yapabileceğinize inanıyor musunuz? Siz ona inanmazsınız. Bedeninizden ayrılabileceğinize inanıyor musunuz? Bunu bir olasılık olarak kabul ediyor musunuz? İmajınız onunla ne yapar?

Bir anda hiç yoktan bir şey tezahür ettirebileceğinize gerçekten inanıyor musunuz? Bu salonda görebildiğiniz âlemden daha üstün bir alemin var olduğuna gerçekten inanıyor musunuz?

Bir Tanrı olduğuna gerçekten inanıyor musunuz? Değişebilecek kadar iyi olduğunuza inanıyor musunuz? Bir üstat olacağınızı gerçekten düşünüyor musunuz? Tüm volkanların patlayıp Dünya’nın çekirdeğinden erimiş magmayı dışarı fışkırttığı göz önünde tutulursa, Dünya’nın içinin boş olduğuna inanıyormusunuz? Uzayın soğuk olduğuna inanıyor musunuz? Kendinizi iyileştirebileceğinize inanıyor musunuz, bunu yapabileceğinize yeterince güveniyor musunuz? İçinizde, her şeyi bilen, bilge bir zekanın bulunduğuna gerçekten inanıyor musunuz, yoksa eylemleriniz bunun aksini mi kanıtlıyor?

Öleceğinize inanıyor musunuz? Ölümü kabul ediyor musunuz? Bedeninizin içinde bir ışık-bedenin bulunduğuna inanıyor musunuz? Sevinci ve özgürlüğü tanıyacağınıza inanıyor musunuz? Buna gerçekten inanıyor ve onu kabul ediyor musunuz?

Şimdi burada olanın gerçek olduğuna inandığınız için, sessizlik içinde odaklanmak size sıkıcı geliyor mu? Vazgeçmek için daha ne kadar zorlanmanız gerekiyor? Sizin kırılma noktanız nedir? Siz ne zaman ve hangi koşullar altında vazgeçersiniz?

Bunu biliyor musunuz?

Size bu soruları neden sorduğumu anlıyor musunuz? Hatırlayın, bilinç ve enerji realitenin doğasını yaratır. Ben potansiyel bir kavramı sözlerle ifade ettim. Siz, deneyimleyebildiğiniz ve akli olarak edindiğiniz bilgiyle, bedeninizden ayrılmanın nasıl bir şey olacağım tahmin ettiniz ve bu deneyimi yaşamış olanlardan bilgi aldınız. Eğer siz bu deneyime sahip olmamışsanız, o bir potansiyel olarak oradadır, ama o potansiyel sizin piramide yaptığınız fiziksel yolculuk kadar gerçektir. Ancak, o sözlerle ifade edilmiş bir düşüncedir. Beyniniz onu nasıl söyleyeceğini bilir, çünkü siz onu -veya kendinizi iyileştirme yeteneğini- duymuş ve belleğinizde depolamışsınızdır ve o size umut verir. Siz, bir kaza geçirip yaralanana ya da hastalanana kadar, kendini iyileştirme konusunu pek düşünmezsiniz ve o zaman bu bedenin ne kadar çaresiz hale geldiğini görürsünüz. O kendini korumak için mücadele eder ve siz onu iyileştirecek birini bulmak için uğraşırsınız.

Daima iyi olma yeteneğine sahip olma düşüncesi  sizin aklınıza hiç gelmez. Siz bu sözü duymuş, ama asla deneyimlememişsinizdir, böylece o bir anı olarak depolamıştır. Siz bu okuldaki Alan-çalışmasında her seferinde kartını bulmak ve olağanüstü olanı tezahür ettirmek istemiş, ama bunu yapabileceğinizden kuşku duymuşsunuzdur; ancak, bunu yapabilen insanlar var olduğundan, bu kavram vardır. 0 vardır, ama sizin için değil. Çünkü siz onu engellersiniz, onu kabul etmezsiniz. O bir anıdır, ama siz onu kabul etmezsiniz. O bir potansiyeldir, ama siz onu kabul etmezsiniz.

Kendini iyileştirmek bir potansiyeldir, o sizin içinizde mevcuttur, ama siz onu kabul etmezsiniz. Siz o şekilde yetiştirilmemişsinizdir, öyle düşünecek şekilde eğitilmemişsinizdir. Peki, siz Ölecek misiniz? Siz herkesin öldüğünü ve er ya da geç sizin de öleceğinizi bilirsiniz. Ama bu sizi hoşnut etmez. O, içinizde, ağzınızın buruklaşmasına neden olan bir duyum yaratır. O bir duygu uyandırır. Siz imajın Aşil topuğuna (zayıf noktasına) dokunmuşsunuzdur ve o duyguya korku denir. 0 aynı zamanda başkaldırıdır. Ve böylece siz onun hakkında düşünmez, ona bakmaz, onu benimsemezsiniz. Ve kontrolör her şeyi böyle kontrol altında tutar. Anlıyor musunuz?

Siz Boşluğa inanmazsınız, çünkü sizin için o bir varsayımdır. O sizin için “belki” vardır. Siz beyninizle Mısır,a yolculuk etmez, oraya ulaşmak için iki günlük bir gemi yolculuğu yaparsınız. Bedeninizin bu kavramı tatmin etmek için kalkıp tüm o eylemlerde bulunması gerekir, ancak bu kavram zaten vardır.

O zaten beyninizdedir. Boşluk, açılan ve katlanan düşüncedir ve beyniniz o düşünceyi ağırlar. Büyük Piramit’in tepesini düşünmek sadece bir an alır, ama sizin oraya gemiyle gitmeniz en az iki gün alacaktır.

Bilinçaltı, beyincik vasıtasıyla kendi bağlantısına sahiptir. Bu, yedi banttan akan bilginin size  olarak sunulduğu anlamına gelir. Şu anda sizi sadece tanrısal düşünceler değil, başka herkesin düşünceleri de bombardıman etmektedir, çünkü bu sosyal kolektiftir ve (yedi banttan akan bilginin yanı sıra) bu düşünceler de size sunulmaktadır. Düşünceler korkunç bir varoluş kazanır; onlar iblisleşir.

Bir düşünce, nabız gibi atan bir su kabarcığı, nabız gibi atan ve bölünen bir amip gibidir ve o kendi kendini tüketir. Eğer siz onu insan gözleriyle görecek olsaydınız, “Bak şu işe, bugün bana iblisler gönderilmiş!” derdiniz.

Beyinde yer alan büyük bilinçaltı her şeyi bilir. Eğer siz kundalini enerjisini omurga boyunca yukarı çıkarırsanız, o yukarı doğru çıkarken sarmal çizer. O, altıncı mühre, epifiz sistemine girdiğinde, bilinçaltı zihni uyanmaya hazırlar. Beyin yedinci mühür vasıtasıyla hazırlanır. Yedinci mühür açıldığında, o, düzenleyiciyi, yani imajı aşmaya yardımcı olan iletişimleri başlatır. Bu, Büyük Çalışma’dır, çünkü bu mücadele zor olabilir. Siz imajla daha kaplı  oldukça, gereksiz zekâyla, mazeretlerinizle daha fazla kaplı oldukça, onları yarıp geçmek daha zor olur. Kadim okullarda doğan çocuklar her-şeyi-bilişe maruz kalırlardı. Onlar hayatın bütününe maruz kalırlardı; saf, kutsanmış ve güçlü olmalarını sağlayan her-şeyi-bilişe maruz kalırlardı, çünkü onların imajları, içinde yetiştikleri koşullar tarafından zayıflatılırdı.

Siz imajı güçlü, dış görünüşü güçlü çocuklar yetiştirirsiniz. Siz dişiliği güçlü küçük kızlar, erkekliği güçlü  oğlanlar yetiştirir ve onları birbirlerinden ayrı ve birbirleriyle anlaşamayacak şekilde yetiştirirsiniz. Kendi kabınızdan onların kaplarına akıtırsınız. Oysa her-şeyi-bilişe maruz kalan bir çocuğun imajı fena halde zayıflar. Ona nüfuz edilmiştir. İmaj  denen iblis alnından yaralanmıştır. Bu yaralanma, o çocuğun açık-zihinli ve mucizevi olacağı anlamına gelir, çünkü o -sizin imaj vasıtasıyla kendinize yaptığınız- boyama ve cilalama ile kirletilmemiştir.

Eğer sessiz anlarınızda neye gerçekten inanmadığınızı düşünecek olsaydınız, ipuçlarım bulurdunuz, çünkü o alanlarda en az faal olduğunuzu görürdünüz. İnandığınız şeyleri ise düşüncelerinizin en önünde bulurdunuz. Sizin üstün olduğunuz şey zihinsel ve fiziksel faaliyetinizin ön safında yer alır. Eğer bunun üzerinde düşünseydiniz, neden durgunlaştığınız, gelişmediğiniz ve neden bu güzel yoldan çıkıp Büyük Çalışma’nın çukurlarına düştüğünüz ile ilgili bir ifşaat, bir idrak bulurdunuz.

Siz içinizdeki şifa  üzerinde düşünmezsiniz ve bu yüzden kendinizi iyileştiremezsiniz. Siz bedeni iyileştirmekten çok, tamir etme  üzerinde  ve dolayısıyla 0 tamir edilir. Bilinç ve enerji realitenin doğasını yaratır. Eğer siz tam farkında olarak Dünya’nın merkezine gitme yeteneği üzerinde düşünmüş, onun üzerinde uzun bir süre odaklanmış ve ona bir katır gibi binmişseniz, sizin dinamik realiteniz o olacaktır. Peki, sizin realitenizin ön safında ne vardır, siz neye odaklanırsınız? Hayatta kalmaya. ..

Siz giydiğiniz bu beden giysisi tarafından kurban edilirsiniz; siz kendiniz için üzülür, kendinize acırsınız ve bu, imajdan kaynaklanan bir acı tutumudur. İmajın o tutumu yaymasının nedeni, onun ilerlemeyi engellemeye çalışmasıdır. 0, ilerlemeyi engellemek için mazeretler bulur. Eğer siz kendinize yeterince uzun bir süre acırsanız, bu duruma geçerlilik kazandıracak realiteleri yaratırsınız. O geçerleme sizin yaşadığınız gerçek hayat olur ve o sizin odaklanmış dikkatinizin ön safına yerleşerek diğer müthiş potansiyelleri unutturur. Ben size, şimdiye kadar sizin yaşayan ölüler olduğunuzu, gerçekten uyanmamış olduğunuzu söylediğimde, siz bana gözlerinizle bakıp, beni kulaklarınızla işitip, bana dokunup, “Ama ben sana dokunabiliyor, seni görebiliyor ve işitebiliyorum. Benim uyanmamış olduğumu nasıl söyleyebilirsin?” diyebilirsiniz.  sizin imajınız muhteşem-olanın kontrolörüdür. Uyanmaya neden olan şey, sizin imajı bir biçimde, bilinçaltı zihnin kendisine sunulan her şeyi ileriye doğru akıtacağı derecede yaralayabilmenizdir. 0 nasıl ileri doğru akıtılır? Bazı büyücüler bunu nasıl yapacaklarını bilirler ve onlar, ironik olarak, Boşluk ile ilgilendikleri için değil, “kara” her nedense kötülüğü simgelediği için kara büyücüler olarak adlandırılırlar.

Onlar büyücüler olarak adlandırılırlar, çünkü onlar imajlarını nasıl aşacaklarını ve küçük bir kapıdan geçerek bu diğer büyük duyuya nasıl ulaşacaklarını bilirler. Kapı açıldığında, bilgi onlara sunulur. 0 bilgi daima oradadır, imaj zihnini aşar ve doğrudan beynin sol ve sağ yarıkürelerine gider. O bunu yapar yapmaz, beyinde hologramlar oluşmaya ve varlık müthiş olanı deneyimlemeye başlar.

Bu olduğunda, varlık kişiliğini yitirir ve -sıradanlığı aşıp müthiş yollara erişmesini sağlayan- bir kuvvet tarafından ele geçirilir. Onun kişiliği öyle bir derecede bastırılırki, o adeta cehennem azabı çeker. İçinizdeki Tanrı bir  olarak ortaya çıkmaz. O bir kişilik değildir, o siz değildir. Sizin  imajınız tarafından belirlenmiş olan bir şeydir. İmajınız ailenizden genetik olarak elde edilen bir sürü malzemeye sahiptir. 0, genetik ağ’dan elde edilebilen malzemeye sahiptir ve kendini ve sizin yasalarınızı korur. Böylece siz üç-boyutsal kalır ve uyanmazsınız. İmal edilmiş  dünyanızda kendi kendinize yetersiniz. Uzaklara erişmeye çalışmazsınız. Müthiş bir varlık olmazsınız.

Eğer beyin tüm potansiyelin alıcısıysa, o zaman beyne onun bir hakeme sahip olduğu bilgi verilmelidir. Çocuklar çok zayıf hakemlere sahiptirler, işte bu yüzden onlar sizin göremediğiniz şeyleri görür ve harika şeyler yapabilirler. Onlar yüzlerinin, saçlarının, bedenlerinin nasıl göründüğü  ve giysilerinin temiz mi kirli mi olduğuyla ilgilenmezler. Çocuklar bu boş şeyler için endişelenmezler, böylece onların imajları oluşmamıştır ve onlar harika şeyler yapabilirler. Sadece yaşlı oldukları dışında artık bir imaja sahip olmayan yaşlı insanlar bu çalışma ile ilgilendiklerinde, o kritik ergenlik çağını çoktan aşmış oldukları için, birden gençleşip güzelleşmeye, adeta ışık saçmaya başlarlar. Böylece, onlar tamamen bu çalışma üzerinde odaklanabilirler. Sizinle küçük bir çocuk ve sizinle çok yaşlı bir insan arasındaki farkı anlıyor musunuz?

Siz, bir konuda (genellikle matematikte ve müzikte) olağanüstü bir yetenek sergileyip, tüm diğer alanlarda zihinsel olarak geri olan insanları “aptal dâhi” olarak adlandırırsınız.

Onlar bir aptaldır, ama bilirler. Ağzından salyalar akan ve kendisine doğru dürüst bakamayan biri nasıl olur da böylesine bir lazer odaklanışına sahip olabilir ve sizin bu hayatta bilemeyeceğiniz şeyleri bilebilir? Onlara ne olmuştur? Büyük olasılıkla onlar beyin-hasarlıdır, ama beynin hangi bölümü hasar görmüştür? Onlar doğru ile yanlışı ayırt edemezler ve bunu yapamayan insanlar çok zayıf bir imaja sahiptirler. Siz bir kara büyücü gibi zayıf bir imaja sahip olan bir “aptal dahi”yi alıp, onun içinden her-şeyi-bilişin güçlü bilgisini akıtabilirsiniz. Onların kişiliği, hangi enerjiyle yaşadıklarına bağlı olarak bir şeyi seçecek ve onlar onu tezahür ettireceklerdir. Şiddete başvurabilen, acınacak durumda olan bazı “aptal dâhiler” vardır, ama bilgi geldiğinde beyinleri çok aktive olan ve sadece odaklandıkları bir alanda gerçek dâhi olan “aptal dâhiler” de vardır. Onlar diğer alanlarda özürlüdürler.

Bedendeki alıcı insan beynidir. Beyin, değişim-dönüşümde büyük ve önemli bir rol oynar. O, yaratılmış olan en iyi organdır, bilincin yeridir. O, Boşluk’tan kaynaklanan deneyimleri iletendir. Siz bir imge üzerinde konsantre olup odaklanırken, beyin sizin için o imgeyi tutar. Sizin tüm kudretiniz, tüm iradeniz ve tüm arzunuz ile yenmeniz gereken şey nedir? Odağınızın ön safına koymanız gereken şey nedir? Sizin imajı yenmeniz gerekir.

İmajı aşabilmenizin yolları şunlardır. Siz, öncelikle, eğer bir beyin hasarına uğramış ya da başınıza şiddetli bir darbe almışsanız, imajı aşarsınız. Bu, çoğu kez, beynin o bölümünün yetersiz olmasına neden olacak, dolayısıyla da bilinçli zihnin bilinçaltı zihinden gelen bilgiyle dolmasına neden olacaktır. Eğer siz bir gençseniz veya küçük bir çocuksanız ve size çağdaş düşünüşün bariyerlerinin ötesinde bulunan düşünce fırsatları sunan şefkatli ebeveynlere sahipseniz, daha o yaşta sizin aslında bedeniniz olmadığınızı öğrenirsiniz. Daha o yaşta, sizin bilinç olduğunuzu öğrenirsiniz ve örneğin, bir çiçeği anlamak için onun üzerinde düşünmeyi öğrenirsiniz. Örneğin, size uzaktaki bir yer üzerinde düşünmeniz ve uzaktan gördüğünüz şeyi tarif etmeniz söylenir. Ve o zaman siz fiziksel zaman kavramı tarafından hiç sınırlanmadığınızı anlarsınız.

Bu okulda siz bir hayli bilgi kazanırken ve o bilgiyi uykuya dalmadan önce alfa hali denen hal içinde kullanırken çok yorulursunuz. Alfa hali içinde, bilgi imajı ortaya çıkarmaya başlar. Bir odaklanma ve sessizlik hali içinde, imaj ile bilinçaltı zihnin savaşı yaşanır. Uzun sessizlik ve odaklanma dönemleri insanın imajı en sonunda geçersiz ve etkisiz kılmasını sağlar.

Sizin zaman ölçünüzle on yıl boyunca odaklanmış olan üstatlar vardır. Onlar hayatlarının her günü 0 günü yaratırlar, ama odaklanmalarım asla bozmamışlardır. Onlar sessizlik içinde oturup Boşluğa odaklanır ve o sessizlik olurlar. On yıl içinde onlar o sessizlik olmuş ve en azından bir odaklanma öğrencisi olmuşlardır. Onlar nasıl odaklanacaklarım bilirler ve bu konuda ustalaşmışlardır, çünkü bu onların günlük disiplinleridir.

On yılın sonunda dikkate değer bir şey meydana gelir. Onlar belirli bir beklenti olmadan odaklanmaya başlarlar,  bu onlar için olağan bir şey haline gelmiştir. Ve o odaklanma anında bir ışık patlaması olur. Onlar bu patlamayı iki açıdan, başlarının içinde ve tüm çevrelerinde görürler. O ışık patlaması birden onların fiziksel bedenden ayrılmalarını ve süper-bilincin ortaya çıkmasını sağlar. İşte o zaman varlık bedeninden daha büyük hale gelir. Birden, varlık, bilinçaltına ya da Tanrı zihni denen şeye erişebilir hale gelir. O şimdi herkesin düşüncesini bilebilir ve o düşünceleri görebilir. Sürüp gitmekte olan her şeyi bilebilir. Uzaktan görüşe sahip olabilir ve gördüğü şeyi hemen bilebilir. İstediği her yere gidebilir, Giza’daki piramidin tepesine çıkabilir ve insan gözünün sahip olabileceğinden çok daha net bir görüşe sahip olabilir, çünkü bilinç ve enerji realitenin doğasını yaratır.

Tanrı’nın bu öğrencisinin en sonunda bariyeri yarıp geçebilecek şekilde odaklanabilmesi on yıl almıştır. Ve o anda o gerçekten aydınlanmıştır. O, yükselmiş, bedeninden ayrılmış ve bir daha asla fiziksel bedenin mahkûmu olmamıştır.

Kadim Bilgeler Okulu size her fırsatta bilgi vermek için buradadır. Ama sizin uyuşukluğunuz, fizikselliğiniz, tüm duyularınız ve inançsızlığınız ile savaşmanız gerekir. Siz bu öğretilerin ne kadarını kabul ediyor ve ne kadarım reddediyorsunuz? Size söylediklerimin ne kadarını kabul ediyor ve ne kadarını fırlatıp atıyorsunuz? Uygulamada ve odaklanmada o öğretilerin ne kadarı size yararlı oluyor?

Ben bu sözleri birçok kez söyledim ve siz güzel bir akşam 0 sözleri -sanki ilk kez işitiyormuş gibi- işitirsiniz. Buna idrak etmek denir. Ben çok sabırlıyım. Eğer siz buraya gelmeye, bu derslere katılmaya ve dinlemeye devam ederseniz, bir gün bu öğretileri idrak edeceğinizi biliyorum ve siz onları idrak ettiğinizde, o idrak başınızın arkasından Önüne gelir. O idrak, odaklanmanın yer aldığı ön loba gelir ve enerjiyle dolu olduğundan,imajı aşıp geçmiştir. O, imajın yanından geçip gider ve birden siz güzel bir idrake sahip olursunuz, o tüm varlığınızı kaplar ve siz sevinçle dolarsınız. 0 sonsuz bir sahildeki bir kum tanesidir sadece. İmajı aşmış olan odur.

Kuşku ve İnançsızlığa Karşı Kendinize İnanmak

“Siz olağanüstü bir şeyi tezahür ettirdiğinizde imaj onun bir tesadüf olduğunu söyler.Tesadüf imaj tarafından kabul edilebilirdir, ama tanrısal olarak tezahür ettirme onun için inanılmazdır. ”- Ramtha

Sizin inançsızlığa sahip olduğunuzu biliyorum. Ben sizin öğretmeninizim. Ben de bir zamanlar bu dünyada yaşadım. Bu Öğreti o kadar inanılmazdır ki o nasıl uydurulmuş olabilir? O, o kadar inanılmazdır ki nasıl inanılabilir olabilir? Ama eğer beni dinler ve beni kabul ederseniz, o zaman size söylediğim başka her şey de kabul edilebilir olacaktır. Eğer bilinç ve enerjinin realitenin doğasını yarattığını kabul ederseniz, biz bir kez daha imajınızı aşmış olursunuz. Ben bu sözü tekrarlayıp durur ve sizi uyandırmaya çalışırım, çünkü siz hâlâ üç boyutta bulunuyorsunuz. Ben çok-boyutlu bir varlığım. Ben ebediyen şimdide ve buradayım. Siz buradasınız ve daha sonra orada olacaksınız. Siz şimdi burada benimle birliktesiniz, ama yarın olmayabilirsiniz, ama ben sürekliyim.

Benim sizi başka bir boyutsal duyuya ulaştırabilmem için, sizin sizi tembelleştiren ve katılmanızı engelleyen kronik inançsızlığınızdan kurtulmanız gerekir. Sizin geri dönmenizi, teslim olmanızı ve sadeleşmenizi engelleyen şey odur. Ben sizi sadeleştirmeye çalışırım ve siz bana eskisinden daha karmaşık olarak geri gelirsiniz. Ben sizi temizlemeye çalışan ve siz bir şeyleri geri almaya çalışırsınız. Siz buraya gelmeyi sürdürdükçe, daha fazla açıldıkça ve ben sizi açılmaya daha fazla zorladıkça, muhteşem şeyler olur: Siz alandaki uygulamanızda ve odaklanmanızda çok-boyutlu hale gelirsiniz. Birden, üzerinde odaklandığınız şey gerçekleşir ve siz onun sihrini görürsünüz. Şimdi imajın o olağanüstü olay için bir açıklama düşünmesi gerekir. İmajınız bunu yaptığından, tekrar olağanüstü bir şey meydana gelene kadar aradan uzun bir zaman geçer. Bilinç ve enerji realitenin doğasını yaratır. Siz Alan-çalışmasında gözleriniz kapalı olarak kartınızı bulduğunuzda ya da olağanüstü bir şeyi tezahür ettirdiğinizde, imaj onun bir tesadüf olduğunu söyler.

Siz şimdi tesadüfü beyninizde bir anı olarak tutarsınız ve o tesadüf inanılmaz bir şeydir. Tesadüf imaj tarafından kabul edilebilirdir, ama tanrısal olarak tezahür ettirme onun için inanılmazdır.

Sizinle  bu durumu biliyorum. Siz aydınlandığınızı düşünürsünüz. Bense neyle çalışmam gerektiğini bilirim. Benim sizi sürekli olarak ve tekrar tekrar odaklanma çalışmasına sokmamın nedeni, onun, olağanüstü olanın bir tesadüf olup olmadığım göstermemizin tek yolu olmasıdır. Ben sizi teslim olmaya ve alışık olduğunuz odaklanma süresini aşmaya zorlarım ve siz en sonunda pes edersiniz. Ben size odaklanmanızı söylerim ve siz odaklanırsınız; o imajı aşar ve siz alanda kartınızı bulur ve başka olağanüstü şeyler yaparsınız. Ama üstatlar, bu herhangi bir zamanda ve sadece anlar içinde olabilir. Bu sanat, sizi imajın inançsızlık ve kendinden-kuşku emrinden daha büyük olmanız için eğitmektir.

Siz odaklanmak için gözlerinizi kapatıp (bir bezle) bağladığınızda, gerçek kimliğinize kavuşursunuz. 0 karanlıkta doğar, çünkü o Boşluk’ta doğar. O, özünde bir düşüncedir. Siz parlak bir varlıksınız, ama karanlıkta doğarsınız. Siz bu hapishanede yaşarsınız. Üstadın kendi hayatını bu süreçle, bu çıplak Boşluk ile, düşünceli bilinçle kontrol ettiğini anlamalısınız. Üstadın spiritüel hayatı onun bedenini yönetir, bedeni onun spiritüel hayatını yönetmez. Siz bu süreçle farkındalık geliştirdiğinizde, bir daha asla kapanmayacak gözlere sahip olacaksınız.

DEVAMI……..

Facebook Yorumlar

Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

What's Your Reaction?

İYİ İYİ
1
İYİ
Kötü Kötü
0
Kötü
Harika Harika
5
Harika
Bana aşağıdan bakarsan Tanrıyı, yukarıdan bakarsan delinin tekini, karşımdan bakarsan kendini görürsün.

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Türü Seç
Soru cevap
Konuya dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Yazı
Biçimlendirilmiş Yazı